• BIST 102.997
  • Altın 190,228
  • Dolar 4,5683
  • Euro 5,4015
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 30 °C

Bırakın mağdur edebiyatını: Kimi kurtaracaksınız?

Bırakın mağdur edebiyatını: Kimi kurtaracaksınız?
Çağlar Ezikoğlu yazdı

Şöyle, ben 14 yaşındaydım, eşim 17 yaşındaydı o zaman. Tanıştık, aileler anlaştı, bir isteme olayı oldu, ondan sonra biz eşimle o bekleme süresini, o nişan süresini beklemedik diyeyim, kaçtım ben eşimle. Daha sonrasında düğünümüz oldu yine. Evlendikten iki sene sonra bu dava ortaya çıktı, hani bizim küçük yaşta evlenmiş olduğumuz. Ama o arada tabii ki büyük oğlum dünyaya geldi 2007 yılında. Ondan sonra ben bir rahatsızlandım, hastaneye gittim, hastanede bu defa polisler geldi “Sen nasıl küçük yaşta evlenirsin?” Ben anlattım hani küçük yaşta evliyim, çocuğum var falan dedim. Bu sefer eşimi gözaltına aldılar direkt hastanede “Siz nasıl küçük yaşta evlilik yaparsınız, nikâh yok, ortada bir çocuk var.” Orada eşime dava açıldı. Daha sonrasında mahkemeler falan derken eşme sekiz yıl dört ay ceza verildi cinsel istismar suçundan ama biz evliyiz. Hani ben eşimden bir şiddet görmemişim, eşimle hiçbir sorunum olmamış benim.[1]

Bu satırlar 24 Şubat 2016 tarihli TBMM AİLE BÜTÜNLÜĞÜNÜ OLUMSUZ ETKİLEYEN OLAYLARI ARAŞTIRMA KOMİSYONU toplantısının tutanaklarından alınmış. Bahse konu komisyona davet edilen Leyla Tan isimli vatandaş, çocuk yaşta evlendiği eşinin ‘cinsel istismar’ suçlamasıyla tutuklanması sebebiyle komisyon üyelerinden yardım talep etmiş. Aslında basit bir internet araştırması ile bahse konu Leyla Tan’ın hem TBMM hem de diğer kurumlar nezdinde bu mücadeleyi uzun yıllardır sürdürdüğünü görüyoruz. Fakat son birkaç gündür Leyla Tan’ın hikayesi bir vasıtayla yeniden ülke gündemine oturdu. AKP’lilerden alışık olduğumuz gece yarısı önergelerinden bir benzeri 2 gece önce tekrar vuku buldu. Bahse konu bu önergeye göre; Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi talep ediliyordu. Tabi bu önergenin öğrenilmesinden sonra kamuoyunda büyük tartışmalar patlak verdi. Peki önerge gerçekten masumane düşünülmüş ve Leyla Tan gibi mağdurlar gözetilerek mi ele alınmıştı? Maalesef ki bu soruya hayır diyebilmek için elimizde fazlasıyla yeterli olacak doneler mevcut.

Mağdurlara mı yardım yoksa başkalarına mı?

Bahse konu önerge kamuoyunda infial yarattıktan sonra Adalet Bakanı Bekir Bozdağ önergeyi şu sözlerle savunmuştu; Bu önerge, ülkemizde yaşanan çok ciddi bir sorunu çözmek maksadıyla verilmiştir. Şu anda cezaevlerinde pek çok kişi var, bu yönde tutuklanmış ve hüküm giymiş kişi. Düğün yapılmış, dernek yapılmış, gelmişler, hediyeleri takmışlar, resmen evlenmişler; medeni kanun anlamında değil, yani halk arasında kabul şeklinde söyleyelim. Ve bunun savcı, hakim, kaymakam karakol komutanı, düğününe gelmiş.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın açıklamasını bir kenara koyalım; akabinde Leyla Tan’ı dinlemeye devam edelim. Leyla Tan komisyonda diyor ki; O kadar sıkıntıdayım ki yani sizlere anlatamıyorum o çektiğim sıkıntıları. Eşim uzman çavuşken bir kredi çekti maaşına güvenerek, eşim cezaevine girdikten sonra o borçlar da kaldı üzerime. Neredeyse her gün avukatlar beni arıyor “Borcunuzu ödeyin." Diye. Bu esnada Tan, çok kez Meclis’e gittiğini hatta yaşadığı mağduriyeti bizzat en yetkili kişiye anlattığını ama karşılığında bu yetkili kişi olan AKP’li isimden bir yanıt alamadığını da aktarıyor; Ben buraya geldim, Ayşenur İslam, o zaman Bakandı o Hanımefendi, konuştum. Bana dedi ki: “Sen buraya niçin geldin?” Ben buraya yardım istemeye gelmedim, bana para verin demeye gelmedim, ben benim olanı istiyorum ya. Eşim benim, devlet bana nikâhı kıymış mı? Kıymış. Ben onu seviyor muyum? Seviyorum. Ben eşimi istiyorum, çocuklarımın babasını istiyorum. Bana dedi ki: “Ben senin eşin için elimden bir şey gelse de yapmam." dedi. Yatacak, sekiz sene almış, o cezayı yatacak.

Cinsel istismar suçunda 18 yaşından küçük bireylerin hiçbir şart ve koşul altında rızasının aranmaması gerekliliği hem hukuki hem vicdani açıdan oldukça açık ve tartışmaya kapalı bir husus. Lakin mademki bu önergeye imza atan yetkililerin tek meselesi mağduriyetleri gidermek o zaman soralım; bahse konu cezaevlerinden tahliyesi söz konusu olan 4000 kişinin her birisinin örneği Leyla Tan ile aynı koşulları mı içermektedir? Komisyon toplantı tutanaklarını okuduğumuzda bütün partilerin Leyla Tan’ın mağduriyetine hak verdiğini ve hatta CHP’li üye Burcu Köksal’ın da Leyla Tan’ın mağduriyetinin çözümünde ısrarlı olduğunu görüyoruz. Peki böyle bir çözüm neden topyekün yapılmak isteniyor? Neden bütün siyasi partilerin üye verdiği bir ayrı kurul teşkil edilip, tek tek bahse konu mağduriyeti yaşayan kadınların şikayetleri dinlenmiyor? Örneğin o önergeye; ‘bahse konu cinsel istismar suçuna maruz kalanlar bu durumdan ötürü mağdur olmadıklarını ilgili X komisyona hür iradeleriyle bildirdikleri ve komisyonun Adli Tıp raporları, aile birliği vs. gibi hususlarda oldukça detaylı incelemeler sonucunda suç işleyen kişilerin cezalarının ertelenmesinin mümkün olabileceği’ hüküm olarak konulamaz mıydı? Böyle detaylı bir inceleme sonucu belki 4000 dosya içinde mağdur olan 100-200 insanın mağduriyeti giderilecekken neden topyekün bir şekilde cinsel istismar suçunu işleyenler affedilmek isteniyor? Haydi en basit şekilde soralım, neden bu önergede ‘akran evlilikleri’ gibi bir ibare veya bir yaş sınırlaması getirmek bahse konu AKP’lilerin aklına dahi gelmemiş?

***

Şimdi dönelim Bekir Bozdağ’ın açıklamasına. Diyor ki; bu tip bir düğünde, düğüne kaymakam, komutan, hakim ve diğer devlet erkanı katılmış. Basit bir soru daha; devlet erkanı kocası hapiste olduğundan kredi borcunu ödeyemeyen Leyla Tan’ın mı düğününe katılır, yoksa bölgenin ileri gelenlerinden birisinin oğlunun akrabasının düğününe mi?

Leyla Tan neredeyse yıllardır kocasını kurtarmak için mücadele etmiş. Haydi bir soru daha soralım o zaman, madem ki partiler arasında bu konuda mağduriyetler olduğuna dair bir ortak kanaat oluşmuş komisyonda. Neden hemen ortak bir çalışmaya girilmedi de, bir gece yarısı AKP’liler tarafından baskın önerge yolu seçildi? Aslında puzzle’ı tamamlamak zor değil, gelin 2-3 gün öncesinin bir haberini inceleyelim[2];

“Hükümet, eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil HDP milletvekillerinin tutuklandığı, STK'ların ve medya organlarının kapatıldığı dönemde Kürt nüfusun sorunlarının çözümü konusunda kendisine 'yeni muhataplar' arıyor. Bölgedeki güçlü aileler, dini liderler, kanaat önderleri ve STK'lar içinde hem bölgenin sorunlarına duyarlı, hem de devlet ve ülkenin bütünlüğü ile sorunu olmayan isimler belirlendi. Hürriyet'ten Nuray Babacan'ın Ankara kulislerinden edindiği bilgilere göre, Cumhurbaşkanlığı'nın bir süre önce başlattığı 'bölgenin kanaat önderleriyle bir araya gelme' toplantılarının ardından, sorunların çözümünde düzenli görüşmeler yapılacak 380 kişilik liste yapıldı.”

***

Hani derler ya Arif’e tarif gerekmez diye, bu puzzle’ı tamamlamak için cidden gerekmiyor. Bu tartışmalar başladığında yine AKP’nin Kürt İslamcılarından Vahdettin İnce’nin ’13 yaşında kız çocukları evlendirilebilir’ açıklamasını da eklediğimizde mevzuyu anlamak çok güç olmasa gerek. Aslında yukarıda sorduğum soruların cevapları açık ve net. Şu anda bilinmeyen belki de tek soru, o 4000 kişi içerisinde hangi dini lider grubunun, hangi aşiretin veya hangi kanaat önderinin bir tanıdığı yakını veya kendisi var? Bu sorunun cevabı da elbet bir gün ortaya çıkacaktır…

 

Çağlar Ezikoğlu

Aberystwyth Üniversitesi

Uluslararası Siyaset Departmanı

Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı


[1] https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1569

[2] https://tr.sputniknews.com/turkiye/201611141025789374-kurt-muhatap-hukumet/

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Parti sözcülerimize öneriyorum…13 Mayıs 2018 Pazar 08:58
  • Orta Doğu’da kovboy diplomasisi...09 Mayıs 2018 Çarşamba 07:44
  • Bir soygunun hikayesi: GSS08 Mayıs 2018 Salı 16:55
  • Kitap Eleştirisi: Bora Abdo - Öteki Kışın Kİtabı08 Mayıs 2018 Salı 13:57
  • Bugün herkesten beklenebilecek olan nedir?08 Mayıs 2018 Salı 13:11
  • Abdullah Gül'ün imzaladığı mektup02 Mayıs 2018 Çarşamba 10:25
  • Başka bir toplum mümkün29 Nisan 2018 Pazar 18:53
  • 24 Haziran’a doğru: Muhalefet ne yapmalı?23 Nisan 2018 Pazartesi 17:00
  • Fethullahçı bir Amerikan Uşağının Hikayesi15 Nisan 2018 Pazar 17:00
  • Skripal suikastı...06 Nisan 2018 Cuma 13:00
  • 1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)