• BIST 105.546
  • Altın 162,906
  • Dolar 3,9213
  • Euro 4,6451
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 14 °C
  • Antalya 19 °C

Cumhuriyet üzerine kavramsal çalışma

Cumhuriyet üzerine kavramsal çalışma
Bunca teorik ve soyut-somut döktürmelerden sonra “bize yakışan cumhuriyetin” ne olduğunu açık adıyla yazmak aklımızı ve siyasal birikimimizi küçümsemek olur. Onun özlemi içerisindeyiz. Bu çağda, bu özlem niye ki!..

Sami GÜNAL

Bir televizyon kanalı 110 saniyelik, “Sizce Cumhuriyet Nedir?” sorusuyla çarpıcı bir soruşturma videosu hazırlamış. Otuz yedinci saniyeye kadar, kendilerine mikrofon uzatılanların cevap verememelerinin mahcubiyetiyle sergiledikleri sıkıntılı, garip mimikler yer alıyor. Sonraki zaman dilimindeyse tam olarak doğru bir tanım yok ama cumhuriyetin kendi yaşantıları üzerindeki etkilerine vurgu yapan kısa cevaplar var. Yani, pek pragmatik. Zaten, pragmatik yaklaşımların en sempatik hallerini de bu vesileyle görmüş oluyoruz.

Dünkü yazımızda Cumhuriyet’e kadar olan geliş sürecine değinirken bize has kavram kargaşalıklarına vurgu yapıp -bu hususun netleşmesine katkı sağlamak hevesiyle- bir sonraki yazımızda Cumhuriyet’e dair kavramsal irdelemelerde bulunacağımızı ifade etmiştik.

“Aradığımız cumhuriyet, nasıl bir cumhuriyet olmalı?” sorusunu da sormak suretiyle kavram çeşitliliğine vurgu yapmış, modern anlamda, her cumhuriyetin de kutsanamayacağına dikkat çekmiştik.

(http://www.abcgazetesi.com/cumhuriyet-nasil-kuruldu-32433h.htm)

Her şeyin bir abc’si olduğu gibi cumhuriyetin de bir abc’si vardır. Her cumhuriyetin sonu öyle aydınlık değil; bir bakmışsınız ki bataklıktır. Örneğin İran da bir Cumhuriyet, eski Sovyetler Birliği de bir Cumhuriyet’tir. E tabii ki Türkiye devleti de cumhuriyet rejimiyle yönetilmektedir(!)

Cumhuriyet, esas itibariyle “egemenliğin” elde tutuluş şeklini… Yani, egemenliğin elde nasıl tutulduğunu ifade eden bir yönetim biçimidir. Buna göre nitelik kazanmaktadır. Nitelik itibariyle ikili bir ayrıma tabi tutulabilinir. Demokratik cumhuriyet ve diğerleri…

Cumhuriyet, egemenliğin göksel ya da yere indirilmiş haliyle nitelik kazanan bir yönetim şeklidir. Bu haliyle laiklik kavramıyla doğrudan bağlantısı, iç içeliği vardır. Eğer ki halkın doğrudan ya da seçtiği temsilciler aracılığıyla egemenliği elinde tuttuğu bir yönetimse biz buna cumhuriyet… Ve laik olma niteliğine göre de “demokratik, laik cumhuriyet” diyoruz. 

Şimdi, kavramı somuta indirgemek bakımından cumhuriyet kavramının etimolojisine (köken) girmekte yarar var.
Cumhuriyet sözcüğü, topluca bulunan “kavim” ya da öz Türkçe deyimiyle “ulus” anlamına gelen Arapçadaki “cumhur”a dayanmaktadır. Cumhuriyet sözcüğünün kapsamında bulunan “cumhuri” ise cumhura yani “ulusa ait” olan demektir.

Batılı kökenine de göz atacak olursak kaynaklandığı yerin Latincedeki “republica” olduğunu görmekteyiz. Devletin, bir kamu malı olmasını, hiyerarşik tepede emir verme yetkisinin kamuya ait olmasını ifade ettiğini görmekteyiz.
Anlaşılacağı üzere “cumhuriyet” egemenliğin halka ait olduğu hükümet biçimi oluyor.

Gümümüzde tüm bu köken anlamının dışında okul çocuklarına öğrettiğimiz “dar anlamlı” bir cumhuriyet kavramı var. Şöyle ki, hükümet ya da devlet başkanının belirli bir süre için doğrudan ya da dolaylı olarak halk tarafından seçilmesine dayanan hükümet biçimi, şeklinde ezberletiyoruz.

Bu dar anlamlı tanım aracılığıyla günümüz nesillerinin zihninde geniş anlamdaki cumhuriyeti hapsetmiş oluyoruz. Çocukların zihnine yerleştirilen dar anlamdaki bu tanıma göre her cumhuriyet geniş anlamdaki cumhuriyeti de ifade etmektedir. Ama bunun tersini nasıl algılayacaklar?

Öğretilen tanıma göre tersi geçerli değildir. Dar tanım, genişi kapsıyor ama her nasılsa geniş, darı kapsamıyor. Biraz bilmece gibi oldu. Bu bilmeceyi İngiltere örneğiyle çözmeye çalışacağız. İngiltere, geniş anlamda bir cumhuriyet olmakla birlikte dar anlamda bir cumhuriyet değildir.

Egemenlik… Halkın elinde olması dolayısıyla bu ülke geniş anlamda cumhuriyettir. Gel gör ki devlet başkanı halk tarafından seçilmemektedir. İşte okuldaki ya da kısır kapsamlı akademik tanımlamalara göre İngiltere dar anlamda bir cumhuriyet olamıyor. Ne o? Dedik ya güya devlet başkanını halk seçmiyor.

Yeri gelmişken şunu da not düşmek gerekiyor. Şekli geleneklerin sürdürülmesi o ülkenin demokratik olmadığı anlamına gelmez.

Yukarıda cumhuriyete dair şunu demiştik: Nitelik itibariyle ikili bir ayrıma tabi tutulabilinir. Demokratik cumhuriyetler ve diğerleri… İşte bu ikilemeyi de açalım.

Egemenliğin belirli sınıfların elinde olduğu cumhuriyetlere aristokratik ya da seçkinler cumhuriyeti denirken;
Eğer, egemenlik bütünüyle halka aitse, demokratik cumhuriyet veya dilimize daha uygun düşen diğer sade adıyla “Halk Cumhuriyeti” adı verilir.

Ne seçkinler ne de aristokratların ortada bulunmadığı daha ziyade mollaların ve şeyhlerin hâkimiyet kurduğu, egemenliğin göksel güce dayandırıldığı ama yine sınıfsal karakterli cumhuriyetler ve krallıklar var ki bunlara İslamcı Cumhuriyetler ya da Yönetimler diyoruz.

Tartışılan ya da nasıl rast gelirse öyle algılanan bir durum daha var ki o da cumhuriyetin bir hükümet biçim mi yoksa devlet biçimi mi olduğu üzerinedir. Cumhuriyet sonrası yazılan tüm Anayasalarda Türkiye için yazılan, “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” ifadesiyle Cumhuriyet bir devlet biçimi olarak kabul edilmektedir. Fakat dünkü yazımızda da ifade ettiğimiz gibi Cumhuriyetin ilanına ilişkin 29 Ekim 1923 tarihli yasaya baktığımızda, “Türkiye devletinin ‘şekli hükümeti’ cumhuriyettir.” ifadesiyle karşılaşıyoruz. Görüleceği üzere cumhuriyet bir hükümet şekli olarak öngörülüyor.

Bunun bir çelişki olduğu doğrudur ama bir çelişki olarak da almamak gerekiyor. Çünkü Türkiye’de bir devrim olmuştur ve bu devrim teokratik bir düzene karşıdır. Her devrimin doğar doğmaz anında, karşı devrime de bağrında yataklık yapacağı gerçeğini göz ardı etmemek lazımdır. Bu kaygı esas alınmıştır. Devrimin getirdiği rejimi güvenceye almak için, Cumhuriyet sonrası yazılan Anayasalara, özellikle geriye dönüş (Saltanat-hilafet, teokratik devlet… Nitekim Cumhuriyetin başındaki hukuki kargaşadan yararlanılarak bu hevesler canlandırılmak istenilmiştir.) özlemi içerisinde olan çevrelere karşı bir önlem olması hesabıyla böyle yazılmıştır. Cumhuriyetin bir devlet biçimi olarak güvence altına alınmaya çalışılması hukuki bir kaygıdan ziyade siyasal bir anlam taşımaktadır. Amaç saltanat hevesini söndürmektir.

Yine diğer önemli ayırt edici ya da edilemeyen bir husus da cumhuriyetle, demokrasi kavramının birbirine karıştırılmasıdır. Yukarıdan beri neyi anlatıyorduk? Cumhuriyetin bir biçim olduğunu… Demokrasi ise bir doldurma/dolgu malzemesi/manzumesidir. Yani içeriği ifade eder. Dikkat edilecek olursa T.C. Anayasasında  “Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.” ifadesiyle kalınmamıştır... Başka ne yapılmıştır? “Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” denilerek nitelik tanımlaması yapılmıştır. Yani? Yanisi şu ki, içerik belirlemesi/doldurulması yapılmıştır.

Önemli ve dikkat edilmesi gereken bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. Aynı zamanda öğreticidir de. Ezberleri bozmuş olacağız. İngiltere’deki gibi monarşik (Aman ha sadece şekli bir gelenek olduğu hususunu unutmayalım.) bir yönetimin demokratik olabilmesine karşın cumhuriyet yönetimleri de antidemokratik olabilmektedir. Örneğin neredeki gibi? Sanki dilinizin ucundaki pek yakın ülkeyi görür gibiyim.   

Teşbih yapacak olursak Cumhuriyet bir resim çerçevesi; demokrasi de onun içine yerleştirilen tualdir. Artık fırçayı nasıl kullanırsanız o hali alacak bir eser serbestliği olacaktır. Sergilediğiniz hünerle adının önüne “anti” de getirebilirsiniz. Azı-çoğu olmadan ya demokratik ya da antidemokratik kategoride iki tablodan birinin sahibi olabilirsiniz. Hangi galeriye alınacağınıza çağdaş hukuk normlarına sahip olan medeni dünya milletleri karar verecektir.

Bunca teorik ve soyut-somut döktürmelerden sonra “bize yakışan cumhuriyetin” ne olduğunu açık adıyla yazmak aklımızı ve siyasal birikimimizi küçümsemek olur. Onun özlemi içerisindeyiz. Bu çağda, bu özlem niye ki!..

Çünkü… Yok!.. 

 

Etiketler:
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Utanmazlık!10 Kasım 2017 Cuma 18:20
  • Atatürk’e Hakaret Eden Fethullahçıları Korumayı Bırakın!09 Kasım 2017 Perşembe 19:59
  • Haddini Bil Fethullahçı Şaklaban Engin Ardıç Efendi!08 Kasım 2017 Çarşamba 13:51
  • Nazlıgül Üsteğmen kendini neden vurdu?06 Kasım 2017 Pazartesi 18:21
  • İyi Parti’nin İşlevi: Tarihi Tekerrür Ettirmek03 Kasım 2017 Cuma 17:19
  • İyi Parti alternatif mi?31 Ekim 2017 Salı 12:55
  • Cumhuriyet'e sol lazım!29 Ekim 2017 Pazar 12:51
  • Liyakat25 Ekim 2017 Çarşamba 10:12
  • Yok mu Fethullahçı Örgütün Sempatizanı Rasim’den Hesap Soracak?23 Ekim 2017 Pazartesi 18:23
  • Popülizm Etkisi Avusturya’yı da Sağa Taşıdı19 Ekim 2017 Perşembe 11:36
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)