• BIST 104.513
  • Altın 162,175
  • Dolar 3,9468
  • Euro 4,6253
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 14 °C

CHP'li Dudu: Bu bütçe Cumhuriyet'i imha bütçesidir

CHP'li Dudu: Bu bütçe Cumhuriyet'i imha bütçesidir
CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, yeni bütçenin “Yeni Türkiye” adıyla laik, demokratik Türkiye Cumhuriyetine karşı açılan savaşı finanse eden bir bütçe olduğunu madde madde anlattı.

CHP Hatay Milletvekili ve PM Üyesi Mevlüt Dudu, TBMM Genel Kurulu’nda dün 7 Mart 2016 tarihinde saat 22.45’te  Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının 13. maddesi üzerine CHP Grubu adına konuşma yaptı.

Dudu, yeni bütçenin “Yeni Türkiye” adıyla laik, demokratik Türkiye Cumhuriyetine karşı açılan savaşı finanse eden bir bütçe olduğunu madde madde anlattı. Başkanlık sisteminin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıl önce açıkladığı, demokrasiden ineceği tramvay olduğunu söyleyen Dudu, yeni Anayasa ile saltanat döneminin getirilmek istendiğine işaret etti.

İşte CHP'li Mevlüt Dudu'nun TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 13’üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen saygıdeğer yurttaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sözlerime başlarken tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Biraz önce burada bir tartışmaya hep birlikte tanıklık ettik, Said-i Nursi üzerine bir tartışma. Bu çatı altında bulunmalarını bu Meclise ve Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e borçlu olanların, ona yine bu çatı altında hakaret edilirken kılını bile kıpırdatmadan izleyenlerin Said-i Nursi’ye methiye dizmekte birbirleriyle yarışmalarını gerçekten üzülerek ve ibretle izlediğimi ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP’nin kendi koyduğu, AKP hükûmetlerinin kendi koyduğu 2023 hedeflerinden hızla uzaklaşmakta olduğumuzu 2016 bütçesi bize somut ve açık bir biçimde gösteriyor, ifade ediyor.

Burada müzakere etmekte olduğumuz bütçe, âdeta Türkiye’yi Orta Doğu’nun otoriter rejimlerine dönüştürmeyi hedefleyen sürecin bütçesi. Bu bütçe, laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı açılan savaşı finanse eden bir bütçe.

Değerli milletvekilleri, AKP, son günlerde yine bir “enkaz” ve “yeni Türkiye” edebiyatı başlattı. Bir yandan, doksan yıllık cumhuriyet dönemini enkaz olarak nitelerken asıl enkazın kendi yönetimlerinde geçen son on üç, on dört yıla ait olduğunu görmezden geliyorlar. Diğer yandan, bu enkazı yani kendi yarattıkları cehennemi vatandaşa yeni Türkiye adı altında lolipop şekeri kıvamında sunmak istiyorlar. AKP’nin diline pelesenk olmuş yeni Türkiye, aslında tek adam saltanatına dayanan, Orta Çağ’ın zifirî karanlığının ta kendisidir. Yeni adı altında gizlenmeye çalışılan hedef, demokratik laik Türkiye Cumhuriyeti’nin yıkılarak, Erdoğan’ın saltanat tahtına oturtulmasıdır.

İşte, ben, şimdi, sizlere zamanım elverdiğince yeni Türkiye'nin yani AKP’nin Türkiye'sinin bir fotoğrafını sunacağım.

Değerli milletvekilleri, gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasında hak ihlali olduğuna hükmeden Anayasa Mahkemesi kararını tanımadığını söylemekten kaçınmayan Cumhurbaşkanı ve ona destek veren Adalet Bakanı halkın gözünde açıkça suç işlemişlerdir. Adalet Bakanı kararı yargıya müdahale olarak yorumluyor. Ancak Anayasa Mahkemesi, o hükmü Anayasa’dan aldığı anayasal bir yetkiye dayanarak vermiştir. Bu durumda, açıkça söylüyorum: Ya bu Adalet Bakanının hırsı aklının hırsı aklının önüne geçmiştir ya da aldığı hukuk fakültesi diplomasında bir problem vardır. Anayasa Mahkemesi kararını beğenirsin ya da beğenmezsin ama o kararı yargıya müdahale olarak değerlendiremezsin.

Hele hukukçuysan hele de Adalet Bakanıysan bunu hiç yapamazsın, yapmamalısın.

Değerli milletvekilleri,  12 Eylül ruhunu, 12 Eylül faşizminin ruhunu taşıyan Anayasa'yı değiştirmek istedik ama AKP’nin parlamenter rejimi yıkmayı amaçladığı sürecin ortağı olmayı da reddettik, bu oyuna gelmedik. Biliyorsunuz ki, Anayasa mutabakatı için AKP son tarih olarak 30 Haziranı belirledi. Bu sürede başkanlık kampanyası yürüterek alenen demokrasiyi sona erdirmek istemektedir. Zaten Erdoğan bundan yirmi yıl önce demokrasinin kendisi için bir tramvay olduğunu, istediği durakta ineceğini söylemekten çekinmemiştir, işte o durak başkanlık sistemidir. AKP yeni Anayasa'yla ilk 4 maddeyi değiştirerek cumhuriyet rejimini ve kurucu ilkelerini ortadan kaldırmak istemektedir, buna asla izin vermeyeceğiz.

Değerli milletvekilleri, AKP’nin yeni Türkiye’si toplumu kamplaştırmış, mezhepçi bir anlayışa dayanmış sayısız çalıştaylar düzenlemesine karşın Alevi kesime verdiği sözleri tutmamış, cemevine ibadethane statüsü vermek bir yana Sünni-Alevi kutuplaşmasını artırmış bir Türkiye'dir. AKP’nin Türkiye’si yeni değildir, tam tersine eskidir, cumhuriyet öncesi dönemi getirmek istemektedir. 

AKP’nin Türkiye’si terör örgütü PKK ile gizliden gizliye Oslo’da, İmralı’da pazarlık yapmış, Kandil’den gelenleri Habur’da militan kıyafetiyle karşılamış, çadır mahkemeleri kurmuş dönemin adıdır. AKP’nin yeni Türkiye’si terörist başının mektupların büyük şenlikler hâlinde Diyarbakır’da okutup alkışlatmış, “çözüm süreci” adı altında PKK’nın şehirlerde, ilçelerde silah depolamasına, hendek kazmasına, evleri cephaneliğe dönüştürmesine göz yumuş dönemin adıdır. PKK’ya silah bıraktıracak süreci işletmek bir yana milliyetçiliği ayağının altına aldığını bağıra bağıra haykıran Recep Tayyip Erdoğan 7 Haziran 2015’te başkan olamayacağını anlamıştır. İşte bu tarihten itibaren milliyetçilik maskesi takıp, elindeki medya gücü üzerinden vatandaşın algısıyla oyuncak gibi oynamıştır. İşte, o yüzden AKP’nin Türkiye'si gerçeklerin maskelendiği dönemin adıdır. O gün, askere “vur” emri verdirtmeyen AKP, bugün yurdun dört yanında şehit cenazelerinde ağıtlar yaktırmaktadır.

Değerli milletvekilleri, “Komşularla sıfır sorun” diye yola çıkan AKP’nin, diplomaside sıfırı tükettiği dönemin adı AKP’nin yeni Türkiye'sidir.

Stratejik derinliğin stratejik rezilliğe dönüştüğü, Irak, İran, Rusya, Suriye’yle köprülerin atıldığı dönemin adıdır. Rusya uçağını düşürdükten sonra Suriye sınırına uçak kaldıramayacak hâle düşülen dönemin adı yeni Türkiye’dir.

Suriye’de cihatçıların MİT tırlarıyla silahlandırıldığı, beslendiği, IŞİD terörünün tırmandığı dönemin adı AKP’nin yeni Türkiye'sidir.

3 milyona varan mültecisi, kevgire dönen sınırlarıyla teröristlerin Türkiye'ye rahatça girip, Sultanahmet’te, Reyhanlı’da, Ankara’da, Suruç’ta bomba patlattığı, yüzlerce masum insanımızı hayattan kopardığı, iç güvenliğin sona erdiği dönemin adıdır.

MİT’in AKP’nin oyuncağı olduğu, bitirildiği, muhalif seslerin ve gazetecilerin cezaevine gönderilerek gözdağı verildiği, hukukun ve adaletin ayaklar altına alındığı dönemin adıdır.

Değerli milletvekilleri, yeni Türkiye, işçi haklarının yok edildiği, taşeronların devlet eliyle yaygınlaştırıldığı, kıdem tazminatının yok edilmek istendiği, kiralık işçi düzenlemeleriyle Atatürk’ün kaldırdığı “amelelik” kavramının yeniden diriltildiği dönemin adıdır.

Sanayileşmeyi dinamitleyen AKP Türkiye'si, kendi yerli demir çelik üreticisini Rusya ve Çin kaplanlarına teslim eden, binlerce çelik işçisini işsiz bırakan zihniyetin Türkiye'sidir. Hukuksuz özelleştirmelerle işçi haklarının gasp edildiği dönemin adıdır.

Vatandaşın günler süren elektrik kesintilerine mahkûm edildiği dönemin adıdır.

AKP’nin Türkiye'si, iktidarın elindeki hukuk cellatlarının adaleti yok ettiği dönemin adıdır. Generallerin, aydınların, gazetecilerin, muhalif olanların cezaevinde çürütülüp, sonra “Biz yapmadık, paraleller yaptı.” savunmasıyla hukuksuzluğu itiraf ettiği dönemin adıdır. 17-25 Aralık 2013’te soygunun tescillendiği dönemdir yeni Türkiye. Bu yüzden, vatandaş artık bu tarihleri “hırsızlık haftası” olarak nitelemektedir.

Yanlış dış politika, ekonomik dengelerimizi de bozmuş, dış ticaret hacmini tepetaklak hâle getirmiştir. Asgari ücreti 1.300 lira yapan Hükûmet, kötü giden ekonomi yüzünden kaşıkla verdiğini kepçeyle almaktadır. Özetle, AKP’nin yeni Türkiye’si, hukuksuzluğu haykıran kaçak saray Türkiye’sidir. Halk yoksulluğa ve işsizliğe mahkûm edilirken Erdoğan ve avanesinin devlet kadrolarını işgal ettiği dönemin adıdır yeni Türkiye.

Ama değerli milletvekilleri, şunu iyi bilin ki tarih geriye akmaz. AKP’nin sonu kendi milletinin, Türk milletinin elinden olacaktır. Ve bu millet bir gün gelecek, AKP’yi de, yeni Türkiye safsatasını da tarihin tozlu raflarına kaldıracaktır.

Bu düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)