• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -6 °C
  • İzmir 3 °C
  • Adana 7 °C
  • Antalya 7 °C

Cemaati yeni 'keşfedenlerin' dayanılmaz hafifliği

Doğan YURDAKUL

Erdoğan’ın “Rabbinden ve milletinden af dilediği” konuşmasında, dikkatlerden kaçan kilit bir cümle vardı: “...daha önce dışlanmış, ötekileştirilmiş tüm kesimleri merkeze taşıma çabamızdan bu kesimin istifade etmesini sağladım...”

Acaba Gülen cemaati, gerçekten de, Erdoğan’dan (2002’den) önce “dışlanmış ve ötekileştirilmiş” kesimlerden biri miydi?

BELLEK TAZELEME

Hafızayı beşer nisyan ile maluldür  (insan belleği unutkanlık hastasıdır) derler.Şu günlerde siyasetçilerin ve medyamızın büyük bir bölümü bu “hastalığa” yakalanmış olduğundan, çok kısa bir bellek tazelemesi yapmak isterim. Gülen’in şu “dışlanmış ve ötekileştirilmiş” yol haritasına şöyle bir göz atalım: 

Gülen, bugüne kadar gelen siyasi çizgisine, 12 Mart darbecilerine övgüler düzerek, solcuları lanetleyerek, Ziverbey Köşkü işkencelerine destek vererek başladı. Ancak bu yağcılık onu kurtaramadı. 20 Eylül 1972’de İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi’nce “devletin temel nizamlarını dini esas ve inançlara uydurmak” suçundan 3 yıl hapse mahkum oldu. 7 ay hapis yattıktan sonra 1974 affıyla tahliye oldu.

12 Eylül darbesinden sonra ise bir dergiye şunları yazdı: “Evren Paşa, seçmeli din derslerini mecburi yapmakla yararlı bir iş yapmıştır. Bu iş kanaatimce öyle büyüktür ki doğrusunu Allah bilir hiçbir sevabı olmasa bile bu icraatı ona yetebilir, ahirette kurtuluşuna vesile olabilir, cennete de gidebilir.."

Siyasetteki yıldızı bundan sonra “parlayan” Gülen, daha sonra gelen Özal, Demirel, Çiller iktidarlarından hep himaye ve destek gördü. 28 Şubat’a gelindiğinde yine darbecilerin yanında yer aldı. Erbakan-Çiller koalisyonuna “beceremediniz, gidin” dedi. 28 Şubatçılar için ise şu ifadeleri kullanıyordu: “...belki antidemokratik davranıyor sayılabilirler. Ama onlar konumlarının gereğini, Anayasa'nın kendilerine verdiği şeyleri yerine getiriyorlar. Ben zannediyorum, onlar bazı sivil kesimlerden daha demokrat”.

Ama bu yağcılık da onu yine kurtaramadı. Müritlerine “devleti ele geçirin” talimatı verdiği fetvalarının videoları televizyonlarda yayınlandı. 2000 yılında zamanın DGM Savcısı (Ankara Hukuk Fakültesinden sınıf arkadaşım) Nuh Mete Yüksel, Gülen hakkında “dini kurallara dayalı devlet amacıyla yasadışı örgüt kurma” suçundan dava açtı (bu dava AKP iktidarı tarafından sürüncemeye bırakıldı ve 2008’de beraatla sonuçlandı!).

Gülen’in “yasadışı örgüt” kurduğunu 15 Temmuz’da keşfedenlere, o iddianameyi internetten bulup okumalarını öneririm, “unutkanlıkla hastalanan” belleklere iyi gelebilir.

Siyasetçileri bitirmeden önce, Deniz Baykal kasetine değinmeden olmaz. Şimdilerde bu kaset işi yeniden ele alınıyor, birçok cemaatçi polis bu olayın sorulusu olarak tutuklanıyor. Oysa Baykal, kaset olayından sonraki istifa konuşmasında ne demişti? “Bu çerçevede başka bir sorumlu arayışına çıkacak olanlara yardımcı olmak üzere, Amerika'dan Pensilvanya'dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı da söylemek isterim.”

FETHULLAH’IN “HA” SI NEREYE GİTTİ?

Ben bu güne kadar kimilerinin Gülen’in önadını “Fethullah” diye yazdıklarını fark etmemişim, madem özür dileme sezonu açıldı, okurlardan özür dilerim. Meğer “Fethullah” diye yazılınca “yücelik atfeden” anlamına geliyormuş ve “Fetullah” yazanlara Gülen’in avukatı düzeltme yolluyormuş.

Son olarak Ahmet Hakan’dan okuduk: “Fetullah Gülen’in adı, resmi nüfus kaydında “Fetullah Gülen” olarak geçmektedir. Biz de o yüzden “Fethullah” değil “Fetullah” yazıyoruz. Tek kusurumuz şu: Bunu Fetullah’ın güçlü olduğu dönemde yapamadık. Şimdi yapabiliyoruz. Neyse... Rabbim affetsin. Tabii milletimiz de...” (Hürriyet, 4.8.2016).

Merak ediyorum, acaba diyorum, şimdi AKP’ye “AK Parti” diyenler, bu dönem geçince “AKP’nin güçlü olduğu dönemde bunu yapamadık, şimdi artık AKP’ye AKP diyebiliyoruz, Rabbim affetsin...” derler mi?

ŞEYTAN TAŞLAMA

Zaten, Erdoğan’ın “Rabbim de milletim de bizi affetsin!” sözleri yol oldu, artık günah çıkaran çıkarana.

Yıllardır cemaatin değirmenine (elbette karşılığını bol bol alarak) su taşımış olan çevrelerin başına saksı düştü, şimdi oralarda şeytan taşlar gibi, Gülen taşlama modası yayılıyor.

Perdeyi Nazlı Ilıcak, savcılık ifadesiyle açtı: ”Yanıldığımı, bu yapılanmanın bir örgüt olduğunu 15 Temmuz sonrasında gördüm. Daha önce bilseydim ne orada yazardım ne de orada bulunurdum. Bilakis karşısında yer alırdım.”

Onu, Mümtazer Türköne izledi: “O camiayla olduğum için pişmanım. Darbecilerin idam edilmesinin caydırıcılık manasında önemli olduğunu düşünüyorum.”

Gülen’in yakın akrabası Muhammet Sait Gülen, 2010 KPSS sınavlarında çalınan soruların yanıtlarının kendisine ezberletildiğini itiraf ettikten sonra şöyle demiş: “Halkına ve polisine silah sıkan FETÖ’nün bu yaptıklarını kesinlikle tasvip etmiyorum.”

Ve... İbrahim Tatlıses: “Beni vurana FETÖ’cüler izin verdi...”

Ola ki, Gülen, İncil’e atfen “ilk taşı en günahsız olanınız atsın!” dese, bu modaya uyanlar acaba ne yaparlardı?

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.