• BIST 102.381
  • Altın 198,996
  • Dolar 4,7340
  • Euro 5,5428
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 24 °C

Bir, iri, diri işine giriyoruz

Mustafa Necati Yıldırım

Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere iktidar cenahının huyudur, her fırsatta çıkıp muhalefete nasıl muhalefet edileceğini öğretirler. Hemen hemen bilinen tüm siyasi eğilimler aksini gösterse de, eşyanın tabiatına aykırı olsa da muhalefete muhalefet bu ülkenin gerçeğidir.

Adalet Yürüyüşü ile birlikte yine benzer söylemler hiç vakit kaybetmeden dolaşıma girdi. Bir farkla ki daha önceleri genellikle aynı gün mikrofon karşısına geçip kükremeye başlayan Cumhurbaşkanı’nın yerini bu kez ilk gün twitter üzerinden Sayın Devlet Bahçeli aldı ve sonrasında sahneyi Sayın Erdoğan’a bıraktı. Özellikle referandum sonrası geliştirilen bu yöntem ‘tutmuş’ olmalı ki istikararlı bir şekilde devam ettiriliyor.

Yürüyüş ilerledikçe Saray’ın oruç ağzını zor tutan tavrının şiddetini artırarak işi FETÖ-PKK-CHP üçlemesine vardırması korkunun boyutunun görünenden fazla olduğuna işaret etti ve devamında Sayın Bahçeli çıtayı yükselterek yürüyenleri, dolayısıyla destekleyenleri, dolayısıyla neredeyse memlektin yarısını Pennsylvania’ya gönderme niyetini beyan etti.

Elbette bu genel olarak iktidar cephesinin ıslak rüyalarını süsleyen bir fantezi olarak malumun ilanında başka bir şey olmadı: Keşke bizden olmayanların hepsi gitse de rahatlasak! Yani aslında Asena Melisa Sağlam’a saldıran bilinçaltından temelde hiçbir farkı yok. Ülkenin bir kısmının gerisini minübüste şort giyen Asena olarak gördüğünü tahayyül edin, işte içinden geçtiğimiz korku tünelinin ana teması budur.

Adalet Yürüyüşü her gün toplumun ezilen, mağdur edilen, dışlanan, horlanan, taciz edilen, sömürülen tüm kesimlerin de desteğiyle büyüyerek devam ederken bir şey net olarak ortaya çıktı: Yürüyüşten sonra artık bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yürüyüşe katılan katılmayan, destekleyen karşı çıkan herkes bunu içlerinde bir yerlerde hissediyor.

Öte yandan CHP bilerek yürüyüşü kitleselleştirmekten kaçınıyor. 2019’da çok önemli bir viraj var ve ülke “unpredictable” (öngörülemeyen) koduyla açık denizde dümensiz sürükleniyor. CHP şu aşamada yapılması gerekenin ‘hayır’ cephesine bir arada olduklarında nasıl bir güce dönüşebileceklerini göstermek ve toplumun tüm ‘rahatsızlarını’ zorla dayatılan ikili siyasi yapı içinde iktidarın her şeye rağmen “demokratik” sınırlar içinde el değiştirebileceğine güven duymalarını sağlamak olduğunu düşünüyor.

Referandum sonrası CHP’nin kitleleri YSK önlerine yığmamasını eleştirenler çok oldu. Bu anlamda  tabanda belli bir oranda hoşnutsuzluk olduğu da aşikar. Ancak demokratik toplumun gücünü azımsamamak gerekiyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun Yürüyüş’ün Maltepe’de bitmeyeceği yönündeki açıklaması ise hareketin uzun soluklu maratona evrilebileceği işaretini veriyor.

O halde yapılacak şey belli. Sakin, kararlı, sabırlı bir şekilde, tıpkı Sayın Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi: Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Birlikte kurduğumuz bu ülkeyi inşallah hep birlikte güzel yarınlara taşıyacağız.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)