• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 30 °C

Cemaatin kullanışlı aptalları ve bir garip mağduriyet hikayesi

Cemaatin kullanışlı aptalları ve bir garip mağduriyet hikayesi
"Bu saatten sonra AKP-Cemaat ortaklığının bozulmasından doğan bir demokrasi mücadelesi alanına desteği ancak ve ancak kullanışlı aptallar verecektir, aynı Sayın Altan gibi…"

Çağlar Ezikoğlu
Fethullah Gülen Cemaati’nin yayın organlarından olan Zaman Gazetesi’ne yapılan baskın kamuoyunun ilgisini meşgul etmeye devam ediyor. Tabi bu meşguliyet çerçevesinde, AKP-Cemaat ilişkisi üzerinden mağduriyet devşirme çabaları da aynı hızla süregidiyor.

Tartışmaların iki açık boyutu var; birincisi aslında tartışılmasız kabul edeceğimiz bir gerçeklik, basın özgürlüğüne darbe.

AKP iktidarının basın özgürlüğü konusunda özellikle Ergenkon soruşturmalarından itibaren sicilinin ne kadar kötü olduğunu söylememize gerek yok herhalde. Hafızalarını tazelemek isteyenler, canlı yayınlar esnasında basılıp, reji odalarına girilmek suretiyle yayınları engellenen Kanal B veya Avrasya Tv’yi hatırlayabilir. Veyahutta başta RTÜK olmak üzere hem politik hem de ekonomik baskıyı sonuna kadar hisseden Kanaltürk’ün, bir nevi zorla Cemaat’e yakınlığıyla bilinen İpek grubuna sattırılmasını hatırlayanlarınız olacaktır.

Şimdi ise benzer bir süreç AKP-Cemaat ortaklığının bozulmasıyla Cemaat’e yakınlığıyla bilinen yayın kuruluşlarının başına gelmekte. Bu noktada yaşanan her türlü hukuksuzluğun derecesi eşit olup, bütün bu yaşananların basın özgürlüğüne darbe olduğunu tespit etmek zor olmayacaktır. Fakat bu yaşananlar arasında derinden bir fark var.

****

Zaman gazetesi önünde yaşananlar, polislerin aşırı şiddet kullanımı sonucu yaralanan vatandaşlar, Gülen Cemaati’nin önüne yeni bir mağduriyet kapısı açmış durumda. Her ne kadar kendileri Gezi zamanında bu polis şiddetinin kat be katını yaşayan insanlar hakkında ‘tazyiği yiyince havada parande attı’ gibi başlıklar atmış olsa da, aynı şeyi elbette söylemeyeceğim. En temel hak ve özgürlüklerden olan, toplanma özgürlüğüne yönelik polis şiddetinin savunulabilinir hiçbir tarafı yoktur ve olmayacaktır da.

Lakin bütün bu yaşananlardan ‘en büyük mağdur biziz’ veya ‘şimdi susuyorsunuz, bugün bize yarın size’ diyen Cemaat kalemlerinin yanıldıkları noktalar var. Ergenekon, Balyoz veya Odatv soruşturmalarında mağdur olan gazetecilerin, basın yayın kuruluşlarının hiçbir zaman bu soruşturmalardan veya baskınlardan önceden haberi olup, alternatif medya kurma çabalarını görmedik. Aksine yukarıda bahsettiğimiz gibi birçoğu finansör yetmezliğinden ötürü yayın hayatına son vermek zorunda kaldı.

Hoş Ergenekon’un kasası olarak Gülen Cemaati gazetelerinde manşet edilen Kuddusi Okkır’ın vaziyeti bile yeterli olacaktır bazı şeyleri anlamak için. Peki Zaman’a yapılan bu baskınlarda ‘en çok biz mağdur olduk’ diyenlerin mağduriyeti? Son günlerde çıkan haberlere göre, Zaman gazetesinin kullandığı bina başka bir şirkete önce satılmış, sonra o şirketten aynı bina kiralanmış fakat kira bedelleri ödenmemiş. Aynı zamanda gazetenin çıkarılmasını sağlayan altyapı da binadan taşınarak başka yerlere nakledilmiş. Yarına Bakış adı altında yayın hayatına başlayan bu yeni gazetenin hazırlıkları bahse konu baskından çok daha evvel tamamlanmış.

Şimdi insan ister istemez düşünüyor; benzer bir organizasyon Ergenekon soruşturması kapsamındaki kurum veya kuruluşlar tarafından yapılsaydı, Gülen Cemaati ve hatta merkez liberal medya tarafından ‘nitelikli dolandırıcılık’ manşetleri atılarak linçe uğrardı. Fakat şimdi gördüğümüz ise ‘nasıl kandırdık kerizleri’ minvalinde sosyal medyada dolaşan Cemaat hesapları veya onların kalemşörleri. Mağduriyetleri yaratan etmenler elbette kıyaslanamaz her ikisi de aynı sebepten gerçekleşmiştir, fakat mağduriyetlerin derecesi önemlidir hele ki her fırsatta mağduriyetten çıkar devşirmeye çalışanların iktidarda olduğu bir ülkede.

Altangillerin Kullanışlılığı

Üstte bahsettik ya, Gülen Cemaati’nin o büyük(!) mağduriyetinden, elbet bu mağduriyetten çıkarımlar yapanlar oluyor. Bunlardan birisi de Ahmet Altan beyefendiden gelmiş. Altan yazısında ana muhalefet partisi CHP’ye seslenmiş. CHP içerisindeki ulusalcıların bir an evvel tamamen pasifize edilerek, Zaman gazetesine kayyum atanmasından ötürü hukuk bayraklarının ele alınıp bir an evvel miting meydanlarında doluşmasını buyurmuş Ahmet Bey. Anladığım kadarıyla Sayın Altan, Gezi direnişinden nemalanmaya kalkıp bu direniş ile birlikte ismi en son zikredilecek grup olan Gülen Cemaati’ni Gezi’ye eklemlemeye çalışmış. Kendisi vakti zamanında gayet güzel bir şekilde Yıldıray Oğur ve benzeri yandaşları ‘kullanışlı aptal’ olarak nitelendirmişse, kendisini de Gülen Cemaati’nin ‘kullanışlı aptal’ı olarak adlandırması gerekiyor.

***

Sayın Altan yazısında AKP iktidarına karşı 40 milyondan bahsetmiş, fakat bu 40 milyonun içinde ne MHP seçmeni var ne de CHP’nin belkemiğini oluşturan Ahmet Altan’ın her fırsatta ‘Ulusalcı Kemalist’ sınıflandırmasıyla aşağıladığı kesim var. Geriye kim kalıyor derseniz, Altangillerin familyasından liberaller ve Kürtler. Kürtler dedik ya, orası da enteresan, zira memleket özellikle Güneydoğu yangın yeriyken, her gün cesetlerin kokusu insanların ciğerine dolarken böyle bir çağrıyı yapmayan sayın Altan her ne hikmetse bu çağrıyı yapacak noktaya getiren en büyük mağduriyet olayını Zaman’a yapılan baskında görmüş. Ama kendisi sanırsam sayı saymayı bilmiyor. Zira Gezi direnişinin belkemiğini kendisi kabul etse de etmese de, her fırsatta ‘pis ulusalcılar’ diye eleştirdiği CHP’nin %20’lik bir kısmını oluşturan kemik ‘orta- orta-üst laik ve Atatürkçü’ler oluşturuyordu. Dolayısıyla bahsettiği 40 milyonun büyük çoğunluğu da yazısında nefret kustuğu kesimlerden geliyor.

***

Peki sayın Altan bu gerçeği göremeyecek kadar kör mü? Değil elbet ama kullanılmak için aptal olmanın bir zararını görmüyor kanaatimce. Zira Erdoğan adım adım ‘tek adam’ rejimine doğru ilerleyip istediği Erdoğan tipi Başkanlık sistemine bu kadar yaklaşmışken, daha da vahimi Altan’ın yazısında bahsettiği uluslararası destek dediği destek Cemaat’e değil de tam tersine Erdoğan’a kaymışken, (Erdoğan’ın mülteciler hususu ve Suriye’deki şantajvari politikaları sayesinde) Gülen Cemaati’nin tek şansı AKP iktidarına karşı yeni bir Gezi yaratabilmek. Keşke bu şans çok daha önce geldiğinde kullansalardı, ‘ulusalcı’ diyerek aşağıladığı veya AKP iktidarına payanda olmak adına ‘huzuru bozdular’ manşetleri attıkları Gezi döneminde desteklerini sunsalardı. Bu saatten sonra AKP-Cemaat ortaklığının bozulmasından doğan bir demokrasi mücadelesi alanına desteği ancak ve ancak kullanışlı aptallar verecektir, aynı Sayın Altan gibi…

Çağlar Ezikoğlu

Aberystwyth Üniversitesi

Uluslararası Siyaset Departmanı

Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • CHP’nin Muhalefet Çizgisi04 Eylül 2017 Pazartesi 17:16
  • Kore Yarımadası’nda Neler Oluyor?04 Eylül 2017 Pazartesi 16:48
  • Antep'te çapkınlığa kalkıştım canımı zor kurtardım03 Eylül 2017 Pazar 16:15
  • Bayramları sever miyim?01 Eylül 2017 Cuma 11:03
  • Seni ikinci Ekmeleddin yaptırmayacağız İslamcı eskisi müteahhit Levent!28 Ağustos 2017 Pazartesi 16:18
  • Antep27 Ağustos 2017 Pazar 16:02
  • Memleket yanarken kurultay yapmak26 Ağustos 2017 Cumartesi 13:11
  • Hocam Şükrü Kızılot25 Ağustos 2017 Cuma 14:19
  • Heykellere saldırı24 Ağustos 2017 Perşembe 10:31
  • Kerameti atlette aramak23 Ağustos 2017 Çarşamba 22:29
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)