• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 28 °C

Birleşik Kamu-İş: Özgür basın susturulamaz

Birleşik Kamu-İş: Özgür basın susturulamaz
Birleşik Kamu-İş Sendikası Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla yargılandıkları davada hapis cezası alan genel yayın yönetmenimiz Merdan Yanardağ'a ve editörümüz Orhan Şahin'e destek açıklaması yaptı.

Birleşik Kamu İş Sendikası Erdoğan'a hakaret iddiasıyla 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılan genel yayın yönetmenimiz Merdan Yanardağ'a ve editörümüz Orhan Şahin'e destek açıklaması yaptı. 

Merdan Yanardağ ve Orhan Şahin'e verilen hapis cezalarının hukuksuz olduğu belirtilen açıklamada "Erdoğan tüm halka savaş açmış durumda" denilerek karara tepki gösterildi. 

Birleşik Kamu İş'in açıklaması şu şekilde; 

ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ!

Tayyip Erdoğan tüm işini gücünü bırakmış, kendisini eleştiren gazetecilere, yazar-çizere, öğrenciye, kadına, kendine muhalif siyasi partilere kısacası tüm halka savaş açmış durumda.

Onu her kim sosyal medya, yazılı basın vb. üzerinden eleştirirse eleştirsin, Tayyip Erdoğan'ın hukuk büroları hiç zaman kaybetmeden o kişinin ensesinde bitiyor. İş bununla da bitmiyor, bu seferde Adalet Bakanlığı devreye giriyor ve Adalet Bakanlığı bu davaları takip edebilmek için Mahkemelere yazı göndererek; “davanın seyrinden bakanlığa bilgi verilmesi”ni istiyor.

AKP diktatörlüğü, mahkemeler üzerinde siyasi bir baskı kuruyor. Bu baskı ile görev yapan hakimlerden görevini sağlıklı bir şekilde yürütmesi beklenemez. Yani eleştiri hakkı, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, haber alma özgürlüğü ülkemiz açısından son yıllarda iyice bitirilme noktasına getirilmiştir.

Bunun en son örneğini, ABC Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve Orhan Şahin yaşamıştır. Merdan Yanardağ 7 Haziran Seçimlerinden sonra kaleme aldığı “Erdoğan’ın Kanlı Planı” ve “CHP Kanlı Planın Farkında Değil” başlıklı başyazılarından dolayı “Cumhurbaşkanına Hakaret” ettiği gerekçesiyle yargılandı ve İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesince kendisine 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.

Yine gazeteci Orhan Şahin’e de; “Tayyip’in Cihatçıları Kobane’yi Kana Buladı” başlıklı haber nedeniyle aynı mahkeme tarafından aynı ceza verildi.

Çünkü Merdan Yanardağ ve Orhan Şahin, onların ülkemiz üzerindeki kirli oyunlarını gördü ve bunu açık yüreklilikle deşifre etti. Bu da ülkemizi Ortadoğu bataklığına sürükleyen ve Suriyeleştiren AKP diktatörlüğünün işine gelmemektedir. O yüzden tez vakitte kelleleri koparılmalıdır.

Gerek yazılı, gerekse görsel basının halkın üzerinde algı yaratma açısından önemini çok iyi bilen AKP diktatörlüğü, iktidar olduğu 14 yıl içerisinde kendisine yandaş medya oluşturdu. Hatta kendine biat etmekte direnen yazar-çizerleri "Onun tırnaklarını, dişlerini sökmesini biliriz", "İstesek sinek gibi ezeriz, döveriz" gibi sözler ile baskı altına almaya ve onları hizaya getirmeye çalıştılar ve bunda da büyük oranda başarılı oldular.  Zaten devlet yayın organı olan TRT tamamen onların ellerinde. Orda istedikleri gibi at koşturuyorlar. AKP'nin bu kadar yıl iktidarda kalmasında basının bu gücünü ellerinde tutmalarının da küçümsenemeyecek bir etkisi olmuştur.

Gerçek halk sever gazetecilerin, siyasi partilerin, sendikaların vb. grupların yaptıkları eylem, etkinlikler bu yalakalaştırılmış medya tarafından verilmiyor, hep sansüre uğratılıyor ve bizlerin halkımıza ulaşması engelleniyor. Yani sesimizi bir türlü halkımıza ulaştıramıyoruz. Halkımız tek taraflı olarak hep bu yalaka takımının yarattığı algı ile güdüm altına alınıyor ne yazık ki.

Tekrar Merdan Yanardağ ve Orhan Şahin'e dönersek, bu iki yurtsever gazeteci arkadaşımız, Cumhurbaşkanı'na hakaret etmekten yargılanıyorlar. Bu konu tartışmalı bir konudur. Çünkü, Anayasamıza göre seçilme koşullarından biri olan Üniversite mezunu olma koşulu hala şaibeli olan ve yine Anayasaya uygun davranmayan, halkın seçtiği meclisi yok sayan ve kendini bu ülkenin diktatörü ilan eden,  fiili bir başkanlık sistemi ile bu ülkeyi yönetmek isteyen bir kişi, Cumhurbaşkanı olamaz. Dolayısıyla da  Cumhurbaşkanına “hakaret” etmek gibi bir suç da olamaz.

Ayrıca, Cumhurbaşkanı'na hakaret suçunun Anayasanın hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle, mahkemelerce Anayasa Mahkemesine yapılmış başvurular varken ve bu başvurular sonuçlandırılmamışken bu tür cezalar verilmesi de Yargının da ne kadar bağımsız olduğunun en somut göstergesidir.

Her gecenin zifiri karanlığından sonra nasıl ki mutlaka gün ışığına kavuşuyorsak, AKP diktatörlüğünün bizlere yaşattığı bu acı ve göz yaşlarından da bir gün mutlaka kurtulacağız. Yeter ki AKP diktatörlüğüne karşı tüm ezilen-sömürülen emekçi halkımız tek ses, tek yumruk olup örgütlü mücadeleye boylu boyunca katılalım. Ancak o zaman hiç yıkılamayacakmış gibi duran AKP diktatörlüğü de karşımızda bir sabun gibi erir ve gider. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)