• BIST 107.160
  • Altın 145,853
  • Dolar 3,5202
  • Euro 4,1375
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 28 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 29 °C

Cumhuriyet'in mesajına kalp masajı

Haluk ŞAHİN

Tüm memleket İnkılap Tarihi sınıfına döndü. Hemen her gün yeni bir konuyu ele alıp bilgilerimizi tazeliyoruz: 23 Nisan, 30 Ağustos, Abdülhamit, Sevr, Lozan, Hilafetin kaldırılması, Ege adalarının elden çıkması vb. vb.  Ve tabii, yakında Cumhuriyet!

  Bunu AKP iktidarına egemen olan Cumhuriyet ve Atatürk karşıtı zihniyete borçluyuz. Konuları, uzun yıllardır devam eden ideolojik yapısökümü programı çerçevesinde seçip gündeme getiriyorlar. Siyasi makamlarını ve medyadaki organlarını bu amaçla kullanıyorlar. Milli Eğiitim zaten emirlerinde, derslerin içeriğini onlar belirlemekteler.

     Gelin görün ki, son zamanlarda işler hiç de bekledikleri gibi gitmiyor. Sökmeye çalıştıkları parçalar kocaman taşlar halinde başlarına düşüyor. Çoktan unutulmuş ya da unutulmaya bırakılmış bazı sembol ve kavramlar canlanıyor.

Girdikleri her tartışmadan yenik çıkıyorlar. 

 Türkiye’deki siyasal İslamcı siyasetin Cumhuriyet’in sembollerine saldırarak kendi hegemonyasını kurma çabasından daha önceki bir yazımda söz etmiştim. (31.08.2016)  Özellikle Cemaat ideologları ve postmodern liberallerle ağız birliği ettikleri dönemlerde genellikle başarılı oluyorlardı. Ancak artık olamıyorlar. Yaptıkları geri tepiyor.

Cumhuriyet’in kurucu  sembollerine indirilen öldüresiye yumrukların bir çeşit kalp masajına dönüştüğünü bile söyleyebilirim.  

A, daha güçlü kalp çarpıyor!

                                                                ***

Bunun başta gelen nedeni, saldırdıkları sembol ve kavramların 21. Yüzyıl’ın başından itibaren yeni bir geçerlilik kazanmış olması. Onların ne kadar doğru ve haklı olduğu özellikle Ortadoğu coğrafyasında yaşananlar ile çok daha iyi anlaşılıyor.

 Görülüyor ki, Atatürk ve arkadaşları yalnız dönemleri için değil, günümüz için bile ileri görüşlü imişler.  Söylediklerinin hala gerçek hayatta karşılığı var. Ortadoğu coğrafyasının üzerine çöken karanlıktan çıkmanın yolu hala aynı: Bilim! Ve Fransız Devrimin ilkeleri: Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik!

Düşmanları, Atatürk’ün bir sembol olarak bu kadar dayanıklı ve dirençli çıkmasını beklemiyorlardı. Onun zihinsel mirasının 12 Eylül paşalarının hezeyanlarıyla birlikte tarihin çöp sepetine gideceğini umuyorlardı. Öyle olmadı. 

Dinci “yapısökümcü”lere yardakçılık yapan bizim postmodern liberaller de çok şaşırmış olmalılar buna!

 Bunlardan birisi 10 yıl kadar önce “Bu gidişle Atatürk’ün mesajı 22. Yüzyıla ulaşacağa benziyor” dediğim için beni faşist ilan etmişti. 

Olay şuydu: Bir arkadaşımın yurtdışında yaşayan 15 yaşındaki oğlu İnternet’te bir Atatürk sitesi kurmuş, yaşıtlarıyla Atatürk’ün fikirlerini paylaşmaya başlamıştı. “Bu kuşak 100 yaşına kadar yaşayacağına göre Atatürk’ün mesajı 2100’e kadar ulaşacak demektir” demiştim.

Bu kadarına bile tahammülleri yoktu.

Doğrusu ya, bu mesajın 10 yıl sonra günümüzdeki kadar canlı olacağını ben bile tahmin edemezdim.

Bunu da, iktidarda olan zihniyetin yumruklarıyla yaptığı kalp mesajına borçluyuz!

Ne kadar uğraşırlarsa o kadar canlanıyor!

Victor Hugo “Dünyada zamanı gelmiş bir fikir kadar güçlü bir şey yoktur,” demişti. Oradan yola çıkarak, vakti geçmemiş fikirleri öldürmek mümkün değildir diyebiliriz!   

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)