• BIST 89.764
  • Altın 145,200
  • Dolar 3,6300
  • Euro 3,9131
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Adana 20 °C
  • Antalya 19 °C

Cerattepe direnişinin politik sonuçlarını görmenin tam zamanı

Torun Ahmet TÜRKMEN

Geçtiğimiz günlerde 3'üncü yıldönümünü yaşadığımız Gezi direnişi ve onun toplumsal ve politik sonuçları demokratik kamuoyunda uzun uzun tartışıldı. Geleceğe ışık tutabilecek bir dizi nokta ortaya kondu. Kendiliğinden ortaya çıkan yapısıyla öne çıkan, çok farklı kesimler arasındaki farklılıkların terk edilerek ortak noktalarla güçlü bir toplumsal güç oluşturulabileceğinin başarılı örneğini gördük. Bu ortak noktalar demokratik ve toplumsal değerler üzerinde olabileceği gerçeğiydi bu.

Bunun yanında diktatörlük rejimine karşı bugün verilmekte olan mücadelede çok önemli bir ufuk yaratma özelliği olan bir gerçek yeterince değerlendirilmedi, büyük oranda atlandı. Bu, 2016 yılının Şubat ayında gerçekleşen, başarı ile sonuçlanan “CERATTEPE DİRENİŞİ” ve onun politik ve toplumsal sonuçlarıydı.

25 bin nüfuslu Artvin ilimizin kırsalında bulunan Cerattepe’de ne oldu ve ne başarıldı? Gezi'de olduğu gibi ortada direnişe katılan milyonlar, yüz binler yoktu. Sadece binlerle ifade edilebilen bir direnişçi vardı. Ama ne yaptıklarını biliyorlardı. Kararlı ve kontrollüydüler. Ve şimdilikte olsa sonuç aldılar, zafer kazandılar.

Karşılarında güçlü bir şirket vardı. Türkiye’nin hemen her tarafından milyarlarla ifade edilen ihaleler alan, başta Erdoğan olmak üzere hükümet tarafından özel olarak desteklenen bir şirket. Başarısını, hükümet etmeyi önemli oranda yarattığı “Güçlü görünme” algısına dayandıran, bu algının  sarsılması pahasına geri çekilmeyi göze alan bir iktidar söz konusu burada. Kafasına koyduğu her planı ne pahasına olursa olsun, günümüz gerçekleriyle ifade edersek, gerektiğinde birçok ili içindeki insanlarla birlikte “harabeye çevirmeyi” göze alan bir insanın iradesine rağmen kazanılan bir başarı bu.

Neden geri adım attılar? Direnişçilerin, doğa dostlarının sonuç almasına meydan verdiler. "Yıkın geçin" diyebilirlerdi, ama demediler, diyemediler.

PEKİ NEDEN?                   

Nedeni Basit: KORKU.

Artvin esnafının, kendi yaşam alanlarına, direnişe sahip çıkması. Direnişin Türkiye genelinde ses getirmesi, toplumsallaşma eğilimine girmesi. En önemlisi, Gezi direnişinde olmayan ve belki de tam anlamıyla sonuç alınmasına engel teşkil eden olgu olarak görülmesi gereken siyasallaşma, siyaseti dönüştürme sinyalleri vermeye başlaması.

İktidar odaklarının korkulu rüyası işte bu. Toplumsal muhalefetin güçlenmesi ve siyasallaşarak iktidar alternatifi olarak ortaya çıkması.

Onların korkulu rüyasını, muhalefetin umudu olarak görmemiz gerekiyor. ÇIKIŞ BURADA. Öncelikle siyasi güçlerin görmesi ve buna göre hareket etmesi gereken olgu bu. Bu görülürse diğer faktörlerin buna bağlı olarak gelişebileceğini düşünebiliriz.                

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.