• BIST 103.235
  • Altın 197,827
  • Dolar 4,7171
  • Euro 5,5018
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 19 °C

Bir siyasal islamcı kurnazlığı: İslama kim zarar veriyor?

Bir siyasal islamcı kurnazlığı: İslama kim zarar veriyor?
17 Aralık'ta evlerden çıkan para kasaları, Kuran ayetleri ile 'makara' yapanlar, 'One minute' çektikleri İsrail'le gizlice görüşüp kişisel ticari ilişkilerini sürdürenlerden hesap soramayanlar, izdivaç programlarının başörtülü kızlarından hesap soruyor!

AKP iktidarı, 9 Türk vatandaşının hayatını kaybetmesine neden olan Mavi Marmara blöfünün ardından hayatını kaybedenlerin ailelerine 'tazminat' ödenmesi karşılığında İsrail ile ilişkileri normale föndürme kararı aldı! Yıllardır 'One Minute' kahramanlığı satan siyasal islamcılar ise bu adımı da 'Erdoğan'ın zaferi' olarak pzarlamak için çoktan kolları sıvadı bile.

Siyasla islam soslu havuz medyasının, Erdoğan'ı kutsal, AKP'yi dokunulmaz ilan etmesi nedeniyle, yaşanan hiç bir olumsuzluk eleştirilmez oldu. Eğer çok zor durumöda kalırlarsa, Soma faciasında olduğu gibi "Madeni paralel patlattı" gibi yalanlara başvurmakta da sakınca görmüyorlar.

17 Aralık'ta bakan çocuklarının evlerinden çıkan para sayma makinaları, kamu bankası genel müdürünün evinden çıkan dolar dolu ayakkabı kutuları, 'sıfırla oğlum' ya da 'bakara-makara' tapeleri 'Günah işleme özgürlüğü' kapsamında değerlendirildiği için olsa gerek, göz yumulurken, konu başörtülü kızlar olunca 'İslama verilen zarar' konusunda büyük bir hassasiyet ortaya çıkıyor. 

Ensar Vakfı'nda ortaya çıkan tecavüz skandalı da yine 'Saray hassasiyeti' nedeniyle cansiperane savunuldu. 

Bunun son örneği ise İslamcı havuz gazetesi Türkiye'nin 'medya eleştirisi' yapmaya çalışan İslamcısı Fatih Selek oldu. Selek, yukarıda saydığımız onca olumsuz örneği değil de izdivaç programlarına katılan başörtülü gelin adaylarının islama verdikleri zarara dikkat çekti!

İslam ahlakı denilince sadece türbanlı kızların taassubunu anlayan siyasal islamcı erkekler, her türlü gayrı ahlaki olay karşısında susarken, İslam ahlakı denen şey konusunda ise bütün yükü türbanlı kızların omuzlarına yıkarak 'ahlâk bekçiliğine' soyunmaktan da geri kalmıyor.

İşte Türkiye gazetesinde  Fatih Selek'in izdivaçın türbanlı kızları hakkında yazdıkları.

screen-shot-2016-06-27-at-07_20_00(1).png

Kurgu ise skandal gerçek ise felaket!

RTÜK geçtiğimiz hafta 5 kanala evlilik programlarından dolayı ceza kesti. Argo kelimelerin kullanılması, cast oyuncularına yer verilmesi, ahlâka aykırı ifadelerin kullanılması gerekçeler arasında. Ben başka bir garabetten bahsedeceğim.

* Bir sene önce İzmirli, 20 yaşında güzel bir kız çıkardılar evlilik programına. Ağzı laf yapan bu fettan kız, bir o talibine koştu bir ötekine. Bir Esra Erol'un programında çıktı, bir Zuhal Topal'ınkine. Şarkıcı İsmail YK bile mizansen icabı ona talip oldu. Kız, krizler geçirdi, şarkılar söyledi. Her bölümde yeni birine âşık oldu. Birisiyle tatile bile çıktı. En son ekranda tanıştığı talibiyle gece el ele sokakta dolaşırken görüntülendi.

* Sonra ortalama dindar bir ailenin mazbut kızı görüntüsünde birisini sürdüler ekrana. Aylarca tartıştırdılar. "Evlenmedim, evlenmemiş birini arıyorum" dedi aday ama 8 yıl evli kaldığı ortaya çıktı. Sonra "O benim erkek arkadaşım, aynı evde yaşadık" (lafa bak!) diye kıvırdı! Programda en mahrem şeylerini açıkladı. Tarkan için canlı yayında dövündü, albümünü öpüp ağladı. Bir süre ortadan kayboldu. Estetik yaptırıp ekranlara döndü/rüldü. 40. talibinde programdan aldılar. Son olarak da evlilik programı yapacağı haberlerini yaydılar.

* Bir diğeri talibini ailesiyle tanıştırdı. Birlikte gezdiler tozdular. Bir ay sonra da "Yerini yurdunu bilmiyor, işsiz güçsüz" diyerek damat adayını terk etti.

* Bir başkasının durumu daha felaketti. Taliplileriyle görüşürken kanal çalışanlarından birinden hamile kaldığı iddia edildi.

Bütün bu adayların hepsi de maalesef başörtülüylü.

Yaşananlar kurgu ise skandal. Gerçek ise tam bir felaket! Çünkü kahramanlar ne başörtülü olmanın sorumluluğunu ne de o sorumluluğun yüklediği dindarlığın ağırlığını taşıyor.

Oysa o başörtüsü için çok bedeller ödendi bu ülkede. Ama şimdi reyting uğruna ucuzca harcanıyor. Ve işin ilginci bu ucuzluğa millet prim veriyor.

28 Şubatçılar, sahte şeyhler ve mağdur Fadimeler üretmişti. Bilselerdi millet böyle çözülecek, yaparlardı bir izdivaç programı, koyarlardı ekrana bir iki boyalıyı. Aynen yukarıdakiler gibi...

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)