• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 17 °C
  • Antalya 19 °C

Çetin Doğan: Darbecilere karşı hükümetin yanındayım

Çetin Doğan: Darbecilere karşı hükümetin yanındayım
"Askerleri kırbaçlayanlar, Türkiye'yi çok karanlığa götürecek bi akımın elemanı"

Balyoz davasında yargılanıp beraat eden eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, TSK'daki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişimiyle ilgili olarak "Darbecilere karşı hükümetin yanındayım, hepimiz gaflet içindeymişiz" dedi. "Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse ile ilgili, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar döneminde Genelkurmay İkinci Başkanı'na uyarmak için çok özel bir mektup gönderdim" diyen Doğan, "Ben, yargılandığım 28 Şubat Davası'nda bağırarak söyledim, ‘Bu evraklar sahte' dedim, Muharrem Köse'nin imzası vardı ve ‘aslı gibidir' yazıyordu. Bu kişi de darbecilerin arasında" ifadesini kullandı.
Doğan, "Muhalefeti ve iktidarıyla dini öne çıkartarak meselelerin çözümüne gidilmemeli, laik düzenden sapma olunca ülkenin nerelere götürülmek istendiği çok iyi görülmeli. Türk Milleti'nin önünde Fethullahçılar, şeriatçılar, tarikatlar seçeneği olmamalı" diye konuştu.
Sözcü'den Saygı Öztürk'e konuşan Çetin Doğan'ın açıklamaları şöyle:

Balyoz kumpasının 1 numaralı sanığı 1. Ordu eski Komutanı Çetin Doğan, 15 Temmuz darbe girişimine karşı hükümetin yanında olduğunu açıkladı. Balyoz mağduru Doğan, “Atatürkçü askerler Balyoz ve
Ergenekon'da tasfiye edilmeseydi, bunlar hiçbir zaman darbe yapacak mevkilere gelemezdi” dedi
Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat gibi kumpas davalarında sahte belgelerle birçok komutanın tasfiyesi sağlandı. Şimdi onlardan boşalan görevlere getirilenlerin bazıları da bu kez “gerçek belgelerle” ve darbe girişimiyle yargılanacak. Yaşanan bu gelişmeyi Balyoz kumpasında 1 numaralı sanık olarak gösterilen 1. Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ile konuştum. İşte Çetin Doğan'ın anlattıkları:
Sinsi planlar yaptılar
Türk Silahlı Kuvvetlerimize kurulan kumpaslarla Atatürkçü komutanlar ‘darbeci' diye gönderildi, yerlerimize gelenler darbeye kalkıştı. İroni gibi gözükebilir ama ‘darbeye karşı' gibi gösterilenler, uzun vadede Türkiye'yi başka bir mecraya götürmek için sinsi planlar yaptı. Şimdiye kadar, bizi mahkum etmiş hakimler tutuklanmış olsaydı, zamanında bunların üzerine gidilseydi olaylar bu kadar büyümez ve ülkemiz için böyle sonuçlar doğurmazdı. Yargılandığımız davalarda Genelkurmay tarafından mahkemelere gönderilen belgelerde ‘aslı gibidir' damgası vuruluyordu. Bizler mahkum edildik, yıllarca sahte belgeler yüzünden cezaevinde yatırıldık.
Balyoz tasfiyesi olmasaydı
Balyoz, Ergenekon gibi davalarda TSK'dan Atatürkçüler tasfiye edilmemiş olsaydı bu adamlar hiçbir zaman darbe yapacak mevkilere gelemezdi. Çünkü bunlar yasalar çerçevesinde belli şekillerde çok sıkı takip altındaydılar. Yeri geldiği zaman Yüksek Askeri Şura kararlarıyla tasfiye ediliyorlardı. Hükümetle Fethullah Gülen cemaatinin kol kola olduğu, birlikte hareket ettiği dönemde hükümet, bunların niyetinin iktidarı paylaşmak olduğunu anladı ve ortaklık bozuldu. Fethullahçı hakimler, savcılar olmasaydı TSK'nın laik, Atatürkçü kesimlerin tasfiyesi olmazdı. İşte o tasfiyelerle boşalan görevlere bu komutanlar geldi.
Darbeyi biz önledik
Bu darbe girişiminde bulunanların çapları darbeye yetmez. Zamanında üzerine gidilmiş olunsaydı yargıda zamanında tasfiyeler gerçekleştirilseydi darbenin de önüne geçilmiş olurdu. Bu kadar çirkin olaylardan sonra, laik düzenin korunması için bu durumun hayırlara vesile olmasını diliyorum. Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse ve ile ilgili, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar döneminde Genelkurmay İkinci Başkanı'na uyarmak için çok özel bir mektup gönderdim. Ben, yargılandığım 28 Şubat Davası'nda bağırarak söyledim, ‘Bu evraklar sahte' dedim, Muharrem Köse'nin imzası vardı ve ‘aslı gibidir' yazıyordu.
Bu kişi de darbecilerin arasında.
Yargılandığımız 28 Şubat Davası'nda ‘Darbelere hayır' diye pankart açtılar. Pankartı açanlar darbeleri kimin adamlarının yaptığını hâlâ bilmiyorlar mı? 28 Şubat döneminde Fethullahçılarla mücadele kararları var. ‘Darbelere hayır' diyenlerin, darbe yapmasını önleyen adamlar yargılanıyor.
Hepimiz gaflet içindetmişiz
Darbecilere karşı hükümetin yanındayım. Ülkemiz, Silahlı Kuvvetler ve ben şahsen gaflet içindeymişiz. Görüyorduk ama bu kadar yaygın olduğunu bilmiyorduk. 1970'lerden itibaren adım adım Silahlı Kuvvetler'e nüfuz etmişler. Bu olay olmasaydı, bu adamların kökünün kazınması mümkün olmayacaktı. Bundan çıkarılacak ders şu: Laik, demokratik, devlette dini öne çıkarmak, ‘bizden olan, bizden olmayan' diye ayrım yapmak çok hatalı bir şey. Laik demokratik cumhuriyette iman ve itikada karşı gelinmez. Ancak Türkiye'nin düzenini dini esaslarla yürütmek isteyen insanlara geçit verilmemesi için dikkat edilmesi lazım.
Atatürkçü ordu gerekir
Cumhuriyeti korumak için laik ve Atatürkçü bir orduya ihtiyaç vardır, bu nedenle onu onarmak gerekir. Yoksa olumsuz iki seçenek arasında kalırız, ya şeriatçı ya Fethullahçı diye… Muhalefeti ve iktidarıyla dini öne çıkartarak meselelerin çözümüne gidilmemeli, laik düzenden sapma olunca ülkenin nerelere götürülmek istendiği çok iyi görülmeli. Türk Milleti'nin önünde Fethullahçılar, şeriatçılar, tarikatlar seçeneği olmamalı.
Aklımızı başımıza almalıyız
Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamalarını önemli bulduğunu kaydeden Çetin Doğan, yaşanan olaylara rağmen TSK'nın Türkiye'nin güvencesi olduğunu kaydetti. Çetin Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:
– Darbe girişimini fırsat bilen kesimler TSK'ya saldırıyor. TSK'ya sahip çıkılmalı, onun yıpratılmasına engel olunmalıdır. FETÖ ile mücadele yalnız iktidarın değil, muhalefetin de görevidir. Aklımız başımıza almalıyız ve Cumhuriyetimizi korumalıyız. Bugün sokağa çıkan insanları anlıyorum, Cumhuriyet'e demokrasiye sahip çıkmak için tanka izin vermeyen tepki gösteren insanları anlıyorum, ama orada askerleri kırbaçlayan, kafasını kesen de bir başka zihniyet. Bu da Fethullah'ın bir başka anlayışı. Türkiye'yi çok karanlığa götürecek bir akımın elemanları.
– Türk yargısına, TSK'sına, kurumlarına dinamit koymak isteyenlere karşı birlikte hareket etmeli. Bu işbirliği olmadan yapılırsa o zaman sapmalar da olur. TSK'nın yıpratılmasının önüne geçilmeli. Demokrasiyi korumak için dayanacağımız güçler belli. Başka güçlere prim vermemek gerekir. Darbeye karşı halkın reaksiyonu meşru zeminde olmuştur. Bunu çirkin hale getirmemek lazım. Dünya, bizi ibretle izliyor.

 


      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)