• BIST 109.050
  • Altın 153,440
  • Dolar 3,8386
  • Euro 4,5114
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 11 °C

Bir Ödül Hikâyesi: Yılanların Öcü-3

Bir Ödül Hikâyesi: Yılanların Öcü-3
Fakir Baykurt'un İstanbul'a yaptığı "ödül gezisi"; dönemin edebiyat ortamını, ilişkileri, Fakir Baykurt'a gösterilen tutumu, yapılan önerileri, Büyük Kurul'daki ödül tartışmalarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyması bakımından öğreticidir.

Tahir Şilkan
"...1958'de Yılanların Öcü ile kazandığım Yunus Nadi Ödülü, gerçekten tanınmama yardımcı oldu. Ben daha başta, toplumun egemen siyasal gücüne aykırı bir yazardım. Yunus Nadi birinciliği bu tutumda direnebilmeme yardım etti..." (03.6.1978--Orhan Kemal Roman Ödülü Konuşmasından)

Fakir Baykurt, Yılanların Öcü romanıyla birincilik ödülünü kazandığı Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Roman Ödülü'nü almak için, 1958 yılında, on günlüğüne İstanbul'a davet edilir. Daveti ileten Cumhuriyet Gazetesi Konya temsilcisi Sofu Tuğrul'a, asker olduğu için "Ya izin?" diye sormuştur. Sofu Tuğrul'un yanıtı, "İzin sorun değil, komutanından bir telefonla ya da gerekirse Genelkurmay'dan iznin kolaylıkla alınacağı" olur.

Fakir Baykurt'un İstanbul'a yaptığı "ödül gezisi"; dönemin edebiyat ortamını, ilişkileri, Fakir Baykurt'a gösterilen tutumu, yapılan önerileri, Büyük Kurul'daki ödül tartışmalarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyması bakımından öğreticidir.

Fakir Baykurt, ilk kez uçak yolculuğu yaparak İstanbul'a geldiğinde, sonraki yıllarda gazetenin yazı işleri müdürlüğü ve Genel Yayın Yönetmenliği yapacak Kayhan Sağlamer ve Özgen Acar tarafından karşılanıp, Sirkeci'de lüks bir otele yerleştirilir. Gazetede ilgiyle karşılanır, ancak en coşkulu karşılamayı Yaşar Kemal'in yaptığını görürüz. Fakir Baykurt, "Kocaman gövdesiyle girdi kapıdan, sarmaş dolaş olduk. 'Vay benim Fakir babam' diyerek bir kez daha sarıldı, öptü, sıktı, bağırarak konuşmaya başladı" der.

ÖDÜL MEYDAN SAVAŞI: YILANLARIN ÖCÜ, AYLAK ADAM’A KARŞI

Yaşar Kemal şunları söylemiştir: "Dokuz üyeli Büyük Kurulun yedisinin oyunu aldın ulan! O gün burda büyük Meydan Savaşı verildi; haberin yok! Vaktimiz olunca anlatırım. Öbür iki üye de Yılanlar'a karşı değildi, ama Aylak Adam'a oy verdiler."

Yunus Nadi Roman Yarışmasının ön jürisinde görevli olan Yaşar Kemal, Büyük Kurul'un sekretaryasını yürüttüğünü, Kurul'da, söz hakkı da, oy hakkı da bulunmadığını belirttikten sonra, yarışma sonucuna ilişkin şu önemli değerlendirmeyi yapacaktır:

" Aylak Adam'a oy vererek toplumcu edebiyatın yönünü bireyciliğe kırmak istiyorlardı. Orhan Kemal karşılarına dikildi; aldı sözü, yarım saat Irazca'yı anlattı. Oğlu arkasız Kara Bayram'ı, köy dünyasında o arkasız insanın halini... O ırzı kırık muhtarı anlattı. Karataş'ın kara yazılı insanlarını... Romanın yepyeni dilini..."

Yaşar Kemal, Büyük Kurul'un başkanlığını yapan Halide Edip Adıvar'ın da hem Yılanların Öcü'nü hem de ödülün artırılmasını savunduğunu söyleyecektir. O sıralarda 74 yaşında olan Halide Edip Adıvar'ın yarışmaya katılan romanları, asistanı Vedat Günyol'a okuttuğu, onun hazırladığı notlar çerçevesinde yarışmada oy kullandığını söylememiz gerekiyor.

Yılanların Öcü'nün birincilik ödülü kazanıp, Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam romanının ikinci olması ile ilgili Yaşar Kemal'in yaptığı değerlendirmenin doğrulanması diyebileceğimiz bir anlatıma Orhan Kemal’in anılarında da rastlıyoruz. Orhan Kemal'in yaşamına ilişkin, Nurer Uğurlu'nun yazdığı Orhan Kemal'in İkbal Kahvesi başlıklı Anı-Roman'ın, Türk Köyü Ve Türk Köylüsü başlıklı bölümünde Orhan Kemal'in bu konuda neler söylediğini kitaptan aktarmak isterim:

" Orhan Kemal, kızgın ve sinirli İkbal'den içeri girip köşesine otururken Muzaffer Buyrukçu seslenir:

" Ne oldu kirve?"

"Namusumuzu kurtardık."

" Kimin namusunu kurtardık?"

" Kimin olacak, kendi namusumuzu. Fakir'i."

" Bize alın okuyun diye beş roman verdiler. Aldık, okuduk. İyi güzel. İçinden bir ikisini değerlendirip işte en iyisi bu diyeceğiz. Seçici Kurul oyunu verip; sonucu bekler değil mi? Nerde? Oylar verildi. Kimin kazandığı, kimin birinci, kimin ikinci olduğu belli değil. Gerekli olan oyu sağlayan bir roman yok. Başladı mı pazarlık! Bizim Haldun Taner, Behçet Necatigil demesinler mi Aylak Adam'a verelim birinciliği. Nasıl olur yahu? Fakir'in Yılanların Öcü var ki, roman. Anadolu'yu, onun acı çeken, ezilmiş, ezilen insanının dramını anlatan, hem de ustaca bir roman var. Sen bunu kaldır at, olur mu? Tabii beynimin tası attı. Söz aldım, dedim ki, arkadaşlar burada konuşulması gereken, Aylak Adam'dan daha iyi, özü, meselesi olan bir roman var. Yılanların Öcü...

(...) Bir ana çizmiş Fakir, Irazca Ana, sanki Gorki'nin Ana'sı. Ustaca çizilmiş bir Anadolu kadını. Kadın değil, ana. Hem de ne ana?

Bizimkiler demesinler mi, iyi, güzel ama o romanın dili çok yerel. Çevre dili. Fakir'in köyü gibi köyler yok Anadolu'da. Alaylı alaylı yok mu böyle köyler dedim... Fakir'in anlattığından daha kötü, daha beter köyler vardır. Ben bunu gördüm, bu köylerde yaşadım."

HALDUN TANER’LE GEÇ TANIŞMA

Orhan Kemal, anılarında sonrasında yaşananları ve Aylak Adam üzerine düşüncelerini de anlatır. Aylak Adam'ı da okuduğunu, güzel roman olduğunu, Yusuf Atılgan'da romancı dokusu bulunduğunu, romandaki işçiliğin güzel olduğunu anlattıktan sonra, niçin tercihini Aylak Adam’dan değil Yılanların Öcü’nden yana yaptığını anlatır. Aylak Adam güzel ama meselesi ne sorusunu sormak gerektiğinin altını çizerek kendisinin yaptığı tespiti anlatır. Yılanların Öcü'nün ağırlığı, meselesi olan bir roman olduğunu, Kurul olarak öze bakmak gerektiğini belirterek Yılanların Öcü romanını desteklemek gerektiğini söyler.

Büyük Kurul'da; Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat, Vâlâ Nurettin, Cevat Fehmi Başkut ile Orhan Kemal’in birinciliği Yılanların Öcü'ne, Haldun Taner ile Behçet Necatigil'in ise birinciliği Aylak Adam'a verdiği ortaya çıkacaktır.

Fakir Baykurt, Özyaşam'ın "Genç Emekli" başlıklı 6. cildinde "Dünya Efendisi " başlıklı bölümde Yunus Nadi yarışmasında Yılanların Öcü'ne oy vermemiş olan Haldun Taner'le ilgili düşüncelerini açıklar. 1958 yılında Haldun Taner ile tanışamadığını anlatan Fakir Baykurt, "kendisi sevdiğim bir öykücüydü; sevgiden öte saygı duyduğum" der. Haldun Taner'le 1978 yılında Ahmet Taner Kışlalı'nın Kültür Bakanlığı yaptığı zaman oluşturulan Kültür Yüksek Kurulu üyesi oldukları zaman tanıştığını anlatan Fakir Baykurt, kendisini Devlet Tiyatro'sunda oynanan "Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım" oyununa davet ettiği zaman sohbet etme olanağı bulduğunu yazacaktır.

Fakir Baykurt'un anılarında yer verdiği Haldun Taner'in Fakir Baykurt hakkında yaptığı değerlendirmenin edebiyat tarihimiz için anlamlı olduğunu düşünüyorum.

"...Belki bilmiyorsunuz, ben profesör oğluyum. Avrupa'da okudum, yabancı diller öğrendim. Büyük bir kitaplar ve kültür ortamında bugünkü yerime geldim. Ama siz bir çiftçi çocuğusunuz. Evinizde kitap bile yok. Babanız ananız okuma bilmiyor. Enstitülerin verdiği son derece sınırlı olanakla yola çıktınız. Özetlersek sizin kat ettiğiniz yol, benim kat ettiğimle kıyaslanamaz. Ben 100 kilometre koşup buraya geldimse, siz 500 kilometre koştunuz. Bu kolay değildir ve çok önemlidir. Size karşı saygım buna dayanır ve son derece içtendir. Benim size ve Köy Enstitülü arkadaşlarınıza... Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç'u da çok takdir eder ve sayarım. Onlar büyük adamlardı; sizleri bize kazandırdılar..."

Fakir Baykurt, Yunus Nadi Ödülünü kazanan Yılanların Öcü romanının karşılaştığı ilk büyük engelin, romanın "sansür " edilerek Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilmek istenmesi olduğunu yazacaktır. Sansür isteği, Cumhuriyet Gazetesi yazı işleri müdürü Cevat Fehmi Başkut'tan gelecek, sansürün yazarın kendisi tarafından yapılması istenecektir. Fakir Baykurt'u kitapta sansür yapması konusunda ikna görevini üstlenenler, Cevat Fehmi Başkut ile Burhan Felek olacaktır. Fakir Baykurt kendisine düzeltme yapması için verilen romanda düzeltilmesi istenerek kırmızı kalemle altı çizilen satırların hiç de az olmadığını görünce tarihe geçecek şu sözleri söyleyecektir:

"Henüz gencim, doğru. Yolun da başındayım. Eğer yazdıklarımdan şurasını çıkar, burasını çıkar gibi önerilere peki demeye alışırsam bunun sonu iyi olmaz. Ben bu önerilere temelden kapalıyım... Siz en iyisi bütün öbür parçaları atın, yalnız bu işaretli bölümleri yayınlayın. Çünkü ben Yılanların Öcü'nü asıl bunları söylemek için yazdım."

(DEVAMI VAR)

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)