• BIST 104.861
  • Altın 163,007
  • Dolar 3,9261
  • Euro 4,6483
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 2 °C
  • Adana 7 °C
  • Antalya 14 °C

Bir ödül hikâyesi: Yılanların Öcü

Bir ödül hikâyesi: Yılanların Öcü
Tahir Şilkan, Fakir Baykurt'un Yılanların Öcü kitabını ABC Kritik için yazdı.

Fakir Baykurt, romanlarında ve öykülerinde  köylülerin toprakla mücadelesini, tarım emekçilerinin üretici gücünü, bu gücün farkında olamamışlığını, toprakların yetersizliğini, toprak için suyun önemini, köylülerin yaşamını benzersiz portreler yaratarak anlatmıştır. Köylüler için eğitimin ve sağlık hizmetlerinin yetersizliğini, bu konudaki bilgisizlik ve cehaletin yarattığı sorunları, köy insanlarının en büyük sorununun devlet olduğu gerçeğini ortaya koymuştur.

Tahir Şilkan
Ödül, sanat-edebiyat çevrelerinde  tartışmalı bir kavram.  Ödülün, bir kitabı, filmi, tiyatro oyununu, şairi, yazarı, sanatçıyı tanıtırken kullanılan çok önemli bir kavram olduğu konusunda tartışma yaşanacağını sanmıyorum. Hiç şüphesiz ödül almamış sanat edebiyat yapıtlarının kötü yapıtlar olduğu söylenemeyeceği gibi, ödüllendirilmiş sanat edebiyat yapıtlarının da çok başarılı yapıtlar olduğu söylenemez. Ancak hem okurlar, hem de izleyiciler için sanat-edebiyat yapıtının ödüllendirilmiş olması, ürünün pazarlanmasında, okunmasında, seyredilmesinde çok önemli bir işlev görmektedir.

Sanat-edebiyat yarışmalarına yapıtlarını aday göstermeyenler, aday gösterilmesine rıza göstermeyen pek çok sanatçı -yazar olduğu bilinmez değildir. Ödüllere karşı olan, karşı olduğunu duyuranlar,  yaşam boyu hiçbir yarışmaya katılmayan, bilgisi dışında aday gösterildiği ödülü almayan, protesto amacıyla ödülü reddedenler olduğunu da biliyoruz.

EDEBİYAT ÖDÜLLERİ
Geçmişten günümüze çok bilinen, önemsenen, değer verilen, hakkında çok konuşulan, sonuçları tartışılan ödüller var. Ulusal ve uluslararası ödüller. Bilindiği üzere, sinemada; Akademi ödülleri, Cannes ve Berlin Altın Ayı film ödülleri, müzikte; Grammy ödülleri, Edebiyat alanında da, Nobel Edebiyat Ödülü en bilinen, en prestijli ödüller olarak değerlendiriliyor. 

Ülkemizde ise sinema alanında, Altın Portakal, Altın Koza ve İstanbul Film Festivali ödülleri, müzikte Kral televizyonunun müzik ödülleri, edebiyat alanında ise pek çok önemsenen edebiyat ödülü var. Bizim anlatacağımız ödül hikâyesi, edebiyat alanına ilişkin.

Ülkemizde edebiyat ödülleri, genel olarak yaşamını yitirmiş edebiyatçının adını taşıyor. Sait Faik, Haldun Taner, Orhan Kemal, Cemal Süreya, Cevdet Kudret, Melih Cevdet Anday, Necatigil, Tanpınar ödülü gibi... Bazı edebiyat ödülleri, çeşitli kurumlar adına veriliyor. TRT, Türk Dil Kurumu, CHP, Cumhurbaşkanlığı Ödülleri gibi... Bazı edebiyat ödülleri de gazete kurucuları için verilmişti. Sedat Simavi, Yunus Nadi, Ali Naci Karacan gibi... Bizim sözünü edeceğimiz ödül, Cumhuriyet Gazetesi’nin Yunus Nadi adına 1958 yılında verdiği roman ödülü, Fakir Baykurt’un ilk romanı ‘Yılanların Öcü’ ile kazandığı roman ödülünün hikâyesini anlatacağız.

                                                         FAKİR BAYKURT
Roman ve öyküleriyle olduğu kadar öğretmenlerin sendikal mücadelesinin önderliğini yapan, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS)  Genel Başkanı olarak da tanınan Fakir Baykurt, 14 roman, 10’u aşkın öykü kitabı, 8 ciltten oluşan özyaşamöyküsü ve düşünce yazılarının yer aldığı birçok kitapların yanı sıra çocuk kitapları da yazmıştır. İlk öykü kitabı, 1955 yılında yayınlanan Çilli, ilk romanı ise Yunus Nadi roman yarışmasında birincilik ödülü kazanan Yılanların Öcü’dür. Onuncu Köy, Tırpan, Kaplumbağalar en bilinen romanlarıdır. Köy Enstitülerinden yetişen Fakir Baykurt, 1999 yılında 70 yaşında yaşamını yitirmiştir. 

Fakir Baykurt, romanlarında ve öykülerinde  köylülerin toprakla mücadelesini, tarım emekçilerinin üretici gücünü, bu gücün farkında olamamışlığını, toprakların yetersizliğini, toprak için suyun önemini, köylülerin yaşamını benzersiz portreler yaratarak anlatmıştır. Köylüler için eğitimin ve sağlık hizmetlerinin yetersizliğini, bu konudaki bilgisizlik ve cehaletin yarattığı sorunları, köy insanlarının en büyük sorununun devlet olduğu gerçeğini ortaya koymuştur.


                                                      ROMAN GİBİ ÖZYAŞAM
Fakir Baykurt, 65 yıllık yaşamını Özyaşam başlığı altında 8 ciltte yazmıştır. Yazarın sağlığında sadece ilk iki cildi yayınlanan “Özyaşam”ı 8 ciltlik bir nehir roman olarak niteleyen yayınevinin değerlendirmesi bu yüzden çok gerçekçidir. 8 cilt, 3292 sayfa, 560 bölüm... Fakir Baykurt verimli yazarlık sürecini görkemli bir Özyaşam’la taçlandırmıştır.

Fakir Baykurt, Özyaşam’ında çocukluğunu Köy Enstitüsüdeki öğrencilik yıllarını, köy öğretmenliğini, “Yoksullar Üniversitesi” olarak nitelenen Gazi Eğitim Enstitüsü öğrenciliğini, giderek şekillenen ve hızlanan yazın yaşamını, ‘Özüm Çocuktur’, ‘Köy Enstitülü Delikanlı’ ve ‘Kavacık  Köyünün Öğretmeni’ başlıklı üç ciltte toplamıştır.
Dördüncü cilt ‘Köşe Bucak Anadolu’da; Sivas, Sivas-Hafik, Şavşat, Konya ve Ankara’da süren ortaokul öğretmenliğini, Yılanların Öcü adlı ilk romanının yazılışını, ödül almasını, yayınlanışını, filme alınmasını, filmin yasaklanmasını,  Devlet Başkanı Cemal Gürsel’in filmi izleyip film üzerindeki yasağı kaldırmasını, birbiri ardına çıkan kitaplarını 27 Mayıs öncesini ve sonrasını merak ve heyecanla okunan bir roman güzelliğinde anlatmıştır.
‘Bir TÖS vardı…’ Özyaşam’ın beşinci cildi bu başlığı taşıyor. Fakir Baykurt, 1969 yılında neredeyse bütün ülke öğretmenlerinin desteğini alan büyük öğretmen boykotunu, mevcut köhnemiş eğitim sistemi yerine, ileriden, halktan, devrimden yana bir eğitim sistemi programını ortaya koyan Devrimci Eğitim Şurasını ve 1965-1971 yılları arasındaki öğretmen örgütlenmesini en önemli tanığı olarak anlatıyor. Geçmişte öğretmen yürüyüşünde katkısı olmuş, kamu emekçilerinin sendikal hak ve özgürlük mücadelesinin önderleri ve öğretmen örgütü yöneticilerinin değil bütün öğretmenlerin, emekçilerin, öğrencilerin, bugünkü emekçi önderlerinin  mutlaka okumaları ve değerlendirmeleri gereken önemli bir başvuru kaynağı; ‘Bir TÖS Vardı’

‘Genç Emekli’, ‘Sıladan Uzakta’ ve ‘Dost Yüzleri’ başlığını taşıyan son üç ciltte 12 Mart Faşist darbesi sonrası kapatılan TÖS’ün yerine kurulan TÖB-DER’i, birbiri ardına yazılan önemli roman ve öykü kitaplarını, emekliliğe zorlanışını, faşizmin azgın saldırısı sonucunda ülkeyi terk etmek zorunda kalışını, Almanya yıllarını, göçmen işçilerin yaşamını, gurbetteki zorluklarını ve 65 yıllık yaşamında iz bırakan dostlarını anlatmış, bize.

                                                               YILANLARIN ÖCÜ
Fakir Baykurt, Özyaşam başlıklı anılarının, ‘Kavacık Köyünün Öğretmeni’ başlıklı üçüncü cildinde, Demet başlıklı bölümde Yılanların Öcü’nün ilk yazılış hikâyesini anlatır.

 Fakir Baykurt, Yılanların Öcü romanını, ilk önce ‘Yılanların Öcü’ başlıklı bir yazı olarak yazmış,  yazı,  1950’li yılların başında Isparta’da yayınlanan Demet dergisinde  yayınlanmıştır. Yazı yayınlandıktan sonra ilk okurlarından birinin kendisi olduğunu yazan Fakir Baykurt, yazıyı “sevmediğini“ yazacaktır. “...Olmamış, Seyrek bir yazı. Kaldırıp koydum bir yana. Anama, kardeşlerime, ‘benim Isparta’da sizden söz eden bir yazım çıktı’ demedim. Balı güzel Dursun Kut beğenmişti, kendim beğenmedim.” 

Fakir Baykurt, Sivas Lisesi öğretmenliğine atanmasından sonra Demet dergisinde çıkan iki sayfalık “Yılanların Öcü” yazısını roman yapmaya karar verir. “Atlar Tepişti” adlı kitabını yarım bıraktığı için kendisine çok kızgın olduğundan “Yılanların Öcü”nü yarım bırakmak istememektedir. Öğretmenlik tayinini Burdur ilçelerinden birine yaptırdığı zaman kolunun altında iki roman olması gerektiğini düşünmektedir. Bu romanlardan birinin adı  ”Yılanların Öcü” olmalıdır. (DEVAMI VAR)

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)