• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 19 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 23 °C

Cahilleşme

Cahilleşme
Sadece muhafazakârlaşarak muhafaza etmek mümkün müdür? Hayır.

Ertürk Akşun

Toplum hızla ortaçağ karanlığına doğru sürüklenmekte. Buna kısaca yobazlaşma denilebilir. Yobazlık veya cahilleşme hemen olmuyor, süreçleri var. Muhafazakârlık yobazlığın ilk ayağı ama yeterli değil. Muhafazakârlık bir süre sonra, muhafaza edebilmek için, cahilleştirmek, cahilleşmek zorunda.

Bunun sanırım biraz açılmaya ihtiyacı var. Muhafazakâr kimdir? Kelime anlamıyla, muhafaza eden, koruyan anlamındadır. Ahlak ve davranış olarak da eski alışkanlıkları, gelenekleri korumak anlamına gelmektedir. Kısaca özetlersek, eskiye, elde bulunana sıkı sıkıya bağlı olmak anlamındadır.

Muhafazakârlık mülk sahibi olmakla başlar diyebiliriz. Mülk sahibi mülkünü korumak için ister istemez muhafazakârlaşacaktır. Konuyu tarihsel bir boyuta taşıyabiliriz. Göçer olanın doğası gereği mülk sahibi olması zordur.

Daha eşitlikçi olmak zorundadır. Yerleşik hayata geçmesiyle birlikte, muhafazakârlaşacaktır. Neolitik dönemde gördüğümüz budur. Avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçen insanoğlu, hızlı bir şekilde muhafazakârlaşmıştır. İlk çitin çekilmesiyle muhafazakârlık da başlamıştır diyebiliriz.

Muhafazakâr önce dini yaratmış, tapınaklar inşa etmiş, birikimlerini koruyacak tanrılar icat etmiş ve tabii ki saldırganlaşmıştır. Köyünü, mülkünü korumak için silahlanmaya ve ordusunu kurmaya başlamıştır. Bunlar bilinen şeyler. Biraz daha günümüze yaklaşıp, kendi topraklarımızdan da bir örnek vermek istiyorum.

1000’li yılların başında Türkler Anadolu topraklarına girdiğinden bu yana süren bir mücadelenin adıdır aslında yukarda belirttiğimiz konu. Türk toplumu göçer toplum olduğu için ahlakı, yasası, davranışları ve dine bakışı ona göredir. Yerleşik hayata geçişiyle birlikte, yerleştiği toprakların, içine karıştığı halkın ahlaksal yapısını hızla kabul etmiştir.

Bunu da şu şekilde formüle edebiliriz: “Fetihçilerin fethedilmesi.”

Fethettiği toprakların özelliklerini hızla kendi davranış modeli olarak alması, yemekleriyle, tüm kültürel hayatıyla benimsemesi, fethedenleri çok kısa bir süre içerisinde fethettiği topluma dönüştürmektedir. İran tarafındaki fetihçiler, güçlü Pers gelenekleri altında kısa sürede Persleşiyorlar, aynı şekilde batıya gelenler de, köklü Bizans gelenekleri altında kısa sürede Bizanslılaşıyorlardı. Yani Romalılaşıyorlardı. Türkler, günümüzde en saf haliyle artık dağlarda yaşayan tahtacılar, Yörükler ve Türkmenler arasında kaldı.

Anadolu tarihi denince herkesin aklına Celali isyanları ve Türkmenler’le Osmanlı arasındaki savaşlar geliyordur normal olarak. Osmanlı’nın kendisinin de kuruluşta Türkmen olması unutulmamalıdır. Peki ne oldu da kısa sürede Türkmenlikten Osmanlılığa geçiş yaptık? Yukarda bahsettiğimiz Bizanslılaşma sürecinden sonra, kendisini Türklükten ve Türkmenlikten soyutlayıverdi. Yerleşik hayata geçen Türkmenler hızlı bir şekilde muhafazakârlaştı. Türkmenlerin, Yörüklerin, tahtacıların genel dini inanışı Aleviliktir, peki ama neden?

Çünkü yaşam koşulları göçerler için bunu gerektirir. Göçer bir aşiretin, kadın erkek ayrımı yapması, kapalılık vs. gibi şeriat hukukuna göre dizayn edilmesi imkânsızdır. O yüzden kendilerine daha uygun olan Manihaizm, Zerdüştlük ve en çok da Şamanizm etkisinin görüldüğü, İslam sosuyla bezenmiş yeni bir mezhep ortaya çıkmıştır, bunun adı da Aleviliktir.

Şu günlerde çokça tartışılan, Ortadoğu’da mezhep savaşı içine Anadolu Alevilerinin adının zikredilmesi çok saçmadır. Anadolu Aleviliği ile Şiiliğin uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur. Alevilik tamamen koşullara göre yaratılmış bir göçer mezhebidir.

Nasıl ki burjuvazinin ortaya çıkmasıyla, ticaretin gelişmesiyle, yeni sınıfın yeni dine ihtiyacı olmasından dolayı ortaya Protestanlık denen mezhep çıkmışsa aynı sebeplerle Alevilik de öyle çıkmıştır. Alevilik Anadolu göçerlerinin mezhebidir. Ama yerleşik hayata geçen göçerler bir süre sonra muhafazakârlaşıp Sünnileşmişlerdir.

Osmanlı’nın her evresinde bunu görebiliriz. Şimdilerde bile birkaç kuşak önce şehirlere yerleşmiş olan Alevilerin Sünnileştiklerini görebiliriz. Gerçek Aleviler hâlâ uzak dağ köylerinde yaşamaktadırlar. Alevilik o yüzden gerçek Türk mezhebidir. Yerleşik hayata geçenlerin muhafazakârlaştığı üzerinde mutabık kaldıysak, buradan ilerlediğimizde muhafazakârlığın da yetmediğini görürüz.

Muhafazakâr mülkünü korurken, eski, geri kalmış ahlaksal yapısını da korumaya devam edecektir. Muhafazakârlaşmak, yönetenler ve mülk sahipleri için kaçınılmaz bir sondur. Ama sadece muhafazakârlaşarak muhafaza etmek mümkün müdür? Hayır.

Mülk sahibi olmayan sınıf için, geri kalmak, bilinçsizlik gerekir ki, bir şeylere itiraz edemesin. Muhafazakârlık yetmez, o yüzden de, cahilleşmesi gerekir. Halkı cahil kılmak, cahilleştirmek sanıldığı kadar kolay değildir. Cahilleştirmek için, cahilleştirenin de cahil olması en idealidir. O yüzden mülk sahipleri hem kendileri cahilleşir hem de tüm yöneticilerinin cahil olmasını ister ki, yönettiği halkı yeteri kadar cahilleştirebilsinler.

Tekeller düzeninde erken dönem burjuva dönemi hariç, tekeller çağında liyakat değil, biat esasına göre seçilir elemanlar. Biat ancak yeteri kadar cahilseniz olabilecek bir şeydir. Artık hiçbir işletme, hiçbir parti yetenek aramıyor, kendilerine harfiyen uyacak köpekler istiyorlar. Cahilleşmenin en önemli yansıması ise yobazlıktır. Yobaz cahilin saldırıya geçmiş halidir. İşte 1980’den sonra hızla yaygınlaştırılan budur. Toplum hızla cahilleştirilmiştir, bunun en kolay yolu da bağnaz dinciliktir.

Peki bunu kim istemiş olabilir?

Elbette yukarıdaki analizden de anlaşılacağı üzere, bunu mülk sahipleri istemiştir. Daha kolay yönetmenin en ucuz halidir cahilleştirmek ve yobazlaştırmak. Demek ki yaşadığımız şu günleri tahlil ederken unutmamız gereken şey budur. Cahilleşmenin asıl sahibi mülk sahipleri, yani bunun en önde gelen örgütü olan TÜSİAD’dır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Seçimlerde Kürt denklemi13 Mayıs 2018 Pazar 16:55
  • Parti sözcülerimize öneriyorum…13 Mayıs 2018 Pazar 08:58
  • Orta Doğu’da kovboy diplomasisi...09 Mayıs 2018 Çarşamba 07:44
  • Bir soygunun hikayesi: GSS08 Mayıs 2018 Salı 16:55
  • Kitap Eleştirisi: Bora Abdo - Öteki Kışın Kİtabı08 Mayıs 2018 Salı 13:57
  • Bugün herkesten beklenebilecek olan nedir?08 Mayıs 2018 Salı 13:11
  • Abdullah Gül'ün imzaladığı mektup02 Mayıs 2018 Çarşamba 10:25
  • Başka bir toplum mümkün29 Nisan 2018 Pazar 18:53
  • 24 Haziran’a doğru: Muhalefet ne yapmalı?23 Nisan 2018 Pazartesi 17:00
  • Fethullahçı bir Amerikan Uşağının Hikayesi15 Nisan 2018 Pazar 17:00
  • 1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)