• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 16 °C

Bir Ödül Hikâyesi: Yılanların Öcü-5

Bir Ödül Hikâyesi: Yılanların Öcü-5
Tahir Şilkan, 'Bir Ödül Hikayesi: Yılanların Öcü' yazı dizisinin son bölümünde 'Yılanların Öcü' filminin Cemal Gürsel sayesinde sansür kurulunu nasıl deldiğini anlatıyor.

Tahir Şilkan
Nusret İkbal'in sahibi olduğu BE-YA film şirketi adına yönetmen Metin Erksan tarafından sinemaya uyarlanan Yılanların Öcü filmi, aylarca Sansür Kurulu'nda incelenir. Sansür Kurulu filmden bazı sahnelerin çıkarılmasını, bazı sahnelerin de değiştirilmesi ister. Sansür Kurulu'nun yapılmasını istediği değişikliklerin çokluğu nedeniyle Yön dergisi "Sansür film çeviriyor!" diye yazacaktır.

SANSÜR KURULU FİLM ÇEVİRİYOR
Gerçekten de Sansür Kurulu’nun filmde değiştirilmesini istediği konuşma ve sahnelere bakınca, Yön dergisinin yazdıklarının hiç de abartma olmadığı anlaşılıyor. Sansürün isteklerinin bazılarını görünce, bu daha iyi anlaşılacaktır:

-Irazca'nın söylediği "Yılanlar kadar olamadınız. Yılan yılanken öcünü bırakmazken, insan öcünü yerde bırakmaz. Elinden gelen, gelmeyeni yapar. Biz de yaparız.”

-Muhtarın Haceli'ye söylediği "Padişah cellatları" ibaresinden "Padişah" sözünün,

-Kerpiç kırımına giderken Haceli'nin söylediği "Askeriyenin gece talimi gibi" sözünün,

-Filmde tekrarlanan "köylü milleti" ibaresinden "millet" kelimesinin, halkımız arasında bir ayrım varmış izlenimi uyandırdığından, çıkarılması,

-Beline taş atılmak suretiyle çocuğu düşürülmüş Haçça'nın tedavisi için getirilmiş sağlık memurunun  kendisine sorulan sorular karşısında verdiği yanıtlar tarafsız olarak ve her vatandaş gibi böyle durumlarda kanun yoluna baş vurma hakkına sahip olduğu fikrini telkin etmesi gerekirken, bunu yapmadığından, bu sahnedeki yanıtın buna göre değiştirilmesi, olmadığı takdirde sahnenin çıkarılması, 

-Irazca, oğlu ve gelinin yapılanları şikâyet etmek için yola çıktıkları sahnenin, filmin son sahnesi olmaması; şikâyet üzerine savcının bir müzekkere ile Haceli ve Muhtarı suçlu bularak celbettirmesi, savcının Irazca ve Kara Bayram'ın haklarını kendi kendilerine almaya kalkışmalarını suç sayıp haklarında kanuni takibat yapacağını açıklaması, Haceli ve Muhtarın suçlarından dolayı haklarında takibat yaptığını gösteren konuşma ve sahnelerin filme eklenmesi...

Sansür Kurulu, senarist ve yönetmenliğe soyunuyor ve görüldüğü gibi filmin finalini yeniden yazıyor. Bir kısmını aktardığım Sansür Kurulu Raporunun sonuç bölümünde şu karara varıldığı belirtilir:

" Yukarıda belirtilen bazı hususlar senaryoda mevcut olmakla beraber bunların filme aktarılması halinde, aile kutsiyetini sarsıcı ve cemiyet nizamını bozabilecek, suça tahrik ve teşvik edecek, dini akidelerimizi rencide eyleyecek sahnelerin var olduğu görüldüğünden, gerekli değişikliklerin yapılması, yine izah edildiği üzere filme bazı sahnelerin ilave edilmesinden sonra filmin tekrar görülmesinden sonra filmin uygun görüldüğüne oybirliğiyle karar verilmiştir."

Yılanların Öcü filminin sansüre takılması haftalarca, aylarca sürer. İçişleri bakanının Sansür Kurulu ile birlikte filmi izlemesinden de sonuç çıkmaz. Bakan, "sansür kurulu karar versin" diyerek inisiyatif almaktan çekinir.  Gazetelerde, Meclis'te tartışmalar devam eder.

Fakir Baykurt, filmden sözcük çıkarılmasına razı olmadığını söylerken, bir yandan da filmin yapımcısı Nusret İkbal'in Metin Erksan'ı ikna ederek ödün verilmesine yol açacağından kuşkulanmaktadır. Bu kaygısını öğrenen yapımcı Nusret İkbal, Baykurt’u rahatlatır, "Ödün söz konusu olamaz! Yılanların Öcü'nün özgünlüğünü bozacak çıkarmalara yönelmeyiz, korkma!" der.

CEMAL GÜRSEL FİLMİ İZLİYOR
Fakir Baykurt, anılarında, bir gün  ilköğretim müfettişi olarak çalıştığı Milli Eğitim Müdürlüğü'ndeki görevinde iken "ne var ne yok" diye telefon ettiği Mustafa  Ekmekçi'nin, "Lan oğlum nerdesin?" diye bağırdığını ve "Lan oğlum, seni Köşk'ten arıyorlar! Vakit yitirme, hemen git!" dediğini yazıyor. Kendisinin de, "Dur bakalım adı güzel Mustafa, hemen öyle Köşk'e gidilir mi? Ne istiyorlar!" demesi üzerine, Mustafa Ekmekçi'nin, "Deliye bak! Lan oğlum haberin yok mu? Ankara kaynıyor. Cemal Gürsel Paşa filmi istiyor! Şirkete telefon edildi, film bulundu ama sen bulunamadın! Cemal Gürsel Paşa filmle birlikte seni de istiyor!" demiştir. 

Mustafa Ekmekçi aracılığıyla Köşke telefon edip, kendisiyle birlikte filmin yapımcısı ve yönetmeninin de gelip gelemeyeceği sorulur, Köşk'ten onların da gelebileceği, bu akşam saat 8'de Köşk'te olmaları gerektiği bildirilir. Köşkte sinema filminin gösterileceği bir göstergeç olduğunu öğrenmişlerdir. Akşam yemeğini peynir ekmek ve birer gazozla geçiştirip Köşk'e tam zamanında giderler.

Kendilerini karşılayan yaver, "Paşa Hazretleri bu akşam filmi izlemek istiyorlar. Çok iyi gürültü kopardınız haa!" der. Fakir Baykurt'un yanıtı şöyle olur: "Cumhurbaşkanı gün görmüş insan, yan tutmadan görüşünü söyler sanırım!"

Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel salona girince Fakir Baykurt'u yanına çağırır. Saygıyla elini sıkıp çekilen Fakir Baykurt, anılarında Paşa'nın önüne küçük bir sehpa, sehpanın üstüne de iki bardak, bardaklardan birine su, diğerine rakı konulduğunu ve Cemal Gürsel'in bir işaretiyle filmin gösteriminin başladığını anlatır. Cemal Gürsel'in, yanında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Nasır Zeytinoğlu ve Senatör Osman Köksal'la birlikte filmi sonuna kadar izlediklerini, filmin gösterimi bittiğinde Paşa'nın yeniden kendisini çağırdığını söyler.

 Kafasında olumlu-olumsuz tedirgin düşüncelerle Cemal Gürsel'in yanına gittiğinde, elini uzattığını, elini alıp sıktığını ancak Paşa'nın elini bırakmayıp; "Teşekkür ederim, vatana hizmet ettiniz Baykurt! Kalpten tebrik ederim; beğendim. Güzel olmuş. Daha önce romanı Senatör Sami Küçük'e incelettim. Geniş açıklamalarını dinledim. Olanları da biliyorum. Çalışmalarınızı sürdürün..." dediğini anlatır.

CEMAL GÜRSEL'İN TARİHE GEÇEN DEĞERLENDİRMESİ
Cemal Gürsel, sonra salona geçildiğinde Fakir Baykurt'u yanına oturtarak sohbet eder. Bu sohbet sırasında Cemal Gürsel'in söylediği sözler Cumhurbaşkanının ülkede yaşanan gelişmeleri çok iyi izlediğini gözler önüne serer.

"Bu yapıt için çok tartışma oldu. Zararlıdır, yararlıdır, çok konuşuldu. Ama ben zararlı bir şey görmedim. Gerçeğin bize kapalı yönlerini yansıtıyor. Köylerimiz gerçekten böyledir. Hatta siz biraz cilalamışsınız. Filmde kimse yamalı, yırtık değil. Artistler gürbüz, şişman, besili besili kimseler. Gerçek sizin gösterdiğinizden daha acıdır. Evet acıdır. Ama ne yapalım ki böyledir. Bir milletin yirmi milyonu bu durumda kalamaz. Yirmi milyonu sefillik içinde olunca öbürlerinin mutluluğundan söz edilemez. Kanımca bu gerçekten kaçınmak değil, tam tersine üstüne varmak gerekir.  Gerçeği olduğu gibi görmek, sonra da düzeltmek gerekir.

Bizde özellikle köy konusunda aydınlar bağnazdır. Yurt gerçekleri söylendiği zaman bağırır çağırırlar. Bunları dinleyip gerçeği göstermekten geri kalırsak, köy âlemi kabuğuna çekilir, sefillik ve cahillik içinde kurur. Dertlerin çözümü bulunamaz. Çözümün ilk adımı gerçeğin gösterilmesidir. Bu yüzden hizmetiniz büyüktür. Millet bu filmi görmelidir..."

Cemal Gürsel'in sözlerinin gazetelerde çıkmasından sonra Sansür Kurulu bu kez susar. Son Havadis, Tercüman, Yeni İstanbul gazetelerinde "Yılanlar Çankaya'da", " Yılanlar tırmanıyor" haber ve karikatürleri yayınlanırken, Arif Nihat Asya, "Yılanlar kendilerine Şahmaran arıyor" diye yazar. Fakir Baykurt, bu söze üzerine, "Bir şairin böyle düşüneceğini sanmazdım. Ama şair var, şair var" diyerek düşüncesini ortaya koyar.

Yılanların Öcü  filmi için yapılan afişte  Cemal Gürsel'in "Bu filmi çekmekle vatana hizmet ettiniz!" sözü yazılıdır. Sonunda, Sansür yenilir. Yılanların Öcü, Ankara'da beş, tüm yurtta iki yüz sinemada gösterime girer. Birçok sinemada olaylar çıkar. Ama Yılanların Öcü filmine ilgi büyük olur.

YILANLARIN ÖCÜ  SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ'NDE
Yılanların Öcü'nün Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki gösterimini Ergin Günçe ve Turgay Gönenç organize eder.

Büyük Anfi'de gerçekleşen film gösterimini, öğretim üyelerinden İbrahim Yasa, Bahri Savcı, Sadun Aren, Hamide Topçuoğlu, Nermin Abadan, Mümtaz Soysal, Ruşen Keleş, İlhan Unat da öğrencilerle birlikte izler. Film bittikten sonra coşkulu alkışlar altında sahneye çıkan Fakir Baykurt, film ve roman üzerine sorulan soruları yanıtlar.  

Bir Ödül Hikayesi: Yılanların Öcü başlığıyla yazdığım bu dizi yazıyı, Fakir Baykurt'un Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde yaptığı konuşmadan bir  bölümle bitirmek gerektiğine inanıyorum.

"Tiyatrosunu yasakladılar. Filmini Sansürün elinden zor kurtardık. Nedendir bunca gürültü?  Bir romana, romandan uyarlanan filme, oyuna bunca büyük tepki fazla değil mi?  Bu olay aslında bir görünüştür. Özellikle köylülerin pek çok istemi bu romanda yer alıyor. Tepki buna. Köylü okutularak, Toprak Reformu yapılarak canlandırılmasın. Köylüyü, hem devlet, hem egemen sınıf sömürmeye devam etsin. İstenen budur. Köy Enstitülerini bunun için kapattılar. Kadirli Kaymakamını bunun için sürdüler. Beni de bir kaşık suda boğmak istiyorlar...

Bana vermiş olduğunuz desteğe teşekkür ederim. Çağırdınız geldim, sizleri kırmadım. Benim de yarının yöneticileri, maliyecileri, diplomatları olacak sizlerden ricam var. Kimlerden yana olacaksınız. Yılanların Öcü yazarına destek olarak safınızı seçmiş durumdasınız. Asla kaypak olmadan bu safta kalınız..."

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)