• BIST 102.556
  • Altın 146,500
  • Dolar 3,5178
  • Euro 4,1777
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 29 °C

CHP, Suriye savaşında kimin yanında?

ABC Gazetesi Ortadoğu Muhabiri Ömer Ödemiş, Suriye savaşında CHP'nin durduğu yeri yazdı.

Ömer Ödemiş/ABC Gazetesi

CHP uzunca süredir sürekli yeniliyor. Her siyasi parti iktidarı hedeflemek durumundadır. Siyasetin temel amacı bu olmalıdır. Peki, CHP neden iktidar olamıyor, neden sürekli yeniliyor, neden kendi insanlarına bile umut veremiyor?

CHP’nin temel sorunu politika üretememesidir. Yakın çevresinde ve ülkede yaşanan pek çok can alıcı sorun karşısında CHP doğru politik tavrı almakta yetersiz kalıyor. Çoğu zaman ise tavırsız kalarak, yaşanan gelişmeleri yok saymayı deniyor. Özellikle son 5 yılda Suriye de bölgemizde yaşanan gelişmeler karşısında siyaseten hepten yanlışa battı. Suriye yönetimini ve halkının haklı mücadelesini, BAAS’cılıkla suçlanırım korkusuyla uzunca bir süre görmemeye, sonrasında ise, "her iki taraf" kavramını kullanarak, cinayet şebekelerinin meşrulaştırılmasına katkıda bulundu.

Özellikle Suriye’de başlayan savaşı tanımlamakta yetersiz kalarak, AKP’ye yakın bir çizgiye düştü. Asıl yanıtlanması gereken soru; Suriye’de 5 yıldır süren savaşın, bir iç savaş olup almadığı sorusuydu. Yani sınıf savaşı mıydı? Mezhepler arası bir savaş mıydı? Yoksa etnik bir savaş mıydı? CHP yönetimi bu temel sorulara bile yanıt arama zahmetinde bulunmayarak, eli kanlı cihatçı katillere, “Suriye’ye demokrasi götürecek” güç olarak bakanlarla yan yana geldi.  Cihatçıları muhatap alıp görüştü. İlkokul önünde bombalı araç patlatarak onlarca çocuğu parçalayarak öldüren ÖSO’nun taraf olarak muhatap alınması, demokrasi gücü gibi görülmesi, CHP yönetiminin tarihsel hatası oldu.

Beşar Esad’a diktatör diyen bir ekibin yönetimde olması, bu kişilerin Suriye gerçekliğinden bihaber olarak aldıkları tutum. CHP yönetiminde etkin oldu.  Alevi suçlamasından korkan Kılıçlaroğlu’nun, Esad ile yan yana düşmeme çabası sürekli yeni yanlış tutumlar üretti. Esad Aleviydi ve onun yanında durması halinde Alevicilikle suçlanacağı korkusu CHP Genel Başkanını kaçınılmaz olarak ve nesnel bakımdan AKP çizgisine itti. Kendisine oy veren milyonlarca Aleviye rağmen, Suriye de on binlerce Alevi sırf inançlarından dolayı katliama uğrarken adeta seyredildi. CHP Suriye siyasetini Pentagon ağzıyla konuşan emekli elçilere ve devşirme İslamcılara bıraktı. Onlar için kalıp hazırdı; “Esad diktatör ve gitmeli.”

Esad’ın gidip gitmemesi kararının yalnızca Suriye halkı tarafından verileceği gerçeğini yok sayan bu yaklaşımla CHP, AKP benzeri bir çizgiye oturmuş oldu. CHP yönetiminin bu tutumu tabanda ciddi tepkilerle karşılandı. Özellikle Adana, Hatay, Mersin ve civar illerde bu yükselen tepkiler sandığa yansıdı. HDP’nin Hatay da sürekli yükselen oy grafiği bunu açıkça göstermektedir.

Suriye'de yaşanan sanki sadece bir mezhep savaşıymış gibi bir yanılsama ile siyasi tutum belirleyen CHP yöneticileri, Şeriat isteyen küresel cihatçı katilleri görmemezlikten geldi. Suriye’de bir iç savaş yaşanmadığını, yaşanan savaşın yalnızca Suriye içinde yaşandığını, Suriye halkına karşı küresel cihatçı güçlerin demokrasi ile alakalarının olmadığı, emperyalist ve gerici güçlerin bir halkın egemenlik haklarına saldırı olduğu gerçeği bile anlaşılamadı. Yada anlaşılmak istenmedi.

CHP yönetimi anti-emperyalist ve gericilik karşıtı bir çizgide tutum almak yerine, “Suriye de iç savaş var ve bu savaşın tarafları var” deme yolunu ve bu gerekçeyle "tarafsızlığı" seçti. CHP’nin bu tutumu ABD karşıtı politik tutum almama özeninden kaynaklanıyor olsa da, kendi tabanının eğilimleriyle çelişiyordu.

Her fırsatta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a “diktatör” demeyi meziyet zanneden CHP yöneticileri, Suriye'deki BAAS rejiminin nasıl bir yapısı olduğunu, sosyal ve siyasal özelliklerini, hatta CHP’nin 1936 yılındaki tüzüğünü parti tüzüğü olarak kabul ettiğini dahi bilmiyorlardı. Öyle ki, 5 yıldır acımasızca süren savaşta ordunun dağılmamasını bile bir nedene bağlayamayıp, genel söylemlerle süreci geçiştirmeye çalıştılar. 

Oysa iç savaşın yaşandığı, mezhep ya da etnik bir çatışmanın olduğu bir ülkede 5 yıllık acımaz bir savaşta, 50 bin asker kaybedilmesine rağmen ordu dağılmıyorsa, farklı inanç ve etnik yapıdaki askerler devletinin ve liderinin etrafında kenetleniyorsa, bu bir vatan savunmasıdır. Suriye ulusunun emperyalist ve gerici güçlere karşı verdiği ulusal kurtuluş savaşıdır. Bu gerçeği, ulusal kurtuluş savaşının içinde kurulmuş bir parti olan CHP göremiyorsa, ortada büyük bir sorun var demektir.

Sonuç olarak, dünyanın tüm dikkatini diktiği Suriye sürecine, sınır komşusu Türkiye’nin ana muhalefet partisi adeta sırtını dönerek, tutarsız ve yanlış tutum aldı. AKP’nin yarattığı Esad karşıtı cephenin çekim alanına girdi. ABD politikalarına ters düşmekten kaçınmanın bu tutumda etkili olduğu açık. Bölgede taraf olan ülkelerle ilişkiler kurularak, barışın yeniden sağlanması için adımlar atılmamış, nüfus dokumuzu da yakından ilgilendiren ve etkileyen bu olay karşısında adeta başkalarının ardından sürüklenilmiştir.

Oysa İran, Irak, Lübnan ve Rusya gibi bölge sürecinde etkin olan ülkelerle ilişkiler geliştirilebilinir ve ortak bir politik tutum alınarak “barış” savunulabilinirdi. Doğru tutum barıştan yana tavır koymaktı. Küresel cihatçı güçlerin karşısında, Suriye halkının yanında durmaktı. CHP yöneticileri bir türlü bu doğru siyasi tavrı gösteremediler. Tam tersine CHP Genel Merkezine davet ettikleri katillerle görüşmeyi ve birlikte “Esad diktatördür” şeklinde açıklama yapmayı seçtiler.

Özetle, CHP yöneticileri Suriye'de yaşanan süreçte sınıfta kaldı. Sol bir tutum takınamadı. Barış söylemini bayraklaştıramadı. Barış mitingleri yaparak AKP iktidarının savaş heveslerini kıramadı. Yüz binlerce insan yanı başlarında katledilirken, adeta seyretmeyi seçtiler. AKP’nin “Diktatör Esad” korosuna katılarak, ona güç verdiler. Küresel cihatçı çetelerin sahada rahat hareket etmesine zemin hazırladılar. Suriye de yaşanan çatışmalardan doğrudan etkilenen güney illerinde savaş karşıtı etkinlikler düzenlemeyerek, barış bilincinin gelişimine destek vermediler.

CHP çizgisini artık net olarak belirlemelidir; Suriye’ye yönelik küresel cihatçı saldırılar karşısındaki tutumu nedir? Kimlerin yanında kimlerin karşısında yer almaktadır?  

Bu tutum CHP’nin kimliğinin de köşe taşlarından birini oluşturacak ve geleceğini belirleyecektir. 

Kurultaya giderken hatırlatalım istedik…

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)