• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 25 °C

Cumhuriyet Bayramı'nda Osmanlı armasına Sabah yazarından tepki

Geçen haftanın için en eğlenceli olaylarından biri... Cumhuriyet kutlamalarında Osmanlı Armasının da kullanılmasına Sabah yazarı da itiraz etti.

Cumhuriye Bayramı kutlamalarında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ak Saray'ın balkonunda halkı 150 metre uzaktan selamlaması kadar konuşulan bir diğer konu ise kutlamalarda kullanılan Osmanlı arması oldu. 

'Cumhuriyet' kutlamasında Osmanlı armasının ne işi var?' tartışmalarına katılan Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz, 'kitsch' bulduğu armanın Cumhuriyet Bayramı törenlerinde kullanılmasını 'komik' bulduğunu söyledi ve Osmanlı armasının aslında 'İngiliz işi' olduğunu yazdı.

İşte Emre Aköz'ün 'Yeni Osmanlıcı' Sabah okurlarını kızdıracak o yazısı:

Arma-i Osmani

Geçen haftanın için en eğlenceli olaylarından biri... Cumhuriyet kutlamalarında Osmanlı Armasının da kullanılmasıydı.
Birileri, "Bu da nereden çıktı" diye şaşkınlıklarını ortaya koyarken... Başka birileri de, "Osmanlı sizi niye rahatsız ediyor" diyerek armanın törendeki varlığını savundular.
Ne yalan söyleyeyim, Cumhuriyet Bayramı'nı, Osmanlı Arması önünde kutlamayı akıl edentören tasarımcısı arkadaş beni çok güldürdü, Allah da onu güldürsün. Niye mi güldüm?

Anlatmaya çalışayım:
Cumhuriyet bir rejim şeklidir. Hanedan yönetimi gider, vatandaşın seçtiği yönetim gelir.
Hatırlayalım: Millet Meclisi, saltanatı 1 Kasım 1922'de kaldırmıştı. Ancak bir yıl boyunca Türkiye'nin yönetim şeklinin adı konmamıştı. 29 Ekim 1923'te bu belirsizlik sona erdi. Türkiye, cumhuriyet oldu.
Cumhuriyet bayramları işte bu olayın kutlanmasıdır. Böyle bir kutlama yapmak da, tersten okunduğunda, "Biz artık saltanatla yönetilmek istemiyoruz" demektir.
İşte bu yöndeki milli iradenin bando-mızıka ortaya konduğu bir günde, tören alanına Osmanlı Arması dikmek... Bence yönetim şekilleri dersinden kırık not almaktır. 

Osmanoğlu çıkagelse 
Şöyle bir sahneyi hayal edin:
Osmanlı Hanedanı bitti bitmesine ama... Sülaleden birisi çıkagelse... "Madem bizim armamızı kullanıyorsunuz, şöyle kenara çekilin de ülkeyi biz yönetelim" dese...
İktidarıyla muhalefetiyle Türkiye'nin siyaset sınıfı bu isteğe karşı, "Olmaz öyle şey, rejimimiz cumhuriyettir, bizi halk seçti" demez mi? Der.
Osmanoğlu bunun üzerine itiraz etmez mi? "E peki o halde bizim armamız burada ne arıyor" demez mi? Bu durumda ne cevap verilecek kendisine? 
"Osmanlı'ya olan derin sevgimizi, bitmez tükenmez saygımızı ifade ediyorduk" dendiğinde, Osmanoğlu da şöyle kurcalayacaktır olayı: 
"Madem bizi çok seviyordunuz, meşruti monarşiyi bırakıp ne diye cumhuriyete geçtiniz?" Velhasıl bu diyalog uzar gider ve nihayetinde... Osmanoğlu'nun "Baştan söylesenize yahu, siz bizim simgelerimizi kendiniz için kullanıyorsunuz" demesine...
Günümüz seçilmişlerinin, "Yani, tam olarak değil ama onun gibi bir şey" demesiyle sonuçlanır.
Velhasıl Osmanlı Armasının, cumhuriyet kutlamasında arzı endam etmesi, altı kaval üstü şeşhane bir durumdur. 

İngiliz tasarımı 
Konu kapandı mı? Hiç kapanır mı! Bir yandan, "Yuh Batı, kaka Batı," derken... Aynı anda, Batı'dan ithal edilmiş bir simgenin kullanılması ayrı bir komedi değil mi?
Bir dakika! Yoksa siz Osmanlı Armasının özbeöz yerli bir ecdat yadigarı olduğunu mu sanıyordunuz?
Osmanlı'da arma geleneği yoktu azizim. İhtiyaç hasıl olduğunda, "Artık sizin de bir armanız olsun" diyen ve de bir arma hazırlatıp Sultan Abdülmecit'e gönderen kimdir biliyor musunuz? İngiltere Kraliçesi Victoria...
Bugün otomobillerin arka camına yapıştırılan, dernek antetlerinde kullanılan, Çin malı bibloları yapılan Arma-i Osmani...
İşte o İngiliz zımbırtısının, Sultan II. Abdülhamit döneminde terazi ve silah eklenmiş halidir.
Velhasıl geçmişi 150 yılı dahi bulmayan ve de konunun uzmanı Prof. Edhem Eldem'in deyişiyle, estetiği kitsch* kategorisine giren bir simgedir.
Osmanlı'yı severim; mezarına dokunmam.

*Kitsch: Var olan bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı sınıflandırmak, ifade etmek için kullanılan Almanca bir terimdir. Bu terim ayrıca, kibirli ve bayağı bir tada sahip şeylere ve ticari kaygılarla üretilmiş olan banal, rüküş ve sıkıcı ürünler için de kullanılır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)