• BIST 107.156
  • Altın 143,632
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,1538
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 32 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 33 °C

Bu çocuk bizden değil

Tayfun TALİPOĞLU

Biz neden sürekli kendimizi anlatmak zorundayız? Neden hep bir şeyleri yapmadığımızı ya da yapanın biz olmadığımızı kanıtlamak zorunda kalıyoruz. Yargıç kim, savcı kim? 

Kendimizden nefret etmemiz gereken günahkârlar olduğumuza inandırılmışız ve sürekli tövbe etmemiz isteniyor. Biz hangi günahı işledik? Hangi yasa, hangi din, hangi toplum kurallarını çiğnedik? Kim bizim yaşam alanımızı belirlemiş de daima o zincirleri kırma derdine düşüyoruz?

Bu yüzden belki, bir gece birileri hiçbir gerekçe bildirmeden bize öğretilen ya da öğretilmeyen bir şeylerden sorumlu tutulup suçlu ilan edildiğimizde sessizce kabullenip savunmaya geçiyoruz. Bir anda nasıl oluyor da gözle görülmeyen yazılmamış bir iddianamenin mağduru olabiliyoruz.

Tesadüfen yaşadığımız bir ülkenin, tesadüfî yaralarını sarmanın aczine neden düştüğümüzden çok, bizimle aynı kaderi paylaşanların yaşadıklarını, başımıza gelenlerin -hafifletici sebebi- sayarak beklemede kalıyoruz.

Çünkü biz, hiç birey olamadık. Yönetimi ele geçirenlerin başımıza daha kötüsünü getirmemeleri için şükreder hale düşürülmüş paryalar ya da piyonlar olmamız kader mi sizce?

Hep -daha kötüsünü- düşünerek teselli bulmaya çalışan zavallılarız aslında. Bir yarış halinde geçen çocukluğumuzda sondan ikinci olmanın bile mutluluğumuza yetmesi şeklinde kodlanmışız da ondan. Birbirimize hep şüpheyle bakmamız istenmiş ve biz de isteneni yerine getirmişiz.

Bu güzel ülkemde yetişmiş en değerli insan kaynaklarımız iktidar uğruna feda edilirken -belki de hak etmişlerdi- diye bakmadık mı? Ergenekon, Balyoz gibi davalarda "Suyunu içtiğim toprağımdan yanayım" diyen kim varsa düzmece davalarla cezaevlerine tıkılırken “Piyango bize vurmadı” diye tepkilerimizi rölantiye almadık mı?

Peki, şimdi ne yapıyoruz? Bütün bu adaletsizlikleri yaparken birileri “Bu davaların savcısıyım” diye kükreyenler, saklambaç oynar ve -sayım suyum yok- diye ebelendiklerini inkâr edince yaşananları unutup yeni adaletsizliklere yine seyirci kalıyoruz. Daha da vahimi neredeyse suçlu ilan ediliyoruz.

Söyledim, hep söyleyeceğim: Bu cemaat şimdi kötü çocuk olduysa bu çocuğun ne doğumunda ne büyümesinde bizim dâhilimiz yok. DNA testi isteyelim, ne kadar inkâr ederlerse etsinler iktidarla kardeş çıkacaklar.

Kim bilir yarın belki yine cumhuriyeti yıkma amacı için barışırlar. İsmi FETÖ olmaz da METÖ ya da SÜTÖ olur.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)