• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 15 °C

CHP'den Meclis Başkanı'nın davetine yanıt

CHP'den Meclis Başkanı'nın davetine yanıt
"Biz Erdoğan ve AKP'nin başkanlık sevdasının yedek lastiği olmayız"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, TBMM Başkanı'nın, Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu'na komisyona dönmesi yönündeki mektubuna yanıt verdi. Tezcan, 'Biz Recep Tayyip Erdoğan'ın ve AKP'nin başkanlık rejimi sevdası, macerası ve kampanyasının yedek lastiği olmayız. Yan kol faaliyeti olmayız" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, partisinin Bursa İl Teşkilatı'nda basın toplantısı düzenledi. Türkiye'de her geçen gün yoğunlaşan ve küstahlaşan terörün ülkenin kaderi hakkındaki saldırılarını artırdığını açıkladı. İktidarın terör örgütüne yardım ve yataklık ettiğini iddia eden Bülent Tezcan, 'Bu iktidar terör örgütü ile kendi gizli kişisel ajandasını hayata geçirme adına ittifak yapmıştır. Bunun adı çok açık bir şekilde teröre yardım ve yataklıktır. Teröre yardım ve yataklık edenler kendi gözlerindeki merteği görmeden başkalarının gözlerindeki çöpe işaret edemezler" dedi.

GENELKURMAY'A TAZİYE ZİYARETİ

Hükümetin yanlış dış politikası sonrası Ortadoğu'daki etnik temelli inanç ve mezhep temelli terörü Türkiye'ye taşadığını savunan Tezcan, 'Ankara katliamının ardından ertesi gün Başbakan, Genelkurmay Başkanlığını tek başına ziyaret etti. Ondan bir saat sonra Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanlığını ziyaret etti. Fotoğrafa bakın kim var yanında. İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı. İki tane bakan yanında. Bakanlar kime karşı sorumlu, Başbakana karşı sorumlu. Cumhurbaşkanın bu konuda bir sorumluluğu yok. Cumhurbaşkanının bu konuda bir yetkisi yok. Güvenlik bürokrasisi hükümete bağlı, güvenlik bürokrasisi İçişleri Bakanlığına bağlı, Başbakanlığına bağlı. Ama Türkiye'de sistemi bozdular" diye konuştu.

Açıklamasında, yeni anayasa tartışmalarına da değinen Tezcan, 'Türkiye'nin sorunu parlamenter demokrasi değil, Türkiye'nin sorunu parlamenter demokrasiyi işletmeyen Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Bu gün istedikleri rejim, patronlu başkanlık sistemi. Nerede var bu Güney Amerika'da var, Afrika'nın güneyinde var. Bu rejimler tek adama devletin bütün yetkilerini veren rejimlerdir. Hakimleri o atayacak, yürütmeyi, millet meclisini, milletvekillerini o yönetecek. Bütün yetkileri bir kişide, yani seçilmiş krallık bir patron oluşturalım. İstedikleri anayasayla bir patron oluşturalım, masada bunu söyledik. Size patron yaratma fırsatı vermeyeceğiz. Biz sizin başkanlık rejimi kampanyanızın yan kol faaliyeti de olmayacağız" dedi.

Türkiye'nin temel probleminden birinin Cumhurbaşkanının yetkilerinin fazla olması, diğerinin ise olmayan yetkilerini de kullanması olduğunu ifade eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Tezcan, ülkenin bu sistemden çıkış yolunun saf parlementer sisteme dönüşve bu kapsamda cumhurbaşkanın yetkilerinin sınırlaması olduğunu kaydetti.

MEKTUPLA DAVETE YANIT

Yöneltilen bir soru üzerine TBMM Başkanı'nın CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na komisyona dönmesi yönünde gönderdiği mektupla ilgili soruyu cevaplandıran Tezcan, "Biz masaya çok net oturduk. Sayın Meclis Başkanı dün gönderdiği mektubunda sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi 'masaya dönün' çağrısı yapıyor. Yani diyor ki bu konudaki rezervlerinizi kaldırın ön şart ileri sürmeyin ve aynı şekilde gelin. Biz üç temel şartla oturduk masaya. Bu mektuba benim en azından kişisel cevabım bu çerçevededir. Yani AKP başkanlık rejimi ısrarından vazgeçecekse, parlamenter demokrasi ekseninde uzlaşacaksa buyuralım oturalım. Yok eğer bu uzlaşma olmayacaksa, 60 madde artı yargıya ilişkin düzenlemeleri ekleyelim bir ay içinde geçirelim. Yok eğer bu da olmayacaksa biz Recep Tayyip Erdoğan'ın ve AKP'nin başkanlık rejimi sevdası, macerası ve kampanyasının yedek lastiği olmayız. Yan kol faaliyeti olmayız" diye konuştu.

CAN DÜNDAR VE ERDEM GÜL'ÜN TAHLİYESİ

Gazeteci yazar Can Dündar ile Erdem Gül'ün cezaevinden tahliyelerini değerlendiren Bülent Tezcan, 'Anayasa Mahkemesi'nin kararı bu konudaki sorunun ne kadar büyük olduğuna da işaret ediyor. Yani hukuk aynı hukuk, kanunlar aynı kanun. Bu kanunları bir tarafta sulh ceza hakimleri var, neye göre yorumluyor, talimatı aldığı iktidara göre yorumlayan, bir tarafta da bu kanunları evrensel hukuka göre yorumlayan anayasa mahkemesi var. Temel problem budur. Türkiye'de basın özgürlüğü sağlanmadan,Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlüğü sağlanmadan, Türkiye'de iktidar eliyle iftira atma kampanyalarının önüne geçmeden hiç kimse güvence altında hissedemez kendini. İçeride başka gazetecilerde var, onlarında bir an önce uğradıkları haksızlıktan evrensel hukuk çerçevesinde kurtarılmasını bekliyoruz" diyerek tamamladı.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)