• BIST 107.702
  • Altın 145,380
  • Dolar 3,5104
  • Euro 4,1211
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 31 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 30 °C

CHP bir devrimin partisidir

CHP bir devrimin partisidir
CHP’nin temel ilkeleri olan Altı Ok, Cumhuriyet Anayasa’sına olduğu gibi nakşedilmiştir. Partiyle devletin özdeşliğini ve kuruculuk ilişkisini daha öte ispatlamaya gerek var mı?

Sami GÜNAL
Kuruluş tarihi olan 9 Eylül dolayısıyla CHP üzerine bir seri halinde dört yazı kaleme aldık. Konunun ağırlığı nedeniyle -yumuşak bir giriş yapma babında- ilkinde biraz ironiyle karışık CHP’yle ilgili kişisel serüvenimize dair değinmelerle konunun esasına giriş yapmıştık. (http://www.abcgazetesi.com/9-eylul-ve-chp-27937h.htm)
İkinci yazıda, CHP’nin tarihsel kimliğine ve misyonuna vurgu yaparak sırf “kitle partisi” tanımlaması içine hapsedilemeyeceğini anlatmaya çalışmış idik. (http://www.abcgazetesi.com/chp-kitle-partisi-mi-misyon-partisi-mi-yoksa-kadro-partisi-mi-28710h.htm)

Üçüncü yazımızdaysa, CHP’nin tarihine doğru yol alarak, onun bir Kurtuluş ve Kuruluş gibi tarihsel bir kuruculuk misyonu üslendiğini, dolayısıyla karşıt unsurların CHP içinde yuvalanmamaları gerektiğini anlatmaya çalışmıştık. (http://www.abcgazetesi.com/chpnin-tarihsel-kokenleri-28786h.htm)

Seriyi bağlamanın zamanı gelmiştir.

Nedir Misyonun İcmali?

CHP’nin ana misyonu “Kurtuluş ve Kuruluş” derken buna bağlı misyonlar da üstlenilmiş ve tamamlanmıştır:
Saltanatı yıkmış, Hilafeti kaldırmış. Laikliği esas kılmıştır. Eğitim Devrimi yapıp, Eğitim Birliği Yasası’nı kabul etmiştir. Hukuk Devrimi yapmıştır…

Anayasalar, bir defalığına bir araya gelen “kurucu unsurlarca” yapılır. Çağdaş anayasacılık kuramı gereği anayasayı kurucu olan unsurlar yazmazlar mıydı? Yoksa rastgele geçerken uğrayan bir parti mi yazardı? Tabii ki ifade ettiğimiz üzere kurucu unsurlar yazar.

CHP’nin temel ilkeleri olan Altı Ok, Cumhuriyet Anayasa’sına olduğu gibi nakşedilmiştir. Partiyle devletin özdeşliğini ve kuruculuk ilişkisini daha öte ispatlamaya gerek var mı?

CHP, Cumhuriyet ilan edip, devlet kurmuştur. Bunun anayasasını yazmıştır. Yani CHP misyonu aydınlanmacılıktır ve Aydınlanma Devrimini eş benzerlerinden farklı olarak, kan dökmeden barışçıl yolla yapmıştır. Anayasayı oluşturması vasfıyla da çağdaş anayasacılık kuramı gereğince de kurucudur.

Misyon dediğimiz işte budur. Dolayısıyla kurucu, kurucudur. Karşıt unsurlar CHP’nin içinde değil, kendi tabiatlarına uygun bir konumlanmayla karşıt yapılanmalar içinde yuvalanmaları gerekir. Bu anlamda AKP ve unsurlarına -tanımsal açıdan- itiraz var mı? Hayır, bilakis öyledirler, diyoruz. CHP içindeki karşıt unsurların yaptıkları ve üstlendikleri Truva atlığıdır.

O günden bu güne kopyalanma ya da Truva atları!

Bu misyonu ve Aydınlanma Hareketlerini engellemek için bittabi ki karşı devrimciler türemiştir. Sıralarsak, Terakkiperverciler, Şeyh Saitler, Kubilay olayı tezgâhçıları ve günümüzün Maraş-Çorum-Sivas tezgâhçıları vd.
CHP’nin tarihsel kimliğine ve misyonuna ters olan bu karşı devrimcilerin çağdaşı şimdiki Truva atı elemanlarını bulmak okuyucuların görevi olsun. Bu onların ferasetinin testi olacaktır.

Bugün CHP’nin tarihsel kimlik ve misyonuna karşı; karşı devrimciler, türlü türlü dönek, nam-ı diğer liboşlar, numaracılar, Soroscular, Mondroscular, Sevrciler en gelişmiş imkân ve araçlarla direnir ve gelişirken, CHP’nin tam bağımsızlıkçı tarihsel kökenine ve misyonuna dönüş ve sahiplenme yapması gerekiyor.

TBMM’nin Açılışı

Sivas Kongresi’ni izleyen süreçlerin sonrasında 23 Nisan 1920’de daha yaygın katılımla TBMM açılır. Fakat fiili duruma baktığımızda iki hükümet görüyoruz. İstanbul’da halen can çekişen Osmanlı Devleti ve emperyalizme karşı kurulmuş yeni Ankara’daki yeni hükümet.

Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in ikinci günündeki gizli oturumda içeriği ve önemi yüksek bir konuşma yapar.  Hükümet kuruluşunu anlatır ve konuşmasında “Halkçılık Programı”nın birinci bölümünü okur.

Özü itibariyle, köhnemiş devletin ve Halifeliğin bitmiş olduğunu ve çağdaş temellere dayalı yepyeni bir devlet kurmanın zaruretini anlatmıştır.

Mustafa Kemal Paşa, Melis’te, Padişahlık erkiyle bağlantılı İstanbul Hükümeti ile uzlaşma taraftarlarının da var olduğunu söyledikten sonra, Meclis’te hükümet kurma niyetini seslendirirken içine düştüğü temkinliliği anlatır... Hükümet kurma önerisinden önce bu Padişah yanlısı çekinceleri dikkate almakla birlikte temel amaçlarını saklı tutan önerilerini Meclis’e sunduğunu anlatır.  Ufak tefek cılız seslere karşın sonunda öneri kabul olunur.

Bunu, konumuz çerçevesinde anlatışımızın sebebi, ilk hükümet kuruluşunun kökenine atıfta bulunmaktır. Süreç: Müdafaa-i Hukuklar, Sivas Kongresi, Fırkalaşma, Meclis’in açılması, Hükümet’in kurulması… Ve içinde hep CHP ve Mustafa Kemal damgası... 

Bu hükümet kurma önerisindeki ilkelerin önemini Mustafa Kemal Nutuk’ta anlatırken, “Bu ilkelere göre kurulan bir hükümetin niteliği kolayca anlaşılabilir. Böyle bir hükümet ulusal egemenlik temeline dayalı bir ‘halk hükümetidir,’  ‘Cumhuriyet’tir.” der.

Yani? Yanisi şu ki, “milli eğemenlik” temeline dayalı bir “halk hükümeti” sistemini, daha doğrusu Cumhuriyet rejimini kabullenmiş oluyordu.

Ne diyorduk biz? “Kuruluş”un partisi! Hani, “misyon” iddiamız vardı ya?

Dahası? Beş ay sonra “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu Tasarısı” Meclis’e sunulur. İşte, Atatürk’ün yukarıda sözünü ettiğimiz Halkçılık Programı’nın ikinci kısmını bu tasarı oluşturmaktadır. Bu Anayasa’da yer alan esaslı ilkeler özetle:

-TBMM Hükümeti, halkı emperyalizm ve kapitalizm baskısından kurtarmaya azimlidir.

-TBMM Hükümeti, halkın sefalet içerisinde bulunmasına son vermek ve onun refahını sağlamak amacıyla toprak, eğitim, adalet, ekonomi ve ilgili bütün sosyal alanlarda çağın gereklerine ve halkın ihtiyaçlarına göre bütün değişiklikleri yapmayı ve kurumları getirmeyi vazife bilir.

-Eğemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur. Yürütme kudreti ve yasama yetkisi milletin gerçek temsilcisi olan TBMM’de toplanır.

-Türkiye Halk Hükümeti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve TBMM Hükümeti unvanını taşır.
Bu değinmeler belki uzun gelebilir ama yine konumuz itibariyle CHP’nin kurucu iradenin sahibi olduğunu perçinlemek ve bir misyonu adım adım nasıl inşa ve yerine getirdiğini anlatmak ve ispatlamaktır. Daha doğrusu resim çekmektir.

Demek ki neymiş?

CHP bir devrimin partisi ve onun ülkesini kurmak üzere yola çıkan bir tüzel kişiliktir. Devrimin partisinin içinde o partinin yıktığı yapılanmaların direk savunucularının ve o yapılanmanın 20. yy. başında boyun eğdirildiği Sevr’in savunucularının ya da yumuşatalım bilmeyerek hizmetkârlığına soyunmuşların ne işi var?

Sonuç itibariyle, kitle partisi olmasına ve kitleselleşmesine itiraz yok; misyonuna daha güçlü bir tabanla sahip çıkabilmesi ve sürdürebilmesi için kitleselleşmesi şarttır. İtiraz; “kitle partisi” mantığı ambalajına bürünüp özel görevlerle emperyal projeler dâhilinde içine sızılmasına ve ekseninden kaydırılmak istenilmesinedir. Elbette özüne sadık kalmak koşuluyla kitleselliğe evet ama özel kilitlenmelere hayır!

Camiye şortla gireni, plaja şortla girmeyeni yadırgıyorlar. Komünist partisi, kapitalistin; kapitalist partisi komünistin mabedi olamayacağına göre…

E mertseniz, e haklıysanız, e güçlüyseniz, e ideolojinize güveniyorsanız neden üzerinizde koyun postu var? Gidin öz partinize! İnsanın kendi kendini inkâr etmesi gibi ideolojik bir haysiyetsizlik üç günlük dünyada değecek bir şey midir?

Bağlayalım! Serinin ilk yazısında Atatürk ve İnönü hariç olmak üzere tüm tarihsel liderlere değindik de bir tek Kemal Kılıçdaroğlu’na değinmeden pas geçmiştik. Saymıyor muyuz? Hâşâ!.. Unuttuk mu? Onu da dostlara bırakalım. Seri yazıların tümüne göz atanlar acaba, Kemal Bey’e yaklaşımımızın nasıl olacağını düşünürlerdi?

Seriyi bitirirken serinin ilk yazısında bir alıntı: “Yazılarımda hiçbir konuyu kişiselleştirmem. Her kişi naçizane bir öykümün kahramanı olabilir de kimseleri kişisel çekişmenin konusu yapmam. Yani ben, genel bir çerçeve çizeceğim. CHP’lilik duygusu ya da karşıtlığıyla fikir beyanında bulunmayacağım, taraf olmayacağım. Objektif olarak iki kere iki dört eder, diyeceğim. Keşke başkalarının istediği gibi beş olabilse!”

Düzeltme: Bir önceki yazımızda Zafer Tarık Tunaya Hocamızın adı “Tunay’a” olarak yazılmıştır. Düzeltir özür dileriz. 

Etiketler: , ,
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)