• BIST 106.862
  • Altın 145,039
  • Dolar 3,5263
  • Euro 4,1266
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 23 °C

Çanakkale Savaşı; gerçekler ve gerici hurafeler

Çanakkale Savaşı; gerçekler ve gerici hurafeler
Türkiye’yi vatan yapan bilincin doğduğu bu büyük zaferin yıldönümünde, ABC Gazetesi olarak Çanakkale’nin gerçeklerini ve hurafeleri ortaya koyarak, gericiliğin yüz kızartıcı sefaletini bir kez daha sergilemek istedik.

Çanakkale Zaferi'nin 101. yılında hala Mustafa Kemal Atatürk'ün adını anmadan dinci hurafeleri tekrarlayanlar, büyük zaferi kazanan kadroları bilmiyor mu yoksa gerçekleri söylemek işlerine mi gelmiyor? Türkiye’yi vatan yapan bilincin doğduğu bu büyük zaferin yıldönümünde, ABC Gazetesi olarak Çanakkale’nin gerçeklerini ve hurafeleri bir kez daha ortaya koyarak, gericiliğin sefaletini sergilemek istedik.

Osmanlı'nın uzun yıllar boyunca süren mağlubiyet ve hezimetinin ardından bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına olanak sağlayan ulusal kurtuluş mücadelesine zemin hazırlayan Çanakkale Deniz Zaferi'nin 101.yılı törenlerle kutlanıyor. 

GERİCİ YALAN VE HUREFELER
18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 101. yılı törenlerinde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yine Mustafa Kemal Atatürk'ten bahsetmediği gibi, Çanakkale'de, esas olarak İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Yunanistan ve Romanya'dan oluşan İtilaf (Anlaşma) Devletleri ile birlikte savaşan Müslüman askerlerinin Türk askerine kurşun sıkmadığı hurafesini tekrarladı. Tıpkı, Çanakkale turları düzenleyen İslamcı grupların ve tarikatların Çanakkale’de savaşı gökten inen yeşil sarıklı evliyaların kazandırdığını söyledikleri gibi.

canakkale-savasi-sonuclari.jpg

Peki Çanakkale'de Türk askerine 'Müslüman olduğunu anladıkları için' kurşun sıkmadıkları iddia edilen (Hindistan/Pakistan'dan getirilen) Müslüman Askerler vardı da  Filistin Cephesi'nde, Basra'da, Irak'da Suriye'de, Arabistan'da ve Yemen'de İngilizlerle birlik olup Osmanlı ordusuna karşı savaşırken de karşılarındaki ordunun Müslüman olduğunu bilmiyorlar mıydı? Kaldı ki Osmanlı Ordusu'nda Arap askerler de vardı.

ARKADAN VURAN MÜSLÜMAN VE İŞBİRLİKÇİ ARAPLAR

Büyük Arap yarımadasında İngilizlerle işbirliği yapan ve isyan eden Araplar, Türk ordusunu arkadan vurdular. Yemen’e gidip de gelmeyen Anadolu çocuklarının kanını dökenler İngilizlerden çok, onların Arap ve Müslüman  işbirlikçileriydi. Mekke Şerifi Hüseyin, İngilizlerle birlikte Osmanlı askerlerini şehit ederken, Fahrettin Paşa, kutsal topraklara İngilizler ayaklarını basmasın diye, İstanbul’un teslim olmasından sonra tam üç boyunca rüşmanla, İngilizler ve onların Arap işbirlikçileriyle savaşmaya devam etmişti. Cephanesi ve yiyeceği bitene kadar hem de...

Gazeteci ve ünlü yazar Falih Rıfkı Atay, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra bir yürüyüş sırasında İstanbul kadıköy Yuğutçu Parkı'nda karşılaştığı Fahrettin Paşa'ya anılarını yazmayı teklif ettiğinde, "Hayır evlat, anılar çok acı veriyor" diye cevap verecekti.  

Arap gericiliği (Arap olmak değil) ve Emevi-Vahhabi İslamı bu topraklara çok yabancıdır. Bugün Türkiye’de, siyasal İslamcılar tarafından topluma Müslümanlık diye dayatılan da budur. Bir tür Arap milliyetçiliğidir. Yerli değil, yabancıdır.

Tabii ki, hayır. Aslında bu tür hurafelerle amaçlanan şey çok açık; Çanakkale Savaşı'nda Jöntürkler ve onların siyasal örgütü İttihat ve Terakki Fırkası (Partisi) ile Mustafa Kemal Atatürk'ün rolünü küçültmeye çalışmak. Hatta bazı siyasal islamcı sözde tarihçiler, Çanakkale Savaşı'nın bir hezimet olduğunu bile iddia etme cehaletinde bulunuyorlar.

Bunu yapıyorlar çünkü, Jöntürkler, İttihat ve Terakki Fırkası ve Mustafa Kemal, bu toprakların aydınlanma geleneği ve devrimci birikiminin en önemli unsurlarını oluşturuyor.

ZAFERİ YARATANLAR KİMDİ?
Oysa Çanakkale Zaferi'nin, Balkan bozgununda Küçük devletlerin bilgisiz alaylı subayların yönetimindeki Osmanlı Ordusunu yerle bir ettirmelerine rağmen kısa süre içinde bu orduyu, kısa sürede yenileyerek modernleşmesini sağlayan ve  büyüm emperyalist güçlere kafa tutabilecek hale getiren genç subayların ve sivil devrimci kadroların eseri olduğunu açıktı. Bu kadro 1908 Hürriyet Devrimi’ni yapan, daha sonra cumhuriyeti kuracak kadroydu. Jöntürklerdi.

Çanakkale'de bozguna uğrayan emperyalist güçlerin bile teslim ettiği gerçek budur. Kimdi o genç subaylar? Enver Paşa ve Mustafa Kemal'in de aralarında olduğu ve bugün siyasal islamcılar ve liberallerin 'her kötülüğün başı' olarak göstermeye çalıştıkları İttihat ve Terakki Partisi'ne mensup olan devrimci devrimci kadrolar. O  orduların Başkomutanı Enver Paşa, ateş hattındaki subayları da Mustafa Kemal gibi isimlerdi.

Çanakkale'de suya gömülen sadece emperyalistlerin işgal planları değildi, aynı zamanda o günkü Saray ve çevresinin kurtuluş ümidi olarak sarıldıkları Osmanlıcılık ve İslamcılık düşünceleriydi.

Ancak bugün yeniden Osmanlıcılık ve İslamcılığı diriltmeye çalışanlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız bir ülke olarak tarih sahnesine çıkmasında çok büyük bir payı olan Çanakkale Zaferi üzerinden de türlü yalanı kullanarak gerici, akıl dışı tezlerine gerekçe bulmaya çabalıyor. Bu nafile bir çabadır.

kara-savaslari-land-wars-alcitepe-kirte.jpg

LİMAN VON SANDERS’İN ANILARI
Çanakkale Savaşı’nın Komutanı Osmanlı Devletinin müttefiki Almanya’dan gelen seçkin bir generaldir; Mareşal Otto Liman Von Sanders... Yardımcısı Mahmut Esat Paşa, Cevat Paşa ve Vehip Paşa gibi Türk kmutanlarla birlikte Mareşal Sanders’in büyük başarıyla yönettiği Çanakkale savunmasında yaşamını yetiren çok sayıda Alman subayı ve seçkin birliklere mensup askerleri de vardır.

Daha sonra anılarını, “Türkiye’de 5 Yıl” adlı, belge niteliği de taşıyan çok önemli kitabında kaleme alan Sanders, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nda sergilediği direniş ve sbaşarının bütün dünyayı şarıttığını, kimsenin “Hasta Adam” olarak görülen bu devletten böyle bir savaşma gücü beklemediğini belirtir. Sanders bu direnişi, Jöntürkler ve İttihat ve Terakki Fırkası’nın devleti ve orduyu büyük bir hızla yenilemesine, modernleşme atılımlarına ve bu hareketin mensubu olan yurtsever-idealist subayların ordu yönetiminde olmasına bağlar. (Bkz. Liman Von Sanders, Türkiye’de 5 yıl, Cumhuriyet Gazetesi Yayınları, 2002 İstanbul, 5 Cilt)          

Sanders’in “Silahlanmış millet” adlı bir başka kitabı daha vardır.

ÇANAKKALE ZAFERİ NEDİR?  
Birleşik Krallık Donanma Bakanı Winston Churchill, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı'nın donanmayla geçilerek İstanbul'un işgalini öngören bir planı Başbakan Herbert Asquith'e vermiştir. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz'a geniş çaplı saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.

Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır.

İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne   kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı Kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay Albay Mustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir.

Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak (Avusturalya ve Yeni Zelanda Askerleri) ve Fransız Kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir.

canakkale-savasinin-nedenleri.jpg

EKİM DEVRİMİ VE ÇANAKKALE
Büyük zafer Türklerin, daha geniş ve kapsayıcı bir ifade ile Osmanlı Devleti’ndir. Eğer Çanakkale Zaferi olmasaydı, insanlık tarihinin en önemli atılımlarından biri olan 1917 Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’nin Rusya’da gerçekleşmesi de mümkün olamayacaktı. Çünkü, Osmanlı Devleti daha savaşın başında saf dışı edilmiş olacak, yalnız kalan Almanya ise kısa sürede yenilecekti. Bu durumda İtilaf Devletleriyle birlikte zafer kazanan Rus Çarlığı’nda bir devrimin olması beklenemeyeceği gibi, böyle bir kalkışma da İngilizler başta olmak üzere Rusya’nın müttefiki olan diğer emperyalist güçlerin desteğiyle kolayca bastırılabilecekti.

İtilaf Devletleri'nin Çanakkale'ye yüklenmelerinin bir nedeni de Almanlar karşısında yenilgiye uğrayan Rusya'ya yardım götürmekti. Eğer bu yardım gidebilseydi, büyük olasılıkla Ekim Devrimi'nin de önü kesilmiş olacaktı.

Osmanlı Devletinin Eylül 1918 tarihine kadar Filistin, Lübnan, Suriye ve Irak dahil olmak üzere hala geniş bir toprak parçasını elinde tutan, onu güçlü bir şekilde savunma kapasitesine sahip, İngilizleri sadece Çanakkale’de değil, Basra başta olmak üzere Arap Yarımadası’nda da iki kez yenilgiye uğratan bir konumda olduğu düşünülürse, Çanakkale Zaferi ile 1917 Ekim Devrimi arasında nasıl bir ilişki olduğu daha iyi anlaşılabilir.

maxresdefault.jpg

Unutulmamalıdır ki, Osmanlı Devleti 1918’in sonunda teslim olduğunda, bırakın bugünkü Türkiye sınırlarından oluşan topraklara, Musul ve Kerkük Kuzeyinden itibaren vatan topraklarının hiçbir parçasına düşman askeri girememişti. İşte bu büyük direnme gücünü sağlayan irade, Çürümüş, yozlaşmış, Ortaçağ karanlığında kıvranan ve Batı’nın “Hasta Adam” diye alay ettiği bir devletti ayağa kaldıran laik, aydınlanmacı ve devrimci bir kuşaktı. İşte cumhuriyeti kuran da bugün gericilerin bin bir yalan, iftira ve siniklikle saldırdığı o kadrodur.

ABC Gazetesi

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)