• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 17 °C
  • Antalya 16 °C

Bir yandaş utanmazlığı: Katliamdan hükümet değil yayın yasağını eleştirenler sorumlu

Bir yandaş utanmazlığı: Katliamdan hükümet değil yayın yasağını eleştirenler sorumlu
Yeni Şafak yazarı, 42 kişinin hayatını kaybettiği 200'den fazla kişinin yaralandığı IŞİD katliamındahükümetin değil, hükümeti eleştiren muhalefet ve gazetecilerin suçlu olduğunu iddia etti.

AKP ikidarı, son dönemde yaşanan her katliamın ardından yaptığı gibi, İstanbul Atatürk Havalimanı katliamının ardındna da yine yayın yasağına başvurdu. Ortadaki büyük güvenlik zaafı ve kanlı terör eylemini gerçekleştiren IŞİD'e verdiği örtülü desteği saklamak isteyen AKP sözcüleri, son saldırının ardından yine muhalefeti ve bağımsız gazetecileri hedef haline getirdi.

Yeni Şafak yazarı Özlem Albayrak da, IŞİD katliamının ardından hükümeetin sorumluluğundan tek satır bahsetmediği yazısında, yayın yasağını eleştren muhalefet milletvekilleri ve gazetecileri suçlayarak hedef saptırmayı tercih etti.

İşte yandaş yazarın 'bu kadarına da pes' dedirtecek o yazısı:

Teröristler dışında herkesi suçlamak

Türkiye'de terör eylemlerinin tarihi uzun; ama terör eylemi yapıldığı anda teröristleri kınamak yerine hükümete, yetkililere ya da kurumlara “çakma” modasının tarihi kısa… Şunun şurasında birkaç yıldır, belki son 3 yıldır yapılıyor.

Dün de aynı şey oldu. Tam 41 insanımızın hayatını kaybettiği, 140'ın üstünde yaralının olduğu, Türkiye'nin yasa boğulduğu havalimanı saldırısı sonrası sosyal medyada yine akla ziyan, insanlığa zarar, ancak safra yakıştırmasını hak edecek yorumlar sökün etti: “Atatürk Havalimanı'ndaki terör saldırısını ve işbirlikçileri AKP'yi kınıyorum” diyen güya milletvekili olan arsızlardan tutun, o patlamadan sonra aklına ilk gelen “yayın yasağı nedeniyle hükümeti eleştirmek” olan özde hain sözde vatansever gazetecilere dek, ortalık teröristler dışında herkesi eleştirenlere kesti.

Yine. Bir kez daha.

Hatta, “Ülkenin bir tarafında şehirleri, tankla, topla yıkarsan, diğer tarafında rahat rahat yaşayamazsın” diye neredeyse açıktan teröristleri haklı çıkaranlar bile vardı… Üstelik bunu yapanların hemen hepsi, iz bırakmama tedbiri gereğince, “ben acımdan ne dediğimi biliyor muyum?” pozlarındaydı… Oysa, hepsi ne dediklerinin gayet farkındaydı.

Hepimiz, bir yerlerde bin kere filan dinlemiş ya da okumuşuzdur; terör hedef aldığı ülkenin ve kurumlarının, onları destekleyen devletlerin korku içinde yaşamasına neden olacak şekilde düzenlenen zarar verici eylemlere denir. Bu eylemler için, yer ve zamanın önemi yoktur.

Teröristler zamanla bu eylemlerin dayanılmaz bir hal alacağı beklentisiyle durmaksızın eylem düzenlerler. Onlara göre mesele, bunu yeterince uzun zaman sürdürebilme meselesidir. Terörün mümkün olduğunca yaygınlaştırılması ve sürdürülmesi gerekir, çünkü amaç, dehşet uyandırmak, yıldırmak, pes ettirmek ve diz çöktürmektir.

Ama terörü besleyen şey sadece terörün kendisi değildir. Terörün bir de medya siyaseti vardır. Nihayetinde terör insanların zihinlerini, bilinçlerini dönüştürmeye yöneliktir. Sosyal medya, yerel&küresel medya da, kamuoyunun zihnini şekillendiren iletişim araçları olduğu için, bu zeminlerde terör konusunda söylenenler ve alınan tavırlar mühimdir. Bunlar, ya terörün amacını gerçekleştirmeye katkı sağlamaya ya da terörün etkisini azaltmaya hizmet eder.

Yani özetle, teröristin amacı düşmanın zayıflığını göstermek, yenilmezliğine dair efsaneyi paramparça etmek ve kendi taraftarlarının kalplerindeki korkuyu silip atmak olduğu için; senin her terör saldırısında hükümete, Cumhurbaşkanı'na çakmayı marifet sayman, teröristin elini güçlendirmek anlamına gelir. Her terör eyleminde Erdoğan'ı “işbirlikçilik”le itham etmen, teröristin kimliğini tahkim eder. Her defasında yayın yasağını eleştirmen, teröre dolaylı destek vermek anlamına gelir. Zira terörist de yayın yasağı olmasını istemez, çünkü zaten amacı, yaptığı eylemin medya odaklı ve seyirlik olması, geniş kitlelere yayılmasıdır.

Terörist, eyleminin iyi görüntü vermesini ister ki, bütün dünya görebilsin, bir Hollywood filmi gibi döne döne gösterilsin. Çünkü, yaşadığımız çağda insan zihni, görüntüyle eğitilir.

IŞİD'in kafa kesme, kurbanı kafes içine tıkarak yakma, boğma görüntülerini youtube üzerinden canlı yayınlamasının sebebi de, budur.

El Kaide'nin, sonuçlarının ağır olacağı tahmin edilebilir olmasına rağmen, uçakla İkiz Kuleler'e dalmak gibi, bir terör örgütü için bile son derece ekstrem bir eylem biçimi seçmesinin sebebi de gösteriştir. Seyirlik bir vuruş yapmaktır. Terör, 20. yüzyılın ikinci yarısı boyunca büyük ulus-devletlerin gücüne ancak bu şekilde karşı koyabilmiştir.

Dolayısıyla, yayın yasağı için yetkilileri eleştirmek, senin yapman gereken en son şeydir. 41 kişinin hayatını kaybettiği, 140 kişinin yaralandığı terör eylemi ile ilk yorumun, “yayın yasağı geldi, demek ki bir şey olmamış. Hadi özür dileyip dağılalım” şeklinde güya sarkazm yaparak güvenlik görevlilerini, ülkenin karar vericilerini eleştirmek olunca, muhalif gazetecilik yapmış olmazsın, bir gün seni de bulması muhtemel teröre zemin sağlamış, amacına destek vermiş olursun.

Türkiye'de terör eylemlerinin frekansı giderek sıklaştıysa, bunda, her terör eyleminden sonra teröristler dışında herkesi suçlamaya başlayanların da az ya da çok payı var.

Saldırıda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralananlara acil şifalar, milletimize başsağlığı diliyorum.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)