• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 26 °C

CHP'li Hüsnü Bozkurt'tan Erdoğan'a: O bir densizin lafıydı

CHP'li Hüsnü Bozkurt'tan Erdoğan'a:  O bir densizin lafıydı
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, 'İki ayyaş' diyen Tayyip Erdoğan için 'densiz' dedi, genel kuruldaki AKP'li vekillerden bu kez tepki gelmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda MHP'nin engellilerle ilgili grup önergesinin görüşülmesi sırasında partisi adına söz alan CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, AKP iktidarını sert sözlerle eleştirirken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı İsmail Kahraman hakkında da eleştirilerde bulundu. 

Erdoğan'ın 'İki Ayyaş' sözünü hatırlatarak "Laiklik olmamalı yeni anayasada." deniyor. Hepimiz biliyorsunuz, siz de biz de, laiklik demokrasinin olmazsa olmazı; laiklik hepimizi şu çatı altında bir araya getiren ve şu kürsüde konuşturan en temel ilke. Yine çıtınız çıkmıyor. Hadi "iki ayyaş" dediniz, o bir densizin lafıydı diyelim; şu Meclis Başkanlığı kürsüsüne oturttuğunuz arkadaşınız "Cumhuriyeti dinsizler kurdu." diyor, yine çıtınız çıkmıyor. Yahu, sizden engellilere ne hayır gelir Allah aşkına ya, çok ciddi soruyorum. Bu soruların yanıtı verin, gelin buraya. Yani, nasıl oluyor da Meclis Başkanlığı kürsüsüne koyduğunuz arkadaşınız bu "Cumhuriyeti dinsizler kurmuştur." diyebilme densizliğini gösteriyor, bu kabul edilebilir bir şey mi? " şeklinde konuştu.

İşte Hüsnü Bozkurt'un başbakanları darbe ile devrilen AKP'li vekillerin uzun süre cevap veremeden dinledikleri o konuşması:  

"Sözlerime, az önce burada AKP Grubu adına konuşan değerli milletvekili arkadaşımızın her söz aldığında buraya seyyar bir platform taşınıyor Sayın Başkan, değerli Meclis Başkanından ve Başkanlık Divanından -tam da Engelliler Haftası'nda- buraya bir elektronik platform yapılmasını -ola ki başka engelli arkadaşlarımız da olabilir- belki daha sağlıklı bir görüntü oluşmasını temin etmelerini rica ederek başlamak istiyorum.

Benden önce konuşan her iki konuşmacı da genel bilgileri verdiler. Tabii, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dünyada Birleşmiş Milletlere üye hemen hemen bütün ülkelerin bu hafta dolayısıyla farkındalık yaratma amacıyla değişik etkinlikler düzenlediği bir hafta.

Türkiye'de 8,5 milyon engelli yurttaşımız var, nüfusumuzum yüzde 12'si engelli. Bu konuda -az önce sözü edildi- 2012 yılında yapılan bir değişiklikle üç yıl ertelenerek uygulaması 7 Temmuz 2015 tarihine uzatılan 5378 sayılı Engelliler Kanunu'na atıfta bulunarak ben de bir önerge vermiş idim, altı aydır cevap bekliyorum. Önergemizde sorduğumuz şey şu idi: "Türkiye'de 30'u büyükşehir belediyesi olmak üzere toplam 1.397 belediye var. Bu belediyelerden kaçı bu yasanın getirdiği engelliler için kolaylıklar sağlayan ve ulaşımlarını kolaylaştıran önlemleri almışlardır? Kanunun gereğini yerine getirmeyen belediyeler hakkında bir yaptırımınız var mıdır?" gibi ama bir yanıt alamadık.

Aslında, Türkiye İstatistik Kurumunun sayfasına girdiğimiz zaman bile büyük bir ayıpla karşılaşıyoruz. 2011 yılından bu yana engelli bireylerin sorun ve beklentileriyle ilgili hiçbir araştırma yapılmamış, güncel hiçbir veri yok arkadaşlar.

Keza, engellilerimizin kamu binalarına ulaşımından başlayarak çeşitli sorunları var. En önemli sorunlarından biri de eğitim. Eğitimden yararlanabilen toplam engellilerimizin oranı yüzde 7,7 bile değil ve engellilerimizin yüzde 96'sı mesleki eğitim alamıyor.

Keza, bir işte çalışabilen engellilerimizin toplam engelli nüfusa oranı yüzde 14,3. Bu da bu noktada, hakikaten çok geride olduğumuzun en somut göstergelerinden biri arkadaşlar. Tabii, asıl engelin bedende veya zihinde değil, fikir ve vicdanlarda olduğu gerçeğinin de altını çizmek isterim. Engelli yurttaşlarımızın durumu bu. Peki, memleketin durumu ne, biraz da ona bakalım.

Sevgili arkadaşlar, demokrasilerde hükûmet olmanın yolu seçimlerde yurttaşların tercihine mazhar olmaktır. On dört yıldır yapılan seçimlerde bu tercih Adalet ve Kalkınma Partisinden yana tecelli etmektedir ve bu anlamda herhangi bir itiraza yer olmaksızın Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına Hükûmettir. Tıpkı engellilerimize olduğu gibi, devletimize bakışında da ciddi sorunlar var Adalet ve Kalkınma Partimizin. Nedir? Hükûmetler devleti yönetmek için görevlendirilmiş heyetlerdir, devlet olmak için değil. Devlet çünkü tüm yurttaşların devletidir, o devleti yönetmek görevi de hükûmet olan heyetindir. Birinci görev nedir? Vatanın sınır bütünlüğünü sağlamak. İkinci vazgeçilmez görev: O sınırların çevrelediği vatan topraklarının bütünlüğünü sağlamak. Üçüncü görev: O topraklar üzerinde bağımsızlığın simgesi olan ulusal bayrağın özgürce dalgalanmasını sağlamak. Ve nihayet hükûmet olmakta dördüncü olmazsa olmaz koşul da vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak.

"SINIRLARIMIZI BİLE KORUYAMIYORSUNUZ"

Sevgili arkadaşlar, değerli AKP'li dostlar; on dört yıldır iktidardasınız. Sınırları koruyamıyorsunuz, 900 kilometrelik Suriye sınırımız kevgire dönmüş, kimin girip çıktığı belli değil, dünyanın bütün terör örgütleri ülkemizde cirit atıyor. Ankara'da, ülkenin başkentinde beş ayda 3 terör saldırısında 168 yurttaşımızı yitirdik. Diyarbakır'ın göbeğinde, garnizonda bayrağımız indiriliyor, maşallah çıt yok; çıt yok. Askerimizin başına çuval geçiriliyor çıt yok, nota "müzik notası" mı falan deniyor.

"17 ADAMIZ İŞGAL ALTINDA"

Vatan topraklarının bütünlüğünü sağlamak konusunda bir eski asker ve kırk üç yıllık bir hekim olarak beni dehşete düşüren bir vurdumduymazlık içindesiniz. Bu kürsüden defalarca dile getirdik, 17 adamız 2009'dan beri Yunan işgali altında, çıtınız çıkmıyor. Hayretler içindeyim yani her şeyde, her konuda önüne gelene dava açan arkadaşlarımız, diyoruz ki "Vatan toprakları işgal altında, 17 ada işgal altında." ne yapıyorsunuz? Hiç ses yok. Yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumakta ciddi acz içindesiniz. Yirmi beş gündür Kilis bombalanıyor. Baştan "Gökyüzünde gezerken rastgele düşen roketler." falan dediniz; şimdi, roket atıldığı nihayet kabul edildi. Valiniz "Abdestli gezin de mundar gitmeyin." diyor. Ve ülkemiz, şu ülke yani emperyalizme karşı ilk Ulusal Kurtuluş Savaşı'yla korunmuş şu ülkeyi yönetenler NATO'dan, Birleşmiş Milletlerden ve Amerika Birleşik Devletleri'nden medet umuyor. Nere için? Kilis'i IŞİD roketlerinden korumak için. Sevgili arkadaşlar, engelli yurttaşlarımızdan özür diliyorum ama 8,5 milyon engelli yurttaşımıza şunu söylüyorum: Kilis'teki vatandaşının canını koruyamayan bir Hükûmetten size gelecek hiçbir hayır yoktur kardeşlerim. 

"'İKİ AYYAŞ' BİR DENSİZİN LAFI DİYELİM, MECLİS BAŞKANINA DA ÇITINIZ ÇIKMIYOR"

Sevgili arkadaşlar, vurdumduymazlığınız o boyutta ki bakın, üzerine bastığınız zemin altınızdan kayıyor sevgili AKP'li kardeşlerim, bunu samimiyetle söylüyorum. Bunu ister bir milletvekili uyarısı diye alın, ister okuryazar bir adam uyarısı diye alın, ister bir vatandaş uyarısı diye alın, nasıl kabul ederseniz öyle kabul edin; bakın, çok duyarlı olmanız gereken konularda hiç sesiniz çıkmıyor arkadaşlar. Kalkılıyor, "Parlamenter sistem rafa kaldırıldı." deniyor, çıtınız çıkmıyor. "Ben seçildim, o hâlde isteseniz de istemeseniz de bu ülkenin düzeni değişmiştir." deniyor yani Anayasa yok sayılıyor, sesiniz çıkmıyor. Oysa o Anayasa'ya göre bu Mecliste görev yapıyoruz hepimiz. Yine, "Laiklik olmamalı yeni anayasada." deniyor. Hepimiz biliyorsunuz, siz de biz de, laiklik demokrasinin olmazsa olmazı; laiklik hepimizi şu çatı altında bir araya getiren ve şu kürsüde konuşturan en temel ilke. Yine çıtınız çıkmıyor. Hadi "iki ayyaş" dediniz, o bir densizin lafıydı diyelim; şu Meclis Başkanlığı kürsüsüne oturttuğunuz arkadaşınız "Cumhuriyeti dinsizler kurdu." diyor, yine çıtınız çıkmıyor. Yahu, sizden engellilere ne hayır gelir Allah aşkına ya, çok ciddi soruyorum. Bu soruların yanıtı verin, gelin buraya. Yani, nasıl oluyor da Meclis Başkanlığı kürsüsüne koyduğunuz arkadaşınız bu "Cumhuriyeti dinsizler kurmuştur." diyebilme densizliğini gösteriyor, bu kabul edilebilir bir şey mi? 

"DAVUTOĞLU'NU UYARMIŞTIM 'O KADARINI ÇAVUŞ DA YAPIYOR' DİYE"

Ve sevgili arkadaşlar, nihayet, bütçe konuşmalarında, şurada, hepimize liderlik dersi veren ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu kendi grubuna hâkim olmamakla suçlayan -ve benim de "Sayın Davutoğlu, o kadarını asker de, çavuş da yapıyor. Liderlik belli sayıda insana lafını geçirmek değil, sözünü muhatabına dinletebilmektir." diye yanıt verdiğim şu kürsüden- Sayın Başbakanınız kulağından tutulup kapının önüne konuyor, "Reis de bizim, Hoca da bizim." deyip gayet büyük bir rahatlıkla yürüyüp gidiyorsunuz.

Arkadaşlar, hepimiz burada milletin verdiği oyla… Siz nasıl 23 milyon oyu temsil ediyorsanız, şu sıralardan oturan arkadaşlar 12 milyon oyu, o arkadaşlarımız o kadar oyu, MHP sıralarında oturan arkadaşlarımız şu kadar oyu… Hepimizin oyu aziz ve mübarektir, yurttaşın oyudur. O oya saygınız nasıl olmaz, nasıl olmaz böyle bir şey?

Şimdi de yani hakikaten anlamak da zorluk çekiyorum, düşük profilli bir Başbakan arıyorsunuz arkadaşlar. Arkadaşlar, bu lafı nasıl yersiniz, nasıl yutarsınız, nasıl tahammül edersiniz? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık makamını devalüe etmeye sizin ne hakkınız var arkadaşlar? Nasıl böyle bir şeye rıza gösterirsiniz? Bu kabul edilemez, bu asla kabul edilemez.Siz de kabul etmeyin sevgili kardeşim, siz de etmeyin. O lafı söyleyen arkadaşınıza o lafı geri aldırın. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık koltuğu bu kadar hakir görülemez, bu kadar gözden düşürülemez."

bu sözler üzerine bazı AKP'liler oturdukları sıralardan "Siz bunu anlayamazsınız" "Kendi işinize bakın" diyerek Bozkurt'a laf attı.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)