• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 27 °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben bu ülkenin baş muhtarıyım

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben bu ülkenin baş muhtarıyım
Cumhurbaşkanı Erdoğan Muhtarlar Toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 29. Muhtarlar Toplantısı'na "Ben Türkiye'nin tamamını kontrol eden başmuhtarım" sözleriyle başladı. Erdoğan, terörle mücadele konusuna değinerek savunmadan taaruza geçtiklerini belirterek " Artık tehditlerin kapımıza dayanmasını beklemeyeceğimiz. Yeni güvenlik anlayışı Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta neden olduğunun en açık ifadesidir. Artık iş kapıya geldikten sonra müdahale dönemi bitti" dedi.

Fırat Kalkanı herekâtı hakkında da bilgi veren Erdoğan operasyonun El Bab'a inene kadar devam edeceğini ifade etti.

Avrupa Birliği'nin sığımacılar konusunda gerekli desteği vermediğini savunan Cumhurbaşkanı, Türkiye'deki mültecilere gerekirse vatandaşlık yolunun da açılacağını söyleyerek "Biz bu bombaların altındaki kardeşlerimize destek vereceğiz. Gerekirse de vatandaşlık kapsını açacağız" dedi.

29. Muhtarlar Toplantısı'nda konuşan Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Biz muhtarlarımızla şehirlerimizin, bölgelerimizin meselerini konuşmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Anlamayanların gözden kaçırdıkları husus şu; kürsüden ülkemiz ve dünyayla ilgili meseleleri anlatırken burada karşımda oturan muhtarlarımızı bir bakışları, itirazları, isyanları, tasdikleri bana çok şey anlatıyor.


İlim sahibi olursun ama irfan sahibi olamazsan bir hiçtir, işte milletin irfan sahibi olması burada. Bu irfanı eğitimle ölçemezsiniz. Zaman zaman özellikle yabancı basın mensupları 14 yıldır Türkiye'yi nasıl yönettiğimin sırrını soruyorlar.

İşte bu sır, karşımda oturuyor. Başarımın sırrını milletimin irfanına tabii olmaktaki isabetime borçluyum. Ben Türkiye'nin tamamını kontrol eden baş muhtarım. Gönül gözü kapalı olana Rabbim şifa versin. Tüm siyasi hayatım boyunca şunu gördüm, biz bir adım attıysak milletimiz 5 adımdır.

O nedenle millete efendi olmayacaksın, millete hizmetkar olacaksın. Millete afra tafra yaparsan bir seçimde getirir, diğer seçimde götürür. Milletten bir adım kaçanlar, koşarak uzaklaşanlar ise kendilerine itibar etmedikleri için kızıyorlar, halka ne kızıyorsun? Milletle kavga etmeyi bırakıp millete tabii olsalar mesele çözülecek. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir demekle egemen olunmuyor, milletin hakkına tabi olmakla egemen olunuyor.


Değerli kardeşlerim, geçtiğimiz Türkiye'deki yönetim anlayışı üzerinde durmuş, artık tehditlerin kapımıza dayanmasını beklemeyeceğimizi ifade etmiştik. Bu yeni güvenlik anlayışı Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta neden bulunduğunun en açık ifadesidir. Artık iş kapıya geldikten sonra müdahale dönemi bitti. "

Biz çözüm süreci dedik mi? Milli birlik dedik mi? bunları dedik. Sonuç alabildik mi? Hayır. Gaziantep'te o kına töreninde 56 kardeşimizin orada bir canlı bombayla şehit edilmesi, 100 kişinin aralanması olayı artık bu işin bitiş noktası oldu.

"Madem ki böyle bir adım attı, şimdi biz Suriye'ye yaptığımız ön hazırlıktan sonra Cerablus'tan gireceğiz" dedik ve ÖSO önde, arkasında lojistik destek bizde olmak üzere Cerablus'a girildi. Peki Cerablus'a kim yerleşti? Cerablus halkı yerleşti. 
Ardından El-Rai'ye girildi, Rai'den hemen bunların kutsadıkları, biliyorsunuz meşhur Dabık vardır ve Dabık'a doğru inildi ve DEAŞ orada çok ciddi bir direnç gösterdi ama Dabık aşıldı.

Şimdi de Dabık'tan El Bab'a gidiliyor. Bu arada bir terör örgütü PYD/YPG ona karşı da gerekli mücadele nerede karşımıza çıkarsa o da veriliyor. Şimdi El-Bab'dan Mümbiç'e doğru. Bizim Halep'le ilgili şu an bir sorunumuz yok ama itirazımız var. Bunu da sayın Putin ile görüştüm, dedim "Halep halkını artık huzura kavuşturalım" Halep'te terör gruplarına karşı müşterek mücadele verelim ama Halep Haleplilerindir. Halep'in üzerinde bir hesaba girmek doğru olmaz çünkü bizim Halep'le bağlarımız var ve Halep'te böyle bir işgal yapılacak olursa bu insanlar Gaziantep'e Kilis'e gelecek.

Şu anda 2 milyon 750 bin Suriyeli, 300 bin Iraklı bizim topraklarımızda. Bunu insani, vicdani, İslami bir görev olarak yapıyoruz. Batı destek veriyor mu? Yok. Başka yerlere veriyorlar ama Türkiye'ye söz verdikleri halde yok. Aynı şekilde bakıyorsunuz BM Mülteciler Konseyi'nin devamlı toplantılarında paralar toplanıyor Türkiye'ye gelen bir şey yok.

Ya bu benim bütçeme girmeyecek mi bu paralar? 

Gelse de gelmese de biz bu bombaların altındaki kardeşlerimize kesinlikle bu desteği vereceğiz. Hatta şu an çadır kentlerde, konteynırlarda bulunanlara vatandaşlık kapısını da  gerekirse açacağız dedik, İçişleri Bakanlığımız bu konudaki çalışmalarını yürütüyor. 


Maalesef yakın bir tarihe kadar terör örgütlerine karşı tedbirleri hep kendi topraklarımızda almaya çalıştık. Halbuki terör örgütlerinde ülke dışı ve içindeki üslerinde serbestçe elemanlarına eğitim veriyor, hakimiyet alanları tesis ediyor. Bunlar ilk defa bizim tarafımızdan teşhis edilmiş sorunlar değildir ama her ne hikmetse meselenin üzerine gidilmemiş, gereken önlemler alınmamış."

Suriye krizi başladığında aktif bir konumda yer almaya gayret ettik ancak yıllarca bu sürecin de dışında tutulduk üstüne milyonlarca sığınmacının yükünü tek başımıza üstlenmek zorunda kaldık. Sonra baktık kimseden faydası yok, biz de kendi projelerimizi kendimiz hayata sokmaya karar verdik.
Bu kararı vermesine verdik ama önümüzde çok da rahat bir hareket alanımız yoktu.

Dışarıdan olduğu kadar içeriden de kuşatılıyorduk. Attığımız her önemli adımda provokasyonlarla, siyasi engellemelerle karşılaştık. 2005'ten 2007'ye kadar ordu ve yargı içinde yuvalanan bir takım kesimlerin yol açtığı sorunları unutmadık, unutmayacağız. Aynı şekilde 2012'de Türkiye'yi nasıl köşeye sıkıştırmaya yönelik hamlelerin yapıldığını da unutmayacağız. Milli Birlik ve Beraberlik projesiyle bir adım ileri taşıdığımız, Çözüm Süreci ile taçlandırdığımız bölücü terör örgütüyle mücadelemizin nasıl sabote edildiğini gördük.

İşte 53 Kürt kardeşimizin şehit edilmesinin ardında da 'Sokağa çıkın' çağrısı yapmaktadır. Ölen Kürt kardeşlerimiz, öldürenler de Kürttü. Hani bunlar Kürtlerin temsilcisiydi? Devlet ve millet olarak örgütü de güdümündeki siyasi partiyi de dikkate almayacağız. Hiçbir zaman almadım, almam, almayacağım da. Benim insanıma, benim vatandaşıma saygı duymayana benim saygım yoktur, olmayacaktır. Çünkü bizim muhatabımız artık doğrudan bölge insanıdır. Buna böyle bakacağız.

İnanıyorum ki bütün muhtar kardeşlerim de buna böyle bakmalıdır. Böyle bakmazsanız, kusura bakmayın. Bakınız o dönemlerde Gezi olayları birkaç gün içinde birileri tarafından hükümeti devirmeye yönelik fırsata dönüştürülmeye çalışıldı. Mesele ağaç falan değildi.

Yeşili bu kadar seven bir kişiyi kimse ağaç düşmanı olarak ilan edemez. Yeşillendirmeyle ilgili verdiğimiz mücadele dünyada örnektir. Hey hat, bazı gafiller farkında olmasa da çeşitli şehirlerimizde işgale yeltenenler bunu bilinçli oalrak yapıyorlardı, milletimiz bunun karşısında durmayı bildi. Bizim net tavrımız sayesinde bu plan aşamaya kaydedemeden çökertildi.


Ardından 17-25 Aralık darbe girişimi geldi. Geziyi ağaç, yeşil meselesi olarak pazarlamaya kalkanlar, bunu da hukuk, adalet çerçevesinde yutturmaya çalıştılar. Hamd olsunlar milletimiz bu oyunu da yutmadı.

Ardından da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 52 ile bir kez daha milletimiz tarafından ibra edildik. Milletimizle el ele vererek her defasında bu oyunu bozduk ama bölgedeki projelerimizi sürekli ertelemek zorunda kaldık. Bunlar bize zaman kaybettiriyor. Suriye, Irak hatta Mısır, Filistin ve Libya'da yaşananlar bizleri etkilemektedir.

Kimse onların içişleri diye kendisini kandırmasın, bölgede yaşanan her meselenin bizimle ilişkisi vardır. Kosova'daki, Balkanlardaki kardeşlerimiz sıkıntıya düştüğünde "Kendilerinin içişleridir" dedik mi? Gelebilir miyiz? Gürcistan'da çatışmalar yaşandığında "Bizi ilgilendirmez" deyip kafamızı başka tarafa çevirdik mi? Azerbaycan Karabağ için gözyaşı dökerken biz rahatımıza bakabilir miyiz? Aynı durum çok daha fazla derinliğiyle Suriye için, Irak için hatta tüm Afrika için geçerlidir. 

Bakınız Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanlığı yükseliyor en sert tepkiyi biz veriyoruz. Niçin? Çünkü oralarda 5 milyonu aşkın Türkiye kökenli veya vatandaşımız yaşıyor. Hatta buna Türkistan, Afganistan gibi uzak coğrafyalardan gelen kardeşlerimizi de ilave etmek gerekir.

Onların da sıkıntılarına çözüm bulmak bizim vicdani meselemizdir. Şimdi biz tarihi ve hukuki haklar deyince, Lozan deyince birileri çıkıyor "Sizin Suriye ve Irak'ın topraklarında gözünüz mü var" deniyor. Bugün bazı gazeteler "Erdoğan Misak-ı Milli dedi, ortalığı karıştırdı" diyor. Ya tarih böyle diyor, ben değil. Bunları konuşmayalım mı? Tersine bu ülkelerin topraklarında gözü olanlara karşı, buradaki kardeşlerimizi birbirine düşürmeye kalkışanlara karşı adım atıyoruz ya. Bizim fiziki sınırlarımız farklı, gönül sınırlarımız bambaşkadır.

Bizim için Balkanlar yüreğimiz bir yanı, Kafkaslar diğer yanıdır. Israrla Irak ve Suriye'deki gelişmelerden uzak kalmamızı isteyenlerin iyi niyeti olabilir mi? 

Bir kez daha ifade ediyorum, Türkiye Irak ve Suriye'de yaşanan her gelişmenin içinde mutlaka yer alacaktır. Gerekirse diplomatik ve askeri gücümüzle oradaki kardeşlerimizin yanında olacağız. İşte Suriye'de varız, Cerablus'tan başladık, sırada El Bab var. Birileri ısrarla ÖSO ve Türkiye'yi El Bab'dan uzak tutmaya çalışıyor.

Biz yerel güçlerle bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Tekrar ifade etmek istiyorum; El Bab'a kadar gideceğiz, terör koridorunu biraz daha aşağıdan da olsa tesis etme amaçları var, hatta en kısa sürede Mümbiç'i PYD/YPG'den de temizleyeceğiz. Ya Fırat'ın doğusuna gidecekler, ya da biz gereğini yapacağız. Biz Amerikalı dostlarımıza söylüyoruz, DEAŞ ile mücadele mi? Gelin yapalım.

Terör örgütünü niye yanımıza alıyoruz ya? DEAŞ düşman diyorsanız El Nusra DEAŞ'a karşı savaşıyor o zaman bunu niye terör örgütü ilan ediyorsunuz? Biz hepsine terör örgütü gözüyle bakıyoruz. Ülkemize yönelik tehditleri bertaraf etmek için gerekli önlemleri alıyoruz. Artık terör örgütlerini kendi sınırlarımız içinde karşılamayacağız, sorunu kaynağında çözeceğiz."

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)