• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 8 °C
  • Antalya 13 °C

‘Cumhuriyet Savaşları’nın olası aşamaları

Ender HELVACIOĞLU

Kimse 1 Kasım’da 7 Haziran’daki sonuçların dramatik bir biçimde değişmesini beklemiyor. Barajı geçen dört partinin oy oranlarında bir-iki puanlık düşüş veya yükselişler görülebilir, ama genel tablo değişmeyecektir. O halde boşu boşuna mı dört ay kaybettik, boşu boşuna mı seçime gidiyoruz? Acaba?

***

Bir fotoğraf çekmekle yetinirsek öyle. Ama ciddi siyasette ‘an’ değil ‘süreç’ önemlidir. Bu seçim ‘an’ı fazla değiştirmeyebilir, ama ‘süreç’i değiştirme ve belirleme potansiyeli taşıyor.

Bu seçimlerin sonuçları özellikle iki parti için kritik. Birkaç puanlık oynamalar bile… AKP ve HDP için. Bu iki parti Birinci Cumhuriyetin yıkılış ve İkinci Cumhuriyetin kuruluş sürecinde yeşermişlerdir ve bu sürecin görünürdeki özneleri olmuşlardır. Dolayısıyla iki partinin “kütle”leri olmasa da “ivme”leri İkinci Cumhuriyet sürecinin gidişatında belirleyici olacaktır.

Bu iki partiden AKP gerileyen ve gerilemesini durdurmaya çalışan parti. HDP ise ilerleyen ve ilerlemesini sürdürmeye çalışan parti. Şimdilik ivmeler böyle. 1 Kasım’ın sonuçları kütlelerdeki değil ivmelerdeki değişimler açısından önemli.

***

AKP nereden, hangi ciddi havuzdan yeni oy devşirebilir? Tek bir yer var: MHP. Zaten -Kürt illerinde silinmeyi göze alma pahasına- buraya oynadığı da gözüküyor.

Tek başına AKP iktidarı veya bir AKP-MHP iktidarı Türkiye’yi yönetemez, eğer küresel burjuvazi ve Türkiye büyük burjuvazisi bir iç savaşı göze almamışsa…

Ama MHP’den birkaç puan da olsa güç devşirmiş bir AKP veya MHP’yi yutmuş bir AKP, Türkiye yönetiminin (tek başına veya bir koalisyonun büyük ortağı olarak) başat aktörü olmayı sürdürebilir. Dolayısıyla 1 Kasım sonuçları -değişim birkaç puan da olsa- AKP açısından önemli.

***

Süreç AKP açısından hangi biçimde ilerlerse ilerlesin, sanırım Tayyip gidecek. Tayyip sadece Türkiye için değil, AKP için de (hatta İkinci Cumhuriyet sürecinin bekası için de) bir ayak bağıdır artık. İkinci Cumhuriyet, yaptığı büyük katkılardan dolayı Tayyip’e “teşekkür edecektir”!

Ama bunun çatışmasız ve normal yollarla olacağını düşünmeyelim. AKP’nin bölünmesinden düşük yoğunluklu iç savaşa, dış savaş girişimlerinden askerin omuz atmasına kadar her olasılık gündemde. Tayyip ve ekibi o kadar suça battı ki, her şeyi göze alarak direnmek zorundadır, ama artık bütün bu olasılıkların bir gerekçesidir sadece…

***

Gelelim HDP’ye… HDP ilerleyişini hangi alana yönelerek sürdürebilir? Kendi bölgesinden alacağını alıyor, neredeyse tulum çıkarıyor. Kürt oyları bağlamında sınırlarına varmıştır HDP.

HDP’nin ilerleyebilmesi için bir “Türkiyelileşme” algısı yaratması gerek. Bu algıyı sadece Türkiye sosyalist solunu yutarak yaratmasına olanak yok. Zaten -sağ olsun, sosyalist solun önemli bir kesiminin güçsüzlüğü, basiretsizliği ve süreci doğru okuyamaması sayesinde- yutacağı kadarını yuttu (bunu ayrı bir yazı konusu yaparız). Ama yetmedi.

HDP’nin bu taktiği Türkiyelileşmesine yetmedi; sadece bu zokayı -geçmişte ve yeni yeni- yutan sosyalistleri Türkiyeli olmaktan çıkardı ve bitirdi. Bu da HDP’nin derdi değil, bizim derdimiz…  

Peki, HDP bu algıyı nasıl yaratabilir? İlerlemesini hangi alanda sürdürebilir? Tek bir alan gözüküyor: CHP.

Denilebilir ki, HDP, kendisinin iki katı oy alan koskoca CHP’yi nasıl yutabilir? Birincisi, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden itibaren yutmaya başladı bile. İkincisi, HDP yumuşak partiler tarafından yutulabilecek bir güç değil, özellikle belli bir bölgede top gibi, katı, sert… Ama CHP öyle değil. Dolayısıyla, CHP HDP’yi yutamaz ama HDP’nin CHP’yi yutma, en azından aşındırma olasılığı var.

***

Önümüzdeki dönemde, sanırım, HDP’nin (daha doğrusu Kürt hareketinin) bu yönde radikal taktiklerinin uygulamalarını göreceğiz. “Türkiye’nin Syriza’sı” taktikleri!

İkinci Cumhuriyetin yeni bir “sol”a ihtiyacı var!

Kemalizm zaten tartışma dışı, sosyal demokrasi de barutunu tüketti; emperyalizmin yeni modası “radikal demokrasi”

***

İkinci Cumhuriyet rejiminin bugüne kadarki başat öznesi AKP’ydi. Önümüzdeki dönem, bu sürecin öne çıkan öznesi olarak HDP’yi görebiliriz.

İkinci Cumhuriyet birincisini yıktı ama kendi rejimini tam olarak oturtamadı.

Neden? Çünkü “sol ayağı” eksik!

Bu ayak da tamamlanmaya çalışılacak. İkinci Cumhuriyetin ikinci dalgası bu içerikle gelebilir.

Türkiye siyaset arenası yeni partilere gebe. Tayyip’in ötelenmesi ve AKP’nin -önü yeniden açılacak bir AKP için- bölünmesi mi dersiniz, yoksa Demirtaş önderliğinde bir “Türkiye HDP’si” mi? Bütün bunlar olasılık dahilinde ve 1 Kasım sonuçları bu süreçlerin ipuçlarını verip vermemesi açısından önemli.

***

Bütün bu yazdıklarımız Birinci Cumhuriyetin yıkılış ve İkinci Cumhuriyetin kuruluş sürecinin unsurları. Peki, bu süreç durdurulamaz mı?

Durdurulabilir ve yeni bir süreç, bir Emekçi Cumhuriyeti süreci başlatılabilir. Bunun geniş bir toplumsal tabanı olduğunu 2013 Haziran Ayaklanmasında gördük. Dahası bu hareketin işçi sınıfına ve büyük kentlerin varoşlarına doğru genişleme potansiyeli taşıdığını da… 

Bunu ancak, artık bir özne olmaktan çıkmış Birinci Cumhuriyetten geriye diri ne kalmışsa çekinmeden içeren, İkinci Cumhuriyetin sağına karşı tavizsiz ve akıllı bir mücadele stratejisi geliştirebilen, İkinci Cumhuriyetin “sol”uyla da arasına kesin ve net bir çizgi çizebilen gerçek bir Sol becerebilir.

***

ABC’de, belki de işin ‘abc’sinden başlayarak bunları tartışacağız. ABC’ye ve hepimize başarılar… 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.