• BIST 104.123
  • Altın 145,993
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 23 °C

CHP'li Yüksel'den AKP'lileri çıldırtan 17 Aralık konuşması

'Hani bu üst akıl size karşı komplo üzerine komplo düzenlemişti? Onlara ne verdiniz de vazgeçtiler? İnsanın aklına kötü şeyler geliyor. Memleketin Kürtlerini üst akla mı verdiniz?'

17 Aralık yolsuzluk operasyonunun ikinci yıldönümü, TBMM Genel Kurulu'nda yapılan konuşmalara da damgasını vurdu. Gündem dışı olarak söz alan CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel, 17 Aralık operasyonu ve Rusya ile yaşanan uçak krizi ve başta Şırnak olmak üzere Güneydoğu'da başlatılan operasyonlarla ilgili sözleri AKP sıralarını ayağa kaldırdı.

17 Aralık operasyonu için AKP'nin 'Üst akıl' dediğini hatırlatan CHP'li Yüksel, "Rusya ile yaşanan krizden sonra ne oldu da 'üst aklın' eteğine sığındınız? Hani bu üst akıl size karşı komplo üzerine komplo düzenlemişti? Onlara ne verdiniz de vazgeçtiler? İnsanın aklına kötü şeyler geliyor. Memleketin Kürtlerini üst akla mı verdiniz?" diye konuştu.

CHP'li Yüksel'in konuşmasına yanıt veren AKP Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, konuşma esnasında dili sürçerek "Biz hırsız değiliz demiyoruz" deyince CHP sıralarında alkışlar yükseldi.

CHP'li Yüksel, AKP adına kendisine cevap veren AKP Grup Başkanvekili İlknur İnceöz'e ise AKP'lilerin 'yolsuzluk itirafları' ile yanıt verdi.

İŞTE GENEL KURUL'DA YAŞANAN O GERGİN ANLAR

CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel:

"İki yıl önce bugün, cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk iddiaları ortaya çıktığında neler olduğunu tekrar etmeye gerek yok, tüm Türkiye bunları biliyor. Fakat bu süreçte AKP tarafından Türkiye'ye bir hikâye anlatıldı, şöyle bir hikâye: Erdoğan ve AKP'si Türkiye'yi uçuruyor. Bir üst akıl var ve bu üst akıl ülkemizin yükselişinden hiç memnun değil. İşte o üst akıl 17 Aralıkta emir verdi ve paralel yapı, memleketi AKP'den kurtarmak için düğmeye bastı. Hikâyenin ana fikri bu. Bu hikâyenin neresinden tutsanız elinizde kalıyor ama ben hikâyenizi doğru kabul edeceğim. Hatta doğruysa bile, sormam gereken birçok soruyu sormayacağım. Örneğin, paralel yapı devlete nüfuz ederken siz neredeydiniz demeyeceğim; örneğin, böyle bir yapılanmaya göz yumanlar üç kazı bile güdemez, istifa etmelilerdi demeyeceğim. Çünkü, daha önemli meseleler var.

Sayın milletvekilleri, 17 Aralıktan beri "Bize komplo kurdular." diyorsunuz, "Bize darbe yapacaklardı." diyorsunuz ama biriniz bile çıkıp "İçimizde hırsız yok, biz hırsız değiliz." diyemiyorsunuz. 

Bu süre içinde 4 tane seçim oldu. Meydanlara çıktınız, paralel yapıyı kastederek… Hırsızlığı mı, hainliği mi tercih edeceksiniz?" diye sordunuz. Biz CHP olarak bu oyunu bozmaya çalıştık, "Hainler ile hırsızlar arasında seçim yapmak zorunda değilsiniz; CHP var, biz varız." dedik ama vatandaşı ikna edemedik, kabahatliyiz. Kabul, tamam, paralel yapının niyeti kötü, paralel yapı çok başka. Tamam, hainlik hırsızlıktan daha kötü, ona da tamam, ona da tamam, tamam da siz içinizdeki hırsızların yargılanmasına neden engel oldunuz? Hırsızlık sizin ahlakınıza göre suç değil mi, günah değil mi? Bunlar yargılanırsa partide adam kalmayacak diye mi korktunuz? 

Hepiniz mi ortaksınız yoksa işin ucu en tepedekine varacak diye mi korktunuz?

Bakın, bunlar acıklı sorular ama ben bunların üzerinde de durmayacağım çünkü daha önemli meseleler var. Memlekette, sayın milletvekilleri, tuhaf şeyler oluyor.

O üst akılla bugünlerde aranız pek iyi. Rus uçağı düşürüyorsunuz, hemen o üst aklın eteğinin altına kaçıyorsunuz. Rus krizinde herkesten önce İsrail size elini uzatıyor, "Ruslar gazı keserse korkmayın, biz size gaz veririz." diye daha çıkarmadığı gazla size teminat veriyor. Neler oluyor? İnsanın aklına tuhaf tuhaf şeyler geliyor.

Hani bu üst akıl size karşı komplo üzerine komplo düzenlemişti? 7 Hazirandan sonra ne oldu da aniden fikir değiştirdi? Ne oldu da Amerika'nın, Almanya'nın, İsrail'in makbul bir ortağı oldunuz? Eğer millete anlattığınız hikâye doğruysa, eğer birileri sırf sizi düşürmek için komplolar kurduysa şimdi neden vazgeçtiler? Onlara ne verdiniz de vazgeçtiler? İnsanın aklına kötü şeyler geliyor.

Güneydoğu'da 7 Hazirandan bu yana insanlık dışı hiddet ve şiddet acaba üst akılla alakalı mı? PKK'yla dövüşüyoruz kisvesi altında oradaki sivil halkı hayatından bezdirmek bu planın bir parçası mı? Sivil halka "Biz Kürtlere bu memlekette yer yok." dedirtmeye mi çalışıyorsunuz? Üst aklın desteğini almak için memleketin Kürtlerini mi verdiniz?

Rus uçağını düşürdünüz, helal olsun, kahramanca iş yaptınız.

İyi de şimdi biz oraları Rusların insafına terk etmek zorunda kaldık. Oralarda devriye uçuşu yapsak dahi savaş çıkacak diye bölgeden çekildik. Bölgedeki menfaatlerimizden vazgeçmeye bahane olsun diye mi düşürüldü o uçak? İnsanın aklına çok kötü şeyler geliyor.

Allah aşkına açıklayın, ya deyin ki: "Üst akıl yoktu, biz hırsızlık yaptık, bahane bulduk." Ya da deyin ki: "Artık üst aklın taşeronu biziz"

AKP Grup Başkanvekili İlknur İnceöz: Biz hırsız değiliz demiyoruz, hırsız değiliz

"Şimdi, bugün 17 ve 25 Aralık olayları nedeniyle arkadaşlar söz aldılar gündem dışı ve bundan sonraki konuşmalar da Mecliste bu çerçevede olacak.

17 Aralık günü, hepimiz hatırlıyoruz, evet, hepiniz biliyorsunuz, o gün televizyonda ve gazetede, daha yargılama yapılmadan evlere gidiliyor, ihbarlar yapılmış ve anında suçlayıcı ayakkabı kutuları, para sayma makineleri… Benim aklıma gelen o gün, o görüntüleri ilk izlediğimde şuydu: Âdeta bir kurgu vardı ve algı operasyonuyla siyaset ve toplum mühendisliği yapılmak suretiyle 17 Aralık günü tamamen bir algı oluşturuluyordu.

"Biz hırsız değiliz." demiyoruz; hırsız değiliz zaten, hırsız değiliz. Bu suçlamaları asla kabul etmiyoruz. 17-25 Aralık olduğu gün de aynı şeyi söyledim.

Bu olaylar AK PARTİ iktidarına karşı, seçilmiş iktidara karşı, milletin iradesine karşı yapılmış bir operasyondu. Onun için de bu operasyonlara karşı olduğumuzu söyledik.

Bunun için de bu söylemlerinizden alınacak hiçbir durumumuz yok.

Bu Mecliste AK PARTİ iktidarının milletvekilleriyle beraber Meclis soruşturması kurulması konusunda oy verilmiş, destek verilmiş. Mecliste bir soruşturma komisyonu kurulmuş, Meclis soruşturma komisyonu. Biz oraya geldiğimizde hiçbir önyargı olmadan soruşturma komisyonunda çalıştık. Ama CHP'nin, MHP'nin, HDP'nin milletvekilleri daha ilk andan itibaren görüşlerini tıpkı 17 Aralık medyası gibi ortaya koydu ve bir ön almayla o soruşturma komisyonu çalıştı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bununla beraber soruşturma komisyonu görevini yaptı. Bu arada savcılık soruşturma konusunda takipsizlik kararı verdi. Tüm bilgi, belge, tanık ifadeleri konusunda burada da geldi, milletimizin oyuyla seçilmiş milletvekillerimizin desteğiyle beraber de burada soruşturma komisyonu hangi yönde karar vermişse milletvekilleri de o yönde uygulamayı bağımsız iradeleriyle karar vermiştir.

Artık 17 Aralık ve 25 Aralık olaylarının, Türkiye'de seçimle işbaşına gelemeyeceklerin toplum mühendisi olduğunu sizin de kabul etmenizi temenni ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AKP'LİLERİN SÖZLERİYLE CEVAP VERDİ

CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel, AKP'li İnceöz'ün sözleri üzerine cevap hakkı için bir kez daha kürsüye geldi ve AKP'lilerin 17 Aralık soruşturması hakkındaki açıklamaları ile cevap verdi. 

Yüksel, şunları söyledi:

"AKP'nin Sayın Grup Başkan Vekili, benim kendilerini hırsızlıkla itham ettiğimle ilgili söz aldı. Ben, kendilerine Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel olarak cevap vermeyeceğim. Kendilerine kim cevap verecek? Kendilerine AKP'nin Bakanı Sayın Erdoğan Bayraktar cevap verecek. Kendilerine başka kim cevap verecek? Bakanları Fikri Işık cevap verecek. Başka? Milletvekilleri Metin Külünk cevap verecek. Başka? Başbakanlarının danışmanı Sayın Mahçupyan verecek.

Bir bakalım ne demiş Sayın Erdoğan Bayraktar? Aynen okuyorum: "Soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakanın talimatıyla yapıldı. Bu minval üzere Bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ettiğimi açıklıyorum. Bu milleti ve vatanı rahatlatmak için Sayın Başbakanın istifa etmesi gerektiğini düşünüyorum." demiş. Ben mi dedim? O, dedi. 

Başka ne demiş Sayın Bayraktar? Twitter hesabından şunu paylaşmış: "Yolsuzluk olmadığını düşünecek kadar saf olmamalı ülkem. Var olduğunu ve bundan sonra da olacağını bilmeli." demiş.

Peki, Sayın Bakanınız Işık ne demiş? "Ufak tefek hırsızlıkları, falan filan yolsuzluk diye büyütüyorlar." Hırsızlığın ufağı tefeği var çünkü.

Peki, Külünk ne demiş? "İnsanın günah işleme özgürlüğüne darbe vuruyorlar." demiş. Şimdi, ben mi dedim bunları? Benle uğraşmayın. Demek ki bunlar makbul adam, bunları partiden atmadığınıza göre dedikleri de doğru, demek ki bunlar olmuş. Ben demiyorum bunu, siz diyorsunuz."

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)