• BIST 106.825
  • Altın 146,023
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,1308
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 24 °C

Bu darbe neye ve kime karşı yapıldı?

Bu darbe neye ve kime karşı yapıldı?
Darbe yok mu dedik? Haşa! Göz var, izan var. Darbe girişimi de var.

SAMİ GÜNAL

Rıfat Ilgaz’ın eseri olan ve Müjdat Gezen ile zamanın vamp kadınlarından Figen Han’ın başrollerini paylaşmış oldukları “Hababam Taburu” adlı bir film var. Oldukça eski. Müjdat Gezen’in gençlik görüntüleriyle bezeli olduğuna göre demek ki Uğur Dündar’ın deyimiyle film aşağı yukarı 275 yıllık falan(!)*

Filmde, yük taşımacılığı yapan bir Türk gemisi ve otoriter ama sevecen Hulusi Kentmen’in kaptanlığında her fırsatta haytalık yapan tayfalar var. Bir açık deniz seferinde geminin tayfaları,güya çapkınlık hayalleriyle kafadarlık yapıpkaptandan gizli, rotayı değiştirerek geminin yönünü Kazablanka’ya çevirirler. Fakat o da ne? Neresi olduğu belli olmayan ıssız çöllerin olduğu bir yere çıkmışlardır. Sonunda anlaşılır.

Burası darbeler cenneti olarak anılan bir Afrika ülkesidir. Adı Umumba’dır. Erken kalkanın darbeyi yaptığı bir ülkedir. Bir general, darbe yapıp canlı yayında televizyonda bildirgesini okurken daha okuması tamamlanamadan diyelim ki bir onbaşı, generalin kafasına bir şişeyle vuruyor ve onu deviriyor. Yeni darbeci anı anında canlı yayın kürsüsüne oturup eğer ki şişe kafayı kanatmamışsa “Kansız bir darbeyle yönetime el koy…” diyemeden yine diyelim ki bu sefer de onbaşıya karşı bir albay şişeyi son darbeci onbaşının başına geçiriyor. Şişeyi hızlı vurduğu için onbaşının kafası kanamıştır ve yeni darbeci albay canlı yayın masasında bildirgesini okur. “Kanlı bir darbeyle yönetime el koy…” sürer gider.

Filmde rejim ve rejime karşı bir darbe söz konusu değil, rejimi ortada olmayan bir ülkede yöneticilerin yönetimi birbirlerinin elinde alma darbesi söz konusudur.

Darbe kime karşı?

Darbe darbedir. Darbenin demokratı olmaz. Darbe uygulamalarının niteliği olur. Örneğin 12 Eylül darbesiyle 27 Mayıs hareketi arasında paralellik kurabilir miyiz?Ama 12 Mart’la kurabiliriz. Darbeler kuşku yok ki geliş yöntemi olarak anti demokratiktir. Özünü ve niteliğini, doğurduğu sonuç ve uygulamalar belirleyecektir.

Söz konusu bu üç askeri hareketin niteliğini sıradan yurttaşlar olarak yekten, hareketin geliş sabahında bilemezdik. Ancak evimizden dışarı çıkmadan öngörülerde bulunabilirdik.

15 Temmuz darbe girişimiyse, yekten geliş yöntemi uygulamaları niteliğiyle bittabi ki anti demokratik, faşist, kan döken… Hâsılı kelam tüm kötülükleri üzerinde taşıyan bir teokratik diktatörlük olacaktı. Fakat bu diktatörlük neye karşıydı?

Darbeleri iki türe ayırabilir miyiz?

Bir, rejimin esaslarına karşı yapılan darbeler… İki, mevcut rejim içinde yönetime karşı yapılan darbeler.

Bu darbenin neye, kime karşı yapıldığını belirleyebilmek için biraz irdelemeler yapmamız gerekecek.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasal niteliği nedir?Demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olmasıdır.

Demokratik midir?

Demokratik sistemlerde eşit ve genel oy sistemine bağlı seçimler yapılır. Hükümet etme yetkileri devredilir. Seçimler aracılığıyla halkın kendi kendisini yönetmesi esastır. 7 Haziran 2015 seçiminde bu niteliklere uyarak hükümeti devredebildik mi?

Demokratik devletlerde “güçler ayrılığı” vardır. Bizde bunun var olduğunu ispatlayan olabilirse ben yazı yazmayı bırakacağım. Parlamenter rejime dayalı hükümet etme modeli mi var yoksa de faktoya dayalı bir başkancı uygulama mı mevcut?

Fazla uzatmayalım, kitapların daha basılmadan yasaklanması mı demokratik rejim/devlet uygulamasıdır?

Hukuk Devleti midir?

Yurttaşların insan olma özelliklerinden ileri gelen güya anayasal güvence altında olan hak ve özgürlükleri var mıdır ya da herkese eşit mi tanınmaktadır? Hukuk güvence altında mıdır?

Devlet sosyal midir?

Devletin, muhtaç olan insanlara kurumlarıyla sahip çıkma esasına dayanması gereken bir sistem yerine sadakacılıkla sosyal güvence teminatının unutturulduğu ya da birbirine karıştırıldığı yöntem mi sosyal devlettir?

Devlet laik midir?

Amanın amanın, düşman başına! Ağzımdan yel alsın. Laiklik adeta suçlanma sebebi.

Laik Devlet için klasik bir ders kitabı tanımı yapalım: Din ve devlet işlerinin birbirinden “ayrı” yürütüldüğü, herkesin din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan bir devlet modelidir. Ülkemiz için bu tanımdan sadece bir harf değişimi yapacağız. Tırnak içindeki “ayrı” sözcüğünden r’yi atıp n’yi koyalım. Özgürlük konusuna girmeyelim. Halen “ibadet yeri” tartışması yürütüyoruz.

Bu irdelemelerle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin rejim niteliğini ortaya koymaya çalıştık. Beyler, hanımlar ortada olan bir şey var mı? Var olan bir şeye karşı o şeyin karşı darbesi yapılır.

Buraya kadar darbe neye karşı yapıldı sorusunun cevabını aramaya çalıştık. İş okuyucunun ferasetine kalmıştır deyip geçelim.

Darbe yok mu dedik? Haşa! Göz var, izan var. Darbe girişimi de var.

Kavramları hukuki zemine oturtmak gerekecek. Darbe yok, darbe girişimi veya darbeye kalkışma var. Özü itibariyle “darbeye teşebbüs” var. Hem de Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlısı, en vahşisi en eni…

Cumhurbaşkanıyla yönetimsel/rejimsel problemleri olmuş olsaydı niyetlerinin tutuklama olması gerekirdi. Bunlar suikast/öldürme timi gönderiyorlar. Hem de tüm çoluk çocuk, aile efradının olduğu ortama.

Cumhurbaşkanının politikalarına karşı olabiliriz; eleştiriyoruz da. Ama bu vahşete razı olamayız. Bu, ne vicdana, ne ahlaka, ne de dine sığan bir şey midir? Olsa olsa darbe hukukuna uygun diyelim. Topu yükün gayrı insani.

Geldik kime karşı yapıldığı sorusunun cevabına.

Biraz da işin insani ve duygusal yönüne değinerek cana kasttan hareketle bunun rejim/yönetim farklılığı algısından ziyade,mevcut yöntemler ve yönetimin sürdürülebilirliği konusunda hemfikir oldukları ama çarçabuk ortadan kaldırarak yönetimi başsız bırakıp,yönetimin direksiyonunu ele alarak daha vahşisini geliştirme ve uygulama hevesi için kalkışılan bir darbe eylemiydi.

Şimdiye kadar gizlenemeyen ve inkâr edilemeyen ortaklıktan hareketle rejim uygulamalarına karşı bir darbe olmasının gerçekçi olmayacağı aşikârdır. Hemfikir olunan rejime karşı neden darbeye kalkışılsın ki?

Geriye,bir ortağın diğer ortağa “yeter gayrı” iktidar otobüsünün muavin koltuğundan kalkıp kaptan koltuğuna oturacağım, demesi kalıyor.

27 Mayıs; kötü iktidar algısına karşı yapılmıştır.

12 Mart; yönetimi devirse de -ki içinden tekrar bakan almıştır- gelişen toplumsal uyanışa ve sola karşı yapılmıştır.

12 Eylül; yine 12 Mart kardeşliğiyle yapılmıştır.

Üçünün de rejimle ilgili bir sorunu yok. Aksine rayına çekmek için geldik iddiaları var.

15 Temmuz; mevcut yazılı anayasal rejimi anlayışına karşı pek de farklı düşünülmezken yönetimi ele geçirme ve rejimi kâğıt üzerinde de silme teşebbüsüdür.

(*) Yıl ve yaş esprisi, Müjdat Gezen’in hoşgörüsü ve izniyle yapılmıştır. Ayrıca söz konusu filmle ilgili olarak bana yaptırttığı önemli bir düzeltme için kendilerine teşekkür ediyorum. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)