• BIST 82.796
  • Altın 147,560
  • Dolar 3,7818
  • Euro 4,0344
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 15 °C

Bu yaz kötü şeyler göreceğiz çocuklar!

Haluk ŞAHİN

Bu yaz seyredeceğimiz filmin sinopsisi kesinleşti. Şimdi senaryonun ayrıntıları üzerinde çalışılıyor.  

Sinopsise göre bu filmin başrollerinde şu karakterler yer alıyor:

"Zalim" Türkler, "Tembel" Yunanlılar ve "Uygar" Avrupalılar!

Bu sinopsisin içeriğini merak edenlere Avrupa Birliği ile Türkiye arasında geçen hafta imzalanan anlaşmaya bakmalarını öneririm. Roller, tam bu kelimelerle ifade edilmiş olmasa da, böyledir.

Hikayenin ana çatısı ise şöyle özetlenebilir: 

Avrupa'ya geçmek için Yunan adalarında mahsur kalmış olan yeni sığınmacılar Yunanlı yetkililer tarafından işlemden geçirilip gemilere bindirilecek ve karşı kıyıya (Türkiye'ye) geri gönderilecek. Gönderilenlere karşılık aynı sayıda başka sığınmacıların Avrupa'ya gitmesine izin verilecek. 

Böylece Avrupa'ya yönelik kontrolsuz sığınmacı seli durmuş olacak; Türkiye ise, sığınmacı barajı işlevini üstlenmiş olacak.

Ülkenin Başbakan'ı, Türkiye'deki sığınmacı sayısının azalmayacağını söylüyor. Artmayacağını ise söyleyemiyor, muhtemelen artacaktır. Üç milyona yakın insandan söz ediyoruz.

Sığınmacılar,  asıl gitmek istedikleri Avrupa yerine, burada kalacaklar. Onlara Avrupa bakacağına Türkiye bakacak ve bu taşeronluk görevi karşılığında üç yılda 3-6 milyar Avro para alacak.

Alan memnun satan memnun, "the happy end" mi acaba?

                                               ******

40 yıllık yazarlık sezgimle söyleyeyim:   

Bence tam tersi. Bir korku filmi başlamak üzere. 

"Tembel" ya da "hilebaz" Yunanlıları yapmaları gerekeni yapmazken ya da "karşı kıyı"ya gitmemek için kendilerine direnen gariban sığınmacıları hırpalarken göreceğiz Avrupa medyalarında.

Kameralar, karşı kıyıdaki "zalim" ya da "barbar" Türklerin, ihraç edildiği ülkeden zehirli domatesler gibi geri gönderilen sığınmacılara sert tavırlarla gardiyanlık ettiğini çekecekler. 

Umutsuzluk kamplarında ve sığınmacı gettolarındaki ayaklanmalar haber olacak.

Ege'de kaç NATO hücumbotu dolaşırsa dolaşsın, umutsuz insanlar, yumurtlama bölgesine ulaşmak için çağlayana tırmanmaya çalışan somon balıkları gibi denize açılacaklar. Onların, Odiseus'un Ithaka'ya dönerken yaşadığı dehşetengiz serüvenleri hatırlatan belgeselleri gösterilecek...

Küçük çocuk cesetleri vuracak mavi bayraklı koylara.

                                              ****

Niçin mi böyle olacak?

Her şeyden önce Avrupa'nın devasa ahlaksızlığını gizlemek için. 

Ahlak, her şeyden önce, söylenenle yapılan arasındaki tutarlılıktır. Söyledikleriyle yaptıkları arasında ne büyük uçurumlar var Avrupa'nın. İşine gelince bazı yüce kavramlarından ne kadar kolay vazgeçebiliyor...

"Sığınmacı" kavramı bunlardan biri. Demokrasi, basın özgürlüğü, hoşgörü bazı ötekileri...

Ya Türkiye?  Dünyanın en büyük 17. ekonomisi, bu 3 milyar Avro'ya mı muhtaç kalmış!  "Kayseri pazarlığı" yapmayacağı insani değer yok muymuş!

Ve böyle bir konjonktürde, Avrupa'nın 78 milyon Türk'e vizeyi kaldırılacağına inanacak kadar saf mıymış gerçekten?

                                  *******

Sinopsis böyle:  

Konu, "tembel" Yunanlılar", "zalim" Türkler ve (hadi adını biz koyalım) "ahlaksız" Avrupalılar arasında geçiyor.

Daha en baştan taraflar arasında sürekli anlaşmazlıklar patlak veriyor. Bombalar patlıyor. Sığınmacılar durdurulamıyor. Haziran'da vize kalkmıyor. Irkçı nefret doruk yapıyor.  Özellikle Avrupa'da "Ben Türküm" demek daha da zorlaşıyor.

Çok kötü şeyler göreceğiz çocuklar!

                                 ****

Sinopsiste ufak bir rolü olan bir karakter daha var:

Zavallı insanlık!

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.