• BIST 93.269
  • Altın 146,449
  • Dolar 3,5820
  • Euro 3,8889
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 19 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 22 °C

Çetin Altan hayatını kaybetti

Usta gazeteci ve yazar Çetin Altan, 88 yaşında yaşamını yitirdi.

Gazeteci ve yazar Ahmet Altan ve akademisyen Mehmet Altan'ın babası, duayen gazeteci Çetin Altan, haziran ayında rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılmış, tedavisinin ardından taburcu edilmişti.

Çetin Altan kimdir?

Hürriyet'in telefonla ulaştığı oğlu Mehmet Altan, ağlamaklı bir sesle " Maalesef babamı kaybettik" dedi.

1927 İstanbul doğumlu Altan, gazeteciliğinin ve yazarlığının yanında, 1965-69 yılları arasında Türkiye İşçi Partisi milletvekili olarak TBMM'de yer almıştı.

HAYAL ETTİĞİ ÜLKEYİ GÖREMEDİ

Altan, Haziran, 2015'te Cumhuriyet için kaleme aldığı "Hayal ettiğim ülke bu değildi" başlıklı yazısında "Torunlarımıza bırakmayı hayal ettiğimiz ülke bu değildi. Artık anlaşılıyor ki ülkeme demokrasinin geldiğini göremeden ayrılacağım bu dünyadan" demişti. 

Bağımsız Gazetecilik Derneği P24'ün sitesinden duyurduğu vefat haberi şöyle: 

22 Haziran 1927’de başlayan bir hayat 22 Ekim 2015 sabahı sona erdi. Çetin Altan, bu ülkenin yetiştirdiği en büyük gazeteci ve yazarlardan biriydi. Onu sevgiyle, saygıyla, minnetle uğurluyoruz.
 
1946’da Ulus Gazetesi’nde başladığı gazetecilik hayatını 87 yaşında Milliyet’teki ‘’Şeytanın Gör Dediği’’ köşesindeki yazılarına ara verene kadar sürdüren Çetin Altan, Türkiye gazeteciliği için nadir nitelikte, evrensel bakışını edebi lezzetle ve mizahla buluşturan yazılarıyla okurlarının dünyasını, hayatını, ufkunu genişletti yıllar boyu.
 
Büyük Gözaltı (1973), Bir Avuç Gökyüzü (1974), Viski (1975) ve Küçük Bahçe (1978) ile roman, Üçüncü Mevki (1946) ile şiir, Kalem Bahçelerinden Yedi Hayat (2009) ile eleştiri,  Rıza Bey’in Polisiye Öyküleri(1985) ile öykü dalında eserler verdi; çoğu sahnelenen on tiyatro oyunu yazdı. Sayısız deneme, inceleme kitabına imza attı. Al İşte İstanbul gezi-röportaj, Kavak Yelleri ve Kasırgalar ise otobiyografi alanında Türkçeye kazandırdığı eşi az bulunur kitaplardır.
 
Gerek kitaplarındaki gerek günlük gazete yazılarındaki diliyle dilimizi de zenginleştirdi Çetin Altan; onun ‘’hazineden geçinmeliler’’ gibi, ‘’enseyi karartmamak’’ gibi nice deyişi kullandığımız Türkçenin bir parçası bugün.
 
1965’te Türkiye İşçi Partisi’nden İstanbul milletvekili seçilen Altan, Meclis’teki dört yılı boyunca Türkiye’nin sesinin en fazla işittiği siyasetçilerden biri oldu. Önce dokunulmazlığı kaldırılan, sonra da iade edilen ilk milletvekili olarak siyasi tarihimize geçti. Bu dönemdeki anılarını Ben Milletvekili İken adıyla kitaplaştırdı.
 
Son nefesine kadar hep insanları daha mutlu, daha sağlıklı, daha müreffeh, daha umutlu, dünyayla daha yakın ilişkide, edebiyatla, sanatla, bilimle daha barışık bir ülke özledi Çetin Altan. Bu özlemle konuştu, bu özlemle yazdı.
 
Çetin Altan’ı son yazılarından biriyle uğurlarken başta oğullarıAhmet Altan, Mehmet Altan ve kızı Zeynep Bakan olmak üzere bütün ailesine, sevdiklerine başsağlığı diliyoruz. Anısı önünde saygıyla eğiliyor, onun özlediği ülkeyi özleyerek, enseyi karartmadan, umutla yazmaya, konuşmaya, çalışmaya devam sözü veriyoruz.

Hayal ettiğim ülke bu değildi

"Artık anlaşılıyor ki ülkeme demokrasinin geldiğini göremeden ayrılacağım bu dünyadan.

Torunlarımıza bırakmayı hayal ettiğimiz ülke bu değildi. Gene de bir hayal kırıklığı yaşamıyorum. Menzil-i maksuda ulaşılamasa da çok yol katettik.

Bir ömür, sadece amaca ulaşmak için harcanmaz. O amaca doğru atılacak bir iki adıma yardımcı olmak için de harcanır.

Yaralı bir devi ayaklarının üstüne koyabilmek için kuşak kuşak o devi sırtımızda taşıdık. Yaralarının iyileşeceğine, o devin ayaklarının üstünde duracağına olan inancımı hiç kaybetmedim. Bir gün bu ülke ayaklarının üstünde duracak. O zaman da, masaldaki gibi “sihirli kedinin çizmelerini” giyerek amacına doğru uçarak gidecek.

Biz torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakamıyoruz.

Ama siz uğraşırsanız, mücadeleden vazgeçmezseniz, dünyadan ayrılırken “torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakıyoruz” deme mutluluğunu siz tadabilirsiniz.

Hayallerinizden, ümitlerinizden, mücadelenizden vazgeçmeyin.

Amacınıza ulaşamazsanız da, bu amacı gelecek kuşaklara devretseniz de, kozmosla son hesaplaşmanızda, “daha iyi bir dünya için biz de fena mücadele etmedik” diyebilirsiniz.

Bu da az şey değildir. Buruk da olsa, yorgun gözlerinizde bir tebessüm yaratır.

O tebessümlerin çoğalması da elbet bir gün kurtarır bu ülkeyi.

Enseyi karartmayın."
(25 Haziran 2015 Cumhuriyet)

Etiketler:
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)