• BIST 104.275
  • Altın 145,568
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1864
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 20 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 27 °C

Bir yeteneğin iflası: Kolpaçino 3

Bir yeteneğin iflası: Kolpaçino 3
Sinema eleştirmenimiz Ali Rıza Özkan, Şafak Sezer'in son filmi 'Kolpaçino 3. Devre'yi yazdı.

Bizim mahallede meşruiyet kazanıp, karşı mahalleye transfer olan aydın ve sanatçılar hakkında eleştiri yazmak her zaman zordur. İki nedenden dolayı. Birincisi, yazdıklarınızın mahremiyet alanına dokunması tehlikesi her zaman vardır. İkincisi ise, aynı şekilde Türkiye’nin bilinçli ve planlı bir strateji ile içine sokulduğu sert cepheleşme nedeniyle yazdığınız her sözcüğün “savaş propagandası” olarak algılanma riski de yüksektir.

Şafak Sezer, Yavuz Bingöl, Niran Ünsal ve diğerleri kendilerine yöneltilen sanatsal eleştirileri dahi, bu savunma stratejisi içerisinde karşılıyorlar. Bu durumda, onların yaptıklarına karşı yazılan her cümle, iktidar savaşları kapsamında cevap alıyor. Ama, ben gene de, birkaç gün önce izlediğim ‘Kolpaçino 3’ hakkında düşüncelerimi sizlerle paylaşmak isterim.

Kolpaçino, kolpacılar alemine dalar!

Kolpaçino serisini daha önce izleyenlerin bileceği gibi, burada bir ekip var ve filmde bu ekibin başlarından geçenleri izleriz. Daha ilk filmde çatısı sağlam kurulan hikâye, özellikle Cem Yılmaz filmlerinin özelliği haline gelen “en alttakinin saçmalıklarına gülmek” yerine, “orta/üst sınıftan hallice ama kendilerini kurnaz sanan ortam çocukları” üzerinden yürüyor.

Dolayısıyla, burada seyirci kendisinden aşağıda göreceği bir karaktere değil, tersine sosyal statüsü daha yüksek bir karaktere güler. Bu fark çok önemlidir ve güldürü filmlerinin yapısı üzerine epeyi tartışılması gereken bir noktadır. İlk filmde senarist olarak gördüğümüz Kaan Ertem ve Suat Özkan’ın hikâyenin sağlam temellere dayanmasında tayin edici rolleri olduğunu düşünüyorum.

Ancak, Şafak Sezer serinin daha ikinci filminde bu arkadaşlarla yollarını ayırdı ve senaryoyu kendisi yazmaya kalkıştı. Yaratılan karakterler ve birbirleri ile ilişkileri sağlam bir çatı kurulmasını sağlamıştı. Bu nedenle, ikinci film birincisinden neredeyse iki katı gişe yaptı. Ama, bunun nedeni, ikinci filmin daha başarılı olması değildi. Tersine, ikinci filmde senaryo adına hiçbir şey yoktu. Ama, birinci filmin zaman içerisinde çok sevilmesi ve efsaneleşmesi ikinci filmin gişesine çok büyük katkı yaptı.

Kolpaçino 3 sinemada, senaryo nerede?

Şimdi, serinin üçüncü filmi de gösterime girdi ve seyirci gene aynı sorunları daha da katmerleşmiş olarak bulacak. Şafak Sezer, kendisine aşırı güvenmenin ve ısrarının sonucunu gişede görecek. Ama, önce filmi kısaca anlatayım.

Hikâyemizin baş karakteri kendisini terk eden eşinin evine kızını görmek üzere gider. Yoldan geçen bir çete tarafından önce dayak yerler, sonra da telefonlar karışınca gelen talimata uyarak kendilerine 20 milyon dolar teslim edilir. Sonra? Sonra, film biter.

Şafak Sezer filmi uzatmak için araya türlü şirinlikler koymuş, fakat bunların hiç birisi hikâyeyi sürükleyen, ya da hikâyeyi açan, genişleten sahneler değil. Tersine, toplamda bakıldığında, Kolpaçino 3, serinin en senaryo fakiri, esprisi en düşük ve monoton filmi olmuş. Filmi Erkan Petekkaya da kurtaramıyor.

Kolpaçino 3’de sanırım seyircide en heyecan uyandıran tek nokta Erkan Petekkaya’nın rol almış olması. Ancak, hemşehrim elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışsa da, kendisi için yazılan rolün zayıflığı her sahnede açıkça görülüyor. Üstelik, seyircinin hemen Cem Yılmaz’ın ‘Organize İşler’deki rolüyle hemen ilişki kurduğu bir karakteri oynamayı kabul ederek, Petekkaya’nın çok büyük risk aldığını da vurgulamam gerek.

Şafak Sezer, elindeki en güzel silahını boşa sıkarak, aslında en büyük zararı kendisine verdi. Bu filmi izledikten sonra, açıkça söyleyebilirim ki, Şafak Sezer sinema kariyeri açısından da intiharı seçmiş oldu. Kendisine tavsiyem, hiç değilse bundan sonra, yetenekli olduğu oyunculuk alanında kalması, yönetim ve yazım işlerini ehil ekiplere bırakması yönünde olacak.

Bir yeteneğin sonu mu?

Ankara’da, Menekşe sokaktaki Ankara Halk Tiyatrosu’nu ziyaretlerimden birisinde, Erkan Yücel’in koltuğunun altına sokulan sevimli, toparlak bir çocuk hatırlıyorum. Erkan abi, “bu delikanlıyı tanıdın mı”, diye sormuştu. Elbette, tanımadım. “Bu deliklanlı” dedi, “tiyatromuzun as oyuncusu, oyundaki en uzun rolü ona verdik!” Usta’nın sözünü ettiği oyun, Haldun Taner’in ‘Eşeğin Gölgesi’ idi ve bu şirin ve gelecek vaad eden çocuğun adı Şafak Sezer’di. Şafak, oyunda sahnede en uzun kalan kişiydi, çünkü oyundaki rolü eşekti!

Babası Polat amca, Erkan Yücel’in başında olduğu Halk Tiyatrosu’na “inanılmaz taklitler yapan bir çocuk” olarak Şafak Sezer’i getirdiğinde, bugünleri tahmin edemesek de,  Halk Tiyatrosu ekibinin ayrılmaz bir parçası olacağı belliydi. Ne yazık ki, Erkan Yücel hem kendisi ve hem de oyunculuk sanatı için çok erken bir yaşta aramızdan ayrıldı.

Sonraki süreç içerisinde ise, Halk Tiyatrosu’nu Erkan Yücel’in ruhuyla yürütecek enerji bir araya gelmedi ve ekip dağıldı. O ekipten pek çok arkadaşımız şimdi sinema ve tiyatro dünyamızda göz dolduran çalışmalarını sürdürüyorlar. İçlerinden arıza çıkmıyor değil. Ama, en ünlü “arıza” olarak Şafak Sezer’in gösterebiliriz. Öyle ki, “ben hayatta kitap okumam” diye demeç verebiliyor ve bunun övünülecek b ir şey olduğunu düşünebiliyor!

Şafak Sezer, doğrusunu söylemek gerekirse, güldürü dünyamızda bir nevi “anti-kahraman” olarak, önemli bir yer kaplaması ve saygı görmesi gereken bir yetenek-ti. Ama, neredeyse tek başına, kendisine karşı savaşıyor! Sinema, tiyatro gibi tamamiyle ekip işi olan ve kolektif emekle var olan bir alanda, tek başına bir iddia sahipleniyor. Hem de, çevresindeki herkesle ilişkilerini koparma pahasına!

Aslında, Şafak Sezer’in tek düşmanı var, o da aynaya baktığında göreceği kişi! Ortada bir senaryo yokken, hatta bir hikâye bile yokken “ben bir film yaparım ve seyirci izler” gibi kof bir iddiayı hayata geçirmenin kendisine en büyük kötülük olduğunu anlamayacak bir düşmanlık bu!

Uyarmak bana mı düşer, bilmiyorum, ama özellikle de Erkan abinin ve Polat amcanın anılarına saygı duyarak söylemek istiyorum: Şafak gittiğin yol, yol değil! Biran önce, hatalarını düzeltmenin yoluna bak, yoksa Türkiye bütün yeteneği ile yok olan bir sanatçıya senin şahsında tanıklık edecek.

25278056082_e5d8fdcacd_o-(1).jpg

Kolpaçino 3

Yönetmen ve Senarist: Şafak Sezer

Görüntü Yönetmeni: Rico Çetin

Oyuncular: Aydemir Akbaş, Erkan Petekkaya, Şafak Sezer, Ali Çatalbaş

Türkiye, 2016, ‘93

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)