• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 13 °C
  • Antalya 13 °C

Bugünkü oylamanın asıl hedefi CHP

Deniz YILDIRIM

Meclis’te bugün dokunulmazlıklarla ilgili ikinci tur görüşmeler ve oylama yapılacak. Sonuç ne olursa olsun, bugün yapılacak oylamanın önümüzdeki günlerin siyasal denklemini belirleyeceğini açıklıkla söyleyebiliriz.

Bu sonuçları tartışırız; ama önce asıl olguyu saptayalım: Sözkonusu anayasa değişikliği hamlesi Saray merkezli bir stratejinin devamı. Birkaç nedenle. Birincisi, Saray 7 Haziran sonrasında inşa ettiği milliyetçi koalisyonu tahkim etmek, bu ittifakları hem siyasette hem de bürokraside daha da pekiştirerek başkanlık görünümlü cumhuriyet yıkıcısı anayasa yapım sürecine taşımak istiyor. Bu açıdan sözkonusu değişiklik paketinin Saray’ın yeni ittifaklar siyasetinin izinde, onun devamı niteliğinde bir karakter taşıdığını belirtebiliriz. Özetle bu hamle, Saray’ın 7 Haziran sonrası ittifaklar siyasetiyle taktik uyum içinde.

İkincisi; Saray merkezli olarak inşa edilen yeni rejim sadece AKP’yi değil, muhalefet partilerini de kendisine uyumlu hale getirmeye çalışıyor. Sıkıştırma, zor kullanma, müttefik haline getirme; tüm bunlar bu yolda kullanılan yöntemler. Bir yanda Davutoğlu’na el çektirilmesi ve Binali Yıldırım’ın atanmasıyla birlikte AKP’nin doğrudan Saray merkezli yeniden dizaynı; diğer yanda MHP’de iç değişimin önünün kapatılarak müttefik Bahçeli yönetiminin kalması için yargıdan medyaya dört koldan seferber olunması olguları var. Bunlar Saray rejiminin “dost kuvvetler”e yönelik müdahalelerinin ürünü.

Bir de “düşman kuvvetler”e yönelik tutumlar var. Bu tutumlar içinde, 7 Haziran’dan önce “seni başkan yaptırmayacağız” ve “Dolmabahçe’yi tanımıyorum” ile başlayan, ancak 7 Haziran sonucuyla birlikte daha da keskinleşen HDP karşıtı pozisyon başat nitelikte. Kürt sorununun çözümünde Meclis ayağının, şiddetsiz demokratik siyaset kanallarının ve temsil mekanizmalarının pekiştirilmesini zaten hiç istemediler; üstüne bir de HDP’nin başkanlık karşıtı pozisyon belirlemiş olması Saray’ı tüm ittifaklarıyla birlikte bu partiye yüklenmeye itti; PKK ise bu pası aldı ve HDP’yi hendek-bomba basıncı altında iyice etkisizleştirip yalnızlaştırdı.

Ve şimdi dokunulmazlık paketinin HDP’yi dizayn etmenin de ötesinde, yargısal tasfiyeye doğru götürmeyi amaçladığı ortada. Ancak bu aynı zamanda sorunun demokratik, barışçıl yollardan çözümü için umutların daha da tükenmesi ve duygusal kopuşların daha da keskinleştirilmesi demek. Her koşulda Saray bunu sandık ile sınatacağı bir atmosferi başkanlık yolunda zorunlu görüyor.

Hedef Neden CHP?

“Düşman kuvvetler” içinde yer alan CHP’ye karşı tutum ise kritik önemde. Saray, muhalefeti kendi lehine görevde tutar (Bahçeli örneği) ya da yeniden dizayn ederken, inşa ettiği yeni ittifaklar düzlemine CHP’yi de katmak; katamazsa da kendi kurduğu siyasal kutuplaşma zemininde CHP’yi tamamen etkisizleştirmek istiyor.

Dokunulmazlık paketinin bir anayasa değişikliği olarak Meclis’e getirilmesinde bam teli burası. Bu nedenle paket yargısal olarak tek tek HDP’li vekilleri hedef alıyor görünse de, siyasal amacının asıl olarak Saray merkezli milliyetçi strateji zemininde CHP’yi etkisizleştirmek olduğu net olarak ifade edilmeli.

Nedenini açalım: AKP’nin tek tek milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak için yeterli çoğunluğu var. Buna karşın bir torba anayasa değişikliği ile bunu zorluyor. AKP ile MHP’nin toplam vekil sayısının 330 ile 367 arasında, yani referandum aralığında kaldığı matematiksel olarak sabit bir veri. Dolayısıyla bu yönteme başvurulduğunda bloğun mutlaka üçüncü bir parti tarafından desteklenmesinin gerektiği de ortada. HDP’nin kendisine karşı olduğu açık karakterdeki bir pakete hayır diyeceği de öyle. O halde? En baştan beri her şey CHP’nin pozisyonuna bağlı ve bunu biliyorlardı.

Yani dokunulmazlıklar meselesinin bir anayasa değişikliği paketi olarak Meclis’e sunulmasında asıl neden CHP. Paketin yargısal hedefi HDP’yse, siyasal hedefi CHP dememiz bundan. CHP bu pakete dair alacağı tutum üzerinden Saray’ın siyasal ittifaklar zeminine çekilmeye; çekilmiyorsa da HDP ile ittifaklar zemininin diğer kutbunda gösterilmeye başlanacağı bir aşamaya girdi. CHP’nin “evet” demesi, Saray’ın ülkedeki siyasal kutuplaşmayı 7 Haziran’dan bu yana kurduğu zemine CHP’yi de “mahalle baskısı” uyanıklığıyla katması anlamına gelecek; böylece milliyetçi cephe siyasetiyle Saray’ın rejim olarak kontrol ettiği siyasal alan AKP’yi ve MHP’yi de aşan bir nesnel karakter kazanacak. Saray rejimi dememiz de bundan. AKP bir parti; MHP de öyle; ancak her ikisi de Saray rejiminin bir bileşeni. CHP’ye yapılan basınç; bu partiyi de Saray rejiminin bileşeni haline getirmeyi amaçlıyor. Bu açıdan paketin asıl hedefinin siyasal olarak CHP’yi yeniden dizayn etmek, CHP’yi Saray rejimiyle ve onun gündemiyle uyumlu hale getirmek, olmuyorsa da “terör”le yanyana göstererek oyundan düşürmek olduğunu saptamak gerekiyor.

Tam da bu noktada paketin Saray gündemiyle uyumlu olduğunu gösteren üçüncü özelliğe gelelim. Bu paket üzerinden gelişen siyasal kutuplaşma zeminine iyi bakalım. Yolu başkanlık ya da partili cumhurbaşkanlığı sandığına kadar uzanacak bir siyasal zıtlık kuruluyor. Bir yanında Saray’ın temsil ettiği “milli ittifak”; diğer yanda PKK ve terörle özdeşleştirilen HDP. Bu zıtlık her koşulda Saray’a siyaseten kazandırıyor. 1 Kasım’da bunu gördü. Şimdi anayasa paketinin referandum aralığında kalması; bu açıdan Saray’ın siyasal stratejisiyle bütünleşiyor. Bir yandan CHP’yi bu yeni denklemde iyiden iyiye etkisizleştirmek ve köşeye sıkıştırmak; diğer yandan MHP ile ittifakını daha da pekiştirmek ve son olarak da ülkeyi “milliyetçilik-terör” çelişmesi ekseninde başkanlık diktatörlüğüne doğru götürecek anayasa hamlesini yapmak.

Bütün bunlar; dokunulmazlıklarla ilgili paketin özünde hukuki/yargısal süreçle ilgili olmadığının; Saray’ın başkanlığa giden siyasal stratejisiyle de, muhalefeti bu yeni stratejiyle zorla uyumlulaştırma yönündeki hedefleriyle de bağlantı olduğunun kanıtı.

Yanlış Stratejinin Getirdikleri

Başta da belirttik: değişikliğin bugün geçmesinin de, referanduma kalmasının da ayrı ayrı siyasi sonuçları olacak. CHP açısından bakalım: CHP lideri Kılıçdaroğlu en başta bir taktik geliştirdi ve “anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” dedi. Yanlış stratejinin içinde doğru taktik olmuyor. Strateji yanlış; çünkü ana muhalefet partisinin “anayasaya aykırı” bir değişikliği onaylayacağını açıklamasıyla birlikte, “anayasa” savunmasına sıkışmış muhalefet söylemi iyiden iyiye aşındı; geçersizleşti. Strateji yanlış, çünkü bu kararı partisinin yetkili organları, karar organı olarak Parti Meclisi üyeleri ve birçok vekil televizyondan öğrendi, partinin iç bütünlüğünü riske atan bir liderlik tutumu sergilendi. Ve nitekim üstüne de bazı CHP’li vekiller hayır oyu vereceğini ilan etti. Sonuç ortada; ilk tur oylamada CHP milletvekillerinin büyük çoğunluğu hayır oyu verdi. Şimdi Saray medyası bu zeminde istediği gibi yüklenme şansını buluyor.

Bir yanda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ağırlıkla “hayır” diyen ve bu nedenle paketin “Meclis’te geçmesini önleyen” CHP’yi “terör”le yanyana gösterme propagandası; diğer yanda “evet diyeceğiz” açıklaması yapan bir genel başkanın partisine hiçbir şekilde politik doğrultu bakımından hükmedemediği görüntüsü ve son olarak komisyonda bu halinin altına AKP ve MHP ile birlikte imza atan bir partinin genel kuruldaki tutum değişikliği üstünden ilerleyecek karalama kampanyası. “Güçlü lider”, “Saray liderliği” karşısında zayıf ve daha da zayıflatılan bir muhalefet imajı. Amaç buydu; şimdilik başarma yolundalar. CHP’nin kendi iç çelişkilerinin de Saray’ın kurduğu zeminde derinleşeceği ortada. CHP için zor bir dönemin başladığını belirtebiliriz. Bugün pakete “evet” dense, Saray’ın stratejisi içinde “zor”u görüp pasif de olsa yeni rejimin ittifaklar dizilişine katılma süreci başlamış olacak. “Hayır” dense Saray’ın CHP’yi etkisizleştirme, yeniden eski çizgisinde dizayn etme ve “terör”le yanyana gösterme kampanyası aynı zamanda bir başkanlık kampanyasına dönüşecek. Çekingen, tutarsız, stratejisiz bir muhalefet çizgisiyle gelinecek yer ancak böyle bir sıkışma olurdu ve oldu.

Çare mi, çıkış yok mu bu kapandan? Teşhis tedaviyi getirir. Saray rejimi bu meselede siyasal hamlesini CHP üzerine, CHP’nin etkisizleştirilmesi üzerine yapıyorsa bu bir yandan da iyidir. Milyonların iradesinden ve bu iradenin halkçı-devrimci çizgide örgütlenmesi ihtimalinden hep korkulmaktadır. CHP’ye düşen, stratejik doğrultuyu düzeltmek, geniş kitleleri ortak bir hedef etrafında kenetlemek ve yol açmaktır. Ve her şeyden önce özgüvenini yeniden kazanmaktır. Devrimle cumhuriyet kuran parti, cumhuriyet yıkıcılığının karşısında eğilip bükülemez, bükülmemelidir.

Nitekim dün 19 Mayıs’tı. Gençlik on binler oldu; Anıtkabir’e tüm tehdit, yasak ve “bomba ihbarları”na rağmen yürüdü; bir yeni başlangıçtır, sessiz yığınların yavaş da olsa yeniden uyanışıdır. Kılıçdaroğlu ve yönetimi de bu yürüyüşte on binlere önderlik etti, doğru yaptı. Çare burada. Halk içinde örgütlenmiş çözümler; Saray’ın sahte zıtlıklarını bitirir; Saray karşısında milyonları kenetler. Saray oyunları, taht oyunları değil; halk içinde demokratik cumhuriyet yönelimi. Belirleyici olan bu olacak; dipten gelen dalgayı yakalayan, enerjiye çeviren kazanacak; aksi tutumlarsa “Saray hamlelerine yanıt üreteyim” derken memleketi eldeki muhalefetten de edecek.

Deniz Yıldırım@denizyildirim79

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.