• BIST 106.846
  • Altın 144,081
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1310
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 31 °C

Bir Roman'ın Hikâyesi 5: Türk Dil Kurumu Ödülü

Bir Roman'ın Hikâyesi 5: Türk Dil Kurumu Ödülü
“Oyum Tırpan'ındır. Fakir Baykurt içerde diye değil, Tırpan iyi roman diye! Baskıdan çekinerek vermezlik edersem, sonra aynada yüzüme bakamam!”

Asıl yiğitliği Cahit Külebi göstermiş ve “Oyum Tırpan'ındır. Fakir Baykurt içerde diye değil, Tırpan iyi roman diye! Baskıdan çekinerek vermezlik edersem, sonra aynada yüzüme bakamam!” demiş. Fakir Baykurt, seçici kurul üyelerinden Cemal Süreya'nın da gösterdiği yiğitliğin sonraki yıllarda hiç sözünü etmediğini söyler.

Tahir Şilkan

Tırpan romanının Cumhuriyet Gazetesi'ndeki günbölük yayını sürerken, romanı Bilgi Yayınevi sahibi Ahmet Küflü yayınlamak istediğini söyler. Ancak, Fakir Baykurt'un ilk romanı Yılanların Öcü'nden beri yayıncısı olan Remzi Kitabevi ve sahibi Remzi Bengi de Tırpan'ın kendi yayınevinden çıkmasını arzuladığını bildirir.

Remzi Bey bütün kitapların yazar hakkını %10'dan %15'e çıkaracağını, ancak önemli olanın para değil prestij olduğunu söyleyerek ısrar eder. Remzi Yayınevi'nin ikinci adamını Fakir Baykurt'u ikna etmek için Ankara'ya gönderir. Uzun görüşmelerden sonra Fakir Baykurt ikna olur, romanın yayın hakkını Remzi Kitabevi'ne verir. Remzi Kitabevi, dizgiyi kaşla göz arasında bitirecektir. Kısa bir süre sonra basılmış on kitap Fakir Baykurt'a ulaşır. Fakir Baykurt, romanın Cumhuriyet'teki yayını sürdüğü için endişelenir ama Yayınevi yöneticileri kitabın sürümünün Cumhuriyet'teki yayın bittikten sonra olacağını, kitabı görmesi için gönderdiğini söyler.

İNATÇI KÖY ÖĞRETMENİNE GÖNDERİLEN ROMAN

Fakir Baykurt da kendisine gönderilen kitapları o zamana kadar bekletir. Sonra birini Akçaabat'taki Ali Faik Cihan'a, birini de o kaplıca köyündeki öğretmen Refik Adanır'a gönderir. Refik Öğretmen'e bir de mektup gönderen Fakir Baykurt şunları yazar: “Asistan İsmail Ertan'la görüştük. Çok da gülüştük. Bir daha genel başkanını başkasıyla karıştırma...”

Refik Adanır, yıllar sonra Ankara'ya bir toplantıya geldiğinde, “Sizdiniz siz! Ama mutlaka bir şey yazıyor diye sesimi çıkarmadım!” diyecektir. Fakir Baykurt açıklama yapmadığını ama kırılan gönlünü almış olduğunu ifade eder.

Tırpan romanı Fakir Baykurt'un yayınlanan on beşinci kitabıdır. Fakir Baykurt Tırpan'dan sonra Yılanların Öcü ve Irazca'nın Dirliği'nin devamı olan Kara Ahmet Destanı'nı yazmaya başlar. TÖS Genel Başkanı olarak, Ankara dışında çalışması, sendikal faaliyeti istediği biçimde sürdürmesine engel oluşturduğu için, öğretmenlik görevinden ayrılarak Ankara'da bir göreve geçmesi, Sendika Merkez Yönetim Kurulu'nun da önerisi olur. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdal İnönü ile yapılan görüşme sonucunda, teklif edilen, Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevini kabul ederek Öğretmenlik görevinden istifa eden Fakir Baykurt, ODTÜ'deki görevine başlar.

BAYKURT’U HAPSEDEN 12 MART TÖS’Ü KAPATIR

Fakir Baykurt'un ODTÜ'deki görevi uzun sürmeyecektir. 12 Mart Faşizmi, sendikal örgütleri, aydınları, demokratik kitle örgütlerini silindir gibi ezip geçecektir. Fakir Baykurt önce TÖS nedeniyle gözaltına alınacak, ancak ortada sendikal bir suç olmadığı için serbest bırakılacak ancak bir hafta geçmeden bu kez devrimcilere yardım etmekten tutuklanacaktır.

12 Mart döneminin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç'ın “Sosyal uyanış, ekonomik gelişmeyi aştı” sözünü rehber edinen 12 Mart hükümetleri 1961 Anayasası'nın “Topluma bol geldiğini” iddia ederek, Anayasadaki çalışanlar sözcüğünü, işçiler olarak değiştirirler ve Kamu görevlileri sendikalarının kapatılmasını sağlarlar. Anayasa değişikliği ile TÖS' de kapatılacaktır. Şunu özellikle belirtmek gerektiğini düşünüyorum: TÖS Askeri mahkemelerde ve Askeri Yargıtay'da beraat etmiştir. Fakir Baykurt, hem kendisinin hem de TÖS'ün beraat ettiğinin altını çizerken TÖS'ün emekçilerin tarihinde çok önemli bir işlev gördüğünü, TÖS öyküsünün hem eski öğretmenler hem de yeni öğretmenler tarafından canla başla okunması gerektiğinin altını çizmiştir.

TÜRK DİL KURUMU (TDK) ROMAN ÖDÜLÜ TIRPAN'IN

1971 yılı TDK Roman Ödülü'nü Tırpan romanıyla Fakir Baykurt kazanacaktır. Fakir Baykurt, cezaevinde TÖS iddianamesine karşı savunmasını hazırlarken, cezaevi arkadaşlarının Kabak Musdo adını taktığı Mustafa Yarbay, “Eşiniz telefon etti; bir kitabınız varmış. Kürdan mı dedi, adını pek iyi anlayamadım, ödül almış. Bir de telgrafınız var...” haberini verir. Arkadaşları gülmekten kırılırken telgrafı okuyan Fakir Baykurt, Tırpan'ı yayınlamak isteyen Bilgi Yayınevi’ne vermediğini ama yine de sahibi Ahmet Küflü’nün Tırpan romanının TDK roman ödülünü kazandığını bildirerek sevincini paylaşmış olduğunu görür.

Tırpan romanıyla TDK Ödülü aldığını hapishanede öğrenen Fakir Baykurt, her yıl 26 Eylül Dil Bayramı'nda Kurumda düzenlenen bir törenle ödüllerin verildiğini, ama o yıl bayram olmadığı için tören yapılmayacağını düşünür. Cezaevi arkadaşı gazeteci İlhami Soysal, “Kurum'da küçük bir tören yaparlar!” der. “Muzaffer gider, senin yerine alır!”

Nitekim öyle olacaktır. Yasaksavar biçimde bir tören düzenlenmiş, Muzaffer Hanım'a ödül verilmiş ancak ne roman ödülü sözcüğü kullanılmış ne de Tırpan'a ödül verildiği söylenmiştir. Muzaffer Hanım Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Macit Gökberk'le tanıştırılmış ve Başkan kendisine, “Sizden de, Fakir Bey'den de hem özür hem de anlayış bekliyoruz. Bildiğiniz gibi çok zor günlerdeyiz. Türk Dil Kurumu'nu kapatabilirler. Gene de Seçici Kurul ödülü verdi ama ödülü bile açıklayamadık...” der.

Bir hafta sonra Fakir Baykurt'la hapishanede görüşe giden Adnan Binyazar'ın anlattığına göre; Tırpan, Ödülü üçe karşı dört oyla almıştır. Nerdeyse seçici kurulda kavga çıkıyormuş. Ödüle aday romanlar arasında Tırpan'ın şansı yüksek görüldüğü için Kurul üyelerine teker teker, “Tırpan'a oy vermeyin. Kurum'un varlığını sakıncaya sokmayın” diye fısıldanmış. Seçici Kurul'dan baskılara boyun eğmeyenler çıkmış. Asıl yiğitliği Cahit Külebi göstermiş ve “Oyum Tırpan'ındır. Fakir Baykurt içerde diye değil, Tırpan iyi roman diye! Baskıdan çekinerek vermezlik edersem, sonra aynada yüzüme bakamam!” demiş. Fakir Baykurt, seçici kurul üyelerinden Cemal Süreya'nın da gösterdiği yiğitliğin sonraki yıllarda hiç sözünü etmediğini söyler. (DEVAMI VAR)

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)