• BIST 103.912
  • Altın 161,198
  • Dolar 3,9233
  • Euro 4,6062
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 6 °C
  • Adana 13 °C
  • Antalya 15 °C

Bir Romanın Hik'ayesi 6 : Tırpan ve Fakir Baykurt'un güncelliği

Bir Romanın Hik'ayesi 6 : Tırpan ve Fakir Baykurt'un güncelliği
Tahir Şilkan, 'Yılanların Öcü'nden sonra bu kez de Fakir Baykurt'un bir diğer ölümsüz eseri 'Tırpan'ı ABC Kritik için kaleme alıyor.

“Halkın kendisinin bile deyimleyemediği derindeki muhalefetini sanat dile getirir. Gözlemlerim öyle ki işçilerden, köylülerden, çocuklardan yazarlar kadar, hatta onlardan daha gelişkin düşünenler var. Yoksa da ben varsayıyorum. Ben roman yazmayı sadece kendi üstlendiğim bir iş gibi almıyorum. Onu romanımın kişileriyle hatta okurlarımla birlikte üstlenmişiz. Birbirimizin pabucunu giymişiz; olayları, durumları, kişileri, acıları, sevinçleri, özlemleri birlikte yazıp götürüyoruz. El ele omuz omuzayız. Yelkenimizi aynı yel şişiriyor. Yazar kişilerinin pabucunu giymeden romanının bir bölümünü bile yazamaz. HEP YAZDIĞIM İNSANIM BEN, YAZDIĞIM HER İNSAN BEN…”

Tahir Şilkan

Edebiyatımızın ölümsüz yazarlarından Fakir Baykurt, nasıl yazıldığını bu yazı dizisinde özetlediğimiz, 1970 yılında yayınlanan Tırpan romanında, çocuk denecek yaştaki genç kızları, parasının, varsıllığının gücüyle kendine eş almak isteyenlerin, bunu her zaman başaramayacağını ustalıkla anlatır.

Tırpan, Fakir Baykurt’un romancılığının doruğu olarak değerlendirilmiştir. Tiyatroya uyarlanmış, 1970 yılı TRT ve 1971 TDK ödüllerini kazanmıştır. Bence de Tırpan ve Kaplumbağalar, Fakir Baykurt’un insanlarımızın, kent ve kır emekçilerinin ülkemizdeki maceralarını anlatan en başarılı romanlarıdır. Fakir Baykurt’un romanları ülkemizin emekçi, yoksul, üretici, çalışkan, dürüst, onurlu, gururlu insanlarının bu yönlerini ortaya koyan romanlardır. Köyde ve kentte sömürücüleri yeren, politikacıların ikiyüzlülüğünü ortaya koyan, jandarma ve polis baskısını, işkenceyi teşhir eden, devletin vatandaşa hizmet eden değil, egemenlerin hizmetinde vatandaşa zulüm, baskı uygulayan bir kurum olduğunu gözler önüne seren, teşhir eden romanlardır. Köylerde ve kentlerde emekçi halkın yoksulluğunu, işsizliği, sömürülüşünü açıkça belirten romanlardır.

YAZDIĞIM HER İNSAN BEN’İM

Fakir Baykurt’un romanlarındaki bazı kahramanların abartılı, gerçeküstü roman kahramanları olduğu pek çok kişi tarafından ifade edilmiştir. Tırpan romanındaki Uluguş, Kaplumbağalar’daki Kır Abbas, Amerikan Sargısı’ndaki Temeloş gibi… Ben bunlara Keklik romanındaki Elvan Çavuş’un, Yayla romanındaki Çakır Hasan’ın, Tırpan’daki Koca Linlin’in, Yılanların Öcü, Irazca’nın Dirliği, Kara Ahmet Destanı’ındaki Irazca’nın, Onuncu Köy romanındaki Öğretmen ve Topal Pehlivan’ın da eklenebileceğini düşünüyorum. Ancak biliyoruz ki Onuncu Köy romanındaki Öğretmen ve Topal Pehlivan Fakir Baykurt’un doğup büyüdüğü, ilk görev yaptığı Kavacık köyünün Eski Muhtar’ının pek çok özelliğini taşıyan “gerçek” kahramanlardır.

Bu roman kahramanlarının pek çok ortak özelliği var: Emekçidir, inatçıdır, direngendir, yoksuldur, çalışkandır, tümü yiğit kişilerdir. Toplumsal açıdan örgütçü, kararlı, onurlu, gururlu ve dost insanlardır. Cömert ve mücadelecidirler. Bu kadar olumlu özelliğin bir roman kişisinde toplanmış olması şüphesiz yadırganabilir. Ancak Fakir Baykurt’un da bir söyleşisinde ifade ettiği gibi, “Halkın kendisinin bile deyimleyemediği derindeki muhalefetini sanat dile getirir”. Yine, Fakir Baykurt: “Gözlemlerim öyle ki işçilerden, köylülerden, çocuklardan yazarlar kadar, hatta onlardan daha gelişkin düşünenler var. Yoksa da ben varsayıyorum. Ben roman yazmayı sadece kendi üstlendiğim bir iş gibi almıyorum. Onu romanımın kişileriyle hatta okurlarımla birlikte üstlenmişiz. Birbirimizin pabucunu giymişiz; olayları, durumları, kişileri, acıları, sevinçleri, özlemleri birlikte yazıp götürüyoruz. El ele omuz omuzayız. Yelkenimizi aynı yel şişiriyor. Yazar kişilerinin pabucunu giymeden romanının bir bölümünü bile yazamaz. HEP YAZDIĞIM İNSANIM BEN, YAZDIĞIM HER İNSAN BEN…” (Anadolu Aydınlanmacısı Fakir Baykurt, sayfa 77, Evrensel Basım Yayın)

FAKİR BAYKURT’UN ROMANCILIK ANLAYIŞI

Fakir Baykurt’un ifade ettiği romancılık anlayışı, romanlarındaki kahramanların “gerçekçi” olmadığı iddiasına yanıt verir niteliktedir. Şöyle diyor Fakir Baykurt, “Romancılık anlayışım nettir: Uyarıcı, eğitici, ileri itici ve yüceltici yani insanın içindeki iyiliği ortaya çıkaran.” Yine bir başka söyleşisinde bu konuda şunları söylemiştir: “Gerçeği yazmak deyince de, ille somut gerçeği değil, o insanların düşlerini de yazabilirsiniz. Düşler, göklerden gelmez, toplumdan, toplumun içindeki insanlardan doğar. Düşler, gerçeğin alışılmadık yüzü, öbür yüzüdür. Bunları yazarak da toplum gerçeği, toplumdaki insanın gerçeği verilebilir.” Fakir Baykurt yazmaktaki amacını tanımlarken de yazarın öncü rolünü ortaya koyar. Yazarlıktaki amacının “yalnızca tanıklık etmek değil, yaşanan değişimi yansıtmak ama bu kadar değil, değişimi çözümlemek ve sonuç çıkarmak. Işık tutmak; ışıtarak, kavratarak, kabul ettirerek okuru etkilemek” olduğunu belirtir. Fakir Baykurt, yazarlığının bu temel amacı doğrultusunda “okuru etkilemek” istediğini vurguluyor. Amaç ve işlev bu kadar açık bir şekilde ortaya konulunca roman kahramanlarının bazılarının “abartılı, üstün özellikli” olmasının herhangi bir sakıncası olmadığı açıktır.

Tırpan, Fakir Baykurt’un, “Hep yazdığım insanım ben, yazdığım her insan ben” sözünün en somut örneklerinden biridir. Tırpan, bir direniş romanıdır, umut romanıdır, kader, alınyazısı, karşısında direnen insanların öyküsüdür. Yazıldığı dönem, tüm dünyada ve ülkemizde insanların, gençlerin, öğrencilerin, kır ve kent emekçilerinin yeni bir dünya umuduyla örgütlendiği, harekete geçtiği yıllardır. İnsanlar örgütlenmekte, bilinçlenmekte, mücadele etmektedir. Yazar, bu örgütlü mücadeleyi yürüten en bilinçli kesimin, öğretmenlerin en üst örgütünün genel başkanıdır. Büyük Öğretmen Boykotu’nun örgütleyicilerinden, yürütücülerinden biridir. Roman, yüz binlerce işçinin sendikal haklara yönelen saldırı karşısında harekete geçtiği dönemde geçmektedir. Tırpan, sömürücülerin, halkın ürününe, emeğine olduğu kadar on dört yaşındaki kızlarına “müşteri” çıkan Kabak Musdo’ların eskiden olduğu gibi kızların koynuna giremeyeceği umudunu ortaya koymanın, bu umudu güçlendirmenin, toplumu bilinçlendirmenin en güzel örneklerinden biridir.

DEVAM EDECEK

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)