• BIST 106.649
  • Altın 144,151
  • Dolar 3,5252
  • Euro 4,1269
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 31 °C

Bir Romanın Hikâyesi 1: “Tırpan” - TÖS Kuruluyor

Bir Romanın Hikâyesi 1: “Tırpan” - TÖS Kuruluyor
Tahir Şilkan, 'Yılanların Öcü'nden sonra bu kez de Fakir Baykurt'un bir diğer ölümsüz eseri 'Tırpan'ı ABC Kritik için kaleme alıyor.

Tahir Şilkan
“Bir Romanın Hikâyesi” başlığı altında bir kaç bölüm sürecek bu yazı dizisiyle, Fakir Baykurt’un 1970 TRT ve 1971 TDK Roman Ödülü’nü kazanan “Tırpan” romanının hikâyesini anlatmak istiyoruz. Yazıyı tamamlarken romanı da tanıtacağız. Suna Pekuysal’a tiyatroda ödüller kazandıran Uluguş Nine karakterinin “Bu dünya kalmaz böyle…” sözleriyle biten Tırpan, hangi süreçte, nasıl yazılmaya çalışıldı, neler yaşandı? Nasıl ödüllendirildi?

TÖS KURULUYOR

Kamu emekçilerine sendika hakkı ilk kez 1961 Anayasası ile tanınmıştır. 1965 yılında çıkarılan 624 Sayılı Devlet Personeli Sendikaları Kanunu ile kurulan sendikaların grev ve toplu sözleşme yapmalarının dışında siyasetle uğraşmaları yasaklanmıştı. Gösteri yürüyüşleri düzenleme hakkı bile verilmeyen kamu görevlileri sendikalarının işyeri, meslek ve statü sendikaları olarak kurulmalarına olanak sağlanmış, üyeleri adına görüş bildirme dışında bir hak tanınmamıştı.

Kurulan onlarca sendika içinde Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS)’nın gösterdiği mücadele, hakların yasalarla kısıtlanmasının pratikte olanaklı olmadığını gösterecektir. TÖS, 1969 yılında, ülke çapında nereyse bütün öğretmenlerin katılımı ile Büyük Öğretmen Boykotunu hayata geçirmiştir. “Eğitimin, okulların, öğretmen ve öğrencilerin içinde bulunduğu durumun düzeltilmesi konusunda yönetimi uyarmak için“ gerçekleştirilen Boykot 15-18 Aralık 1969 tarihleri arasında yapılmıştır.

TÖS’ün kuruluşunu, örgütlenmesini, 12 Mart 1971 Darbesi sonrasında Anayasa değişikliği yapılmak suretiyle kapatılmasına kadar olan 6 yıllık süreçteki tarihini, Devrimci Eğitim Şurası, Büyük Öğretmen Boykotu başta olmak üzere yaptığı eylemleri, etkinliklerini ve Genel Kurullarını roman kurgusu içinde yazan Fakir Baykurt olmuştur. Fakir Baykurt, bu altı yıl boyunca, birkaç aylık bir dönem haricinde TÖS’ün Genel Başkanlığını yürütmüştür.

Fakir Baykurt, Özyaşam’ın 5. cildi olan “Bir TÖS Vardı” başlıklı anı kitabının önsözünde TÖS’ü kısaca tanıtmıştır.

Öğretmenler adına eğitimin yönetimine katılıp onu yurdun ve halkın yararına çevirmek çabasında olan TÖS şu temel soruları sormuştur: “Nasıl daha iyi öğretmenlik yapabiliriz? Öğrencileri nasıl devrimci tavır ve davranışlı yetiştirebiliriz? Yüzyıllardır karanlıkta bırakılan halkı nasıl daha çabuk uyandırabiliriz?” Bu sorularının yanıtlarını halktan yana verebilmek için TÖS’de örgütlenen öğretmenler, büyük bir kıyıma uğramış, mesleklerinden atılmış, sürgün edilmiş “analarından emdikleri süt, burunlarından getirilmiştir.”

Fakir Baykurt, önsözde 1965-1971 yılları arasında yaşanan süreci şöyle özetler:

“Kısaca aydınlıkla karanlığın savaşı yaşandı. Ucu sömürmeye varan girişimler karanlıkta yürür. Sömürenlerin buyurmasına alışık yönetimler, lambaları söndürüp, ışık gelecek delikleri tıkayıp, artan ödenekleriyle sömürücü güçlerin gölgesinde daha iyi yaşar. TÖS’ü bu yüzden kapattılar. Ellerinden gelse onlar güneşi de karartacak. Halk sömürüyü sezmesin, karşı çıkmasın, alınterinin hakkını istemesin! Kardeşlik, eşitlik, insanlık, barış diye dayatmasın! Öğretmenler bu özlemlerin eğitimini vermesin; uyutulan halk hiç ama hiç uyanmasın!”

EH KAHVESİ

1965 yılında Kamu Personeli Sendikaları Kanunu çıktıktan sonra, çoğunluğu Köy Enstitülerinden yetişen, enstitülerde öğretmenlik, yöneticilik yapmış öğretmenler TÖS’ü kurmak ve Genel Başkanlığı’na Fakir Baykurt’u getirmek için büyük bir çaba gösterirler. Fakir Baykurt’un evine “Onu ikna etmek için” giden heyetin içinde, Mehmet Başaran, Talip Apaydın, Veli Demiröz, Dursun Kut gibi dost ve arkadaşları olmasına karşın Fakir Baykurt, yazması gereken romanları olduğunu söyleyerek öneriyi reddedecektir. Ancak öğretmenler kararlıdır. Aynı gün akşam saatlerinde yanlarına Gölköy Enstitüsü’nün müdürlüğünü de yapmış olan yaşlı bir öğretmeni İsmail Safa Güner’i de alarak yeniden gelirler. Fakir Baykurt’un eşi Muzaffer Hanım’ın “Akşam akşam size çay mı, kahve mi yapayım? Yoksa acı soğan, kuru yavan bir şeyler mi çıkarayım; oturup bizimle yer misiniz?” demesi üzerine Safa Hoca, “Biz buraya kısmetse, eh kahvesi içmeye geldik!” dedikten sonra ekler. “Kız isteme bitince içilen kahveye eh kahvesi derler ya!”

Safa Hoca, Fakir Baykurt’a dönerek, “Hepimiz sana yardımcı olacağız. Öl de öleceğiz!” der. Fakir Baykurt, “Safa Hoca seçtiği uygun sözcükleri yufka yerlerime vurdukça vurdu. Kıpırdayacak yerim kalmayınca, Muzaffer’e dönüp, ‘Yap gaveleri!’” dedim, diyecektir.

Böylece büyük bir heyecanla TÖS kurulacak ve Genel Başkanlığı’na Fakir Baykurt seçilecektir. TÖS Yönetim Kurulu’nda Osman K. Akol ve İsmail Safa Güner, Fakir Baykurt’la birlikte TÖS kapatılana kadar görev yapacaktır. Akol Hoca, 12 Mart’ta, TÖS davasında Fakir Baykurt ile birlikte yargılanacak, cezaevinden çıktıktan sonra da TÖS kayyumu olarak TÖS’ün mal varlığının TÖB-DER’e geçmesini sağlayacaktır. Ama o yıllara daha çok var. Şimdi Öğretmenlerin ilk kez sendika çatısı altında örgütlenmesini, TÖS’ün efsane Genel Başkanı Fakir Baykurt’un yazacağı romanın hikâyesini anlatmak istiyoruz.

( DEVAMI VAR)

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)