• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 18 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 26 °C

Cem Karaca ve Moğollar'dan 43 yıl sonra yeni albüm

Cem Karaca ve Moğollar'dan 43 yıl sonra yeni albüm
Cem Karaca, Moğollar'la 43 yıl önce kaydedilen ve hiç yayınlanmayan bir albümle anılıyor.

Cem Karaca’nın aramızdan ayrılışından 12. Yılında, Moğollar’la 43 yıl önce gerçekleştirdiği ve bugüne kadar hiç yayımlanmayan kayıt, albüm olarak piyasaya çıkacak.

Hürriyet Pazar’dan Gökçe Aytulu’nun yazısı şöyle:  

“Merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar!”

Cem Karaca’nın sahneden yolladığı bu selam hâlâ kulaklarımızda. Soğuk bir şubat gününde aramızdan ayrıldığından bu yana 12 sene geçti. Ardında birkaç neslin ağzına marş olan unutulmaz şarkılar bıraktı.
Şimdi, ölümünden yıllar sonra Cem Karaca yepyeni bir albümle karşımızda. Kulağa saçma bir cümle gibi gelebilir ama gerçekte olan tam da bu. Olayı anlamak için bandı biraz geriye saralım.

Sene 1973... Cem Karaca ve Moğollar’ın öncülüğünde ‘rock müziği’, Türkiye’de süt dişlerini yeni yeni çıkarıyor. Cem Karaca, Kardaşlar grubunun solistliğini bırakmış ve Moğollar’la çalışmaya başlamış.

31 Ocak’ta Ankara Güneypark Gazinosu’nda sahne alıyorlar. Konserin sunuculuğunu İzzet Öz yapıyor. Konseri canlı dinleyen şanslı azınlık, unutulmaz birkaç saat yaşıyor.

Konserin ardından bütün ekip Monaco Oteli’nin lobisinde oturmuş laflıyor. Hepsinin keyfi yerinde... İzzet Öz “Arkadaşlar bu konserinizi ölümsüzleştirmeniz gerek” diyor. Taner Öngör, hemen bir fikir atıyor ortaya: “O zaman bir stüdyoya girelim ve aynen böyle çalalım.” Cem Karaca, fikri görüyor ve bir artırıyor: “Stüdyoya girelim, şarkı aralarında konuşalım. Hepimize güzel bir anı olsun.” Ve gecenin bir yarısı bütün ekip, kalem kağıt alıp arılar gibi çalışmaya başlıyor.

Cem Karaca konuşmaları hazırlıyor. Şarkı listesi belirleniyor. Sabaha kadar çalışıyorlar. Ertesi gün İzzet Öz, stüdyoyu ayarlıyor. Bir saatlik kayıt hakları var. 2 Şubat’ta stüdyoya girip 6 şarkıyı bir çırpıda kaydediyorlar. Cem Karaca sunumları okuyor. Ve bu kayıt tatlı bir hatıra olarak kalıyor. Ta ki bugüne kadar...

Cem Karaca’nın notlarını, şarkı listesini ve kayıtları yıllarca arşivinde saklayan İzzet Öz, tam 43 yıl sonra 2 Şubat’ta bu kaydı ‘2.2.1973’ ismiyle yayımlayacak. Öz, anlatıyor: “O zamanlar 20’li yaşlardaydık hepimiz. Kaydı yaptık ve hatıra olarak ben sakladım. Cem’i el yazısıyla aldığı notları da... Kayıtlar o zamanki teknolojinin çok üstünde. Yıllar sonra Cem ölmeden evvel ona dinletecektim, nasip olmadı. 8-9 ay önce Cahit Berkay’a dinlettim, inanamadı, çok duygulandı. Şimdi ölüm yıldönümünde Cem’i anmak için böyle bir şey yapıyoruz. Tam 43 yıl sonra yayınlıyoruz bu kayıtları.”

Müzik konusunda en bilgisiz olanımızın bile şöyle bir cümle kurmaya hakkı var: “1970’lerde Türkiye’de yapılan müzik bir başkaymış.” Farklı kafalar, farklı müzikler... Zaten hemen hepsi bu farklılığının cezasını bir şekilde çekti. Kiminin şarkısı yasaklandı, kimi Cem Karaca gibi vatandaşlığını kaybetti. Ama bir gerçek daha var, o müzik hiçbir zaman eskimedi. Nesilleri aşıp hep taptaze kaldı. 43 yıl sonra ortaya çıkan bu tatlı sürpriz, bunun bir kanıtı olsa gerek.

CAHİT BERKAY: BÖYLE Mİ ÇALIYORMUŞUZ’ DEDİM

Müziğimizin başka bir efsane ismi Cahit Berkay, yıllar sonra kayıtları dinlediğinde nasıl duygulandığını anlatıyor: “Ankara’da yazın Gençlik Parkı’nda kışın Güneypark Gazinosu’nda çalardık. Hem Cem Karaca’yla hem Barış Manço’yla konser verdik orada. 1973’te bu kaydı yaptığımız hafızamdan silinmiş. Bunca yıl bu kadar güzel saklanması da mucize. Çünkü bantlar yılar geçtikçe yerçekimine dayanamaz, zarar görür. İzzet, sağlıklı bir şekilde koruyabilmiş. Dinlediğimde çok duygulandım, “Vay be, böyle mi çalıyor muşuz” dedim. Bu olağanüstü bir anı...” Berkay, ‘gerçek bir dost’ olarak andığı Cem Karaca’ya ilişkin bir ansını anlatıyor: “Cem, göründüğünün aksine hiç çatık kaşlı bir adam değildi, çok neşeliydi, hazırcevaptı. Birisi laf atınca karşılığını alırda. Bir akşam Kırklareli’nde konserden dönüyoruz. Otobüse bindik, bir gümrük polisi ‘Cem Bey bizim için de bir şarkı yapsanız’ dedi. Cem, hemen ‘O işlere Ersen bakıyor’ diye cevabı yapıştırdı.”

Peki o zamanları farklı kılan ne? Bu şarkılar nasıl çıktı? Berkay anlatıyor: “Bugün müzik kayıtları yapılırken kimse birbirini görmüyor bile. Herkes bir yerde çalıyor, sonra miksleniyor. O zamanlar kanal kayıtları bile yok. Her şeyi canlı kaydediyoruz. Bir grup evimiz var. Uyku dışında hep beraberiz, albüm için çalışıyoruz. Aranjör de yok. Canlı kayıt olduğu için herkes en iyi şekilde çalmaya çalışırdı.”

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)