• BIST 106.816
  • Altın 145,637
  • Dolar 3,5223
  • Euro 4,1300
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 30 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 30 °C

Dağlarca’nın lanetlediği şiir ödülünü kim düzenliyor?

Dağlarca’nın lanetlediği şiir ödülünü kim düzenliyor?
'Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü’nü desteklemek mümkün mü? Elbette hayır!'

Ali Rıza Özkan

Fazıl Hüsnü Dağlarca Türk şiirinin abidesidir. “Türkçem benim ses bayrağım” dedi, çünkü “kamunun düşmanı haline getirilen Türkçe”yi kendisine ülkü seçmişti. Türk dili ve şiiri için bu kadar önemli bir şair için adına ödül konmasından daha anlamlı ne olabilir? Konmaması!

Nasıl mı? Eğer, Beşiktaş Belediyesi şemsiyesi altında bu yıl ikincisi düzenlenen “Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü” tartışmalarını izlerseniz, neden böyle dediğimi anlarsınız. İsterseniz, son söyleyeceğimi en önce söyleyeyim: Şair’in kendisi, adına bir ödül konmasına şiddetle karşı çıkmıştı. Kişi adına ödül/yarışma düzenlenmesi tüm diğer amaçlardan önce kişinin kendisine saygı ise, tam da bu saygının gereği olarak, Fazıl Hüsnü Dağlarca adına bir ödül organizasyonu yapılmaması gerekir.

Elbette, okur haklı olarak, bu kanaatin kaynağını merak edecektir. Şiir çevrelerinin bildiği, ama en son şair Hüseyin Alemdar’ın kendi tanıklığında, Aydınlık’ta yinelediği bir anekdotu aktaralım. Hüseyin Alemdar anlatıyor:

“Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı sağlığında Dağlarca Şiir Büyük Ödülü için ikna etmeme ramak kalmıştı ki, ertesi gün ‘Sen zaten Orhon Murat Arıburnu ödüllerini sırf onun filmlerine ve servetine konmak için yapıyorsun!’ deyiverdi. Bu kızgınlık sonrası vasiyetini şöyle netleştirdi: ‘Ben ölünce benden sonra hiç kimse adıma ödül filan koymasın, koyanları lanetlerim!’”

Bu gerçeğin ışığında, Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü’nü desteklemek mümkün mü? Elbette hayır! “FETÖ bağlantısı” nedeniyle başkanı hakkında şaibe oluşmuş bir belediyenin himayesi şiirimizin ulusal abidesi Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya fazlasıyla büyük bir haksızlık ve hakaret anlamına gelir. Bu ödülün hayat geçirilmesi için uğraş verenlerin küçücük de olsa Dağlarca’ya saygısı varsa, sadece bu nedenle dahi geri çekilmeleri gerekirdi.

Daha da önemli gerekçe ise, hayatta iken bizzat şairimizin böylesi bir ödüle karşı almış olduğu tavra saygı göstermek adına, düzenleyicilerin bu organizasyonu iptal ettiklerini gecikmeden kamuoyuna duyurmalarını bekliyorum. Elbette şairlerimiz ve şiirleri bütün milletin malıdır. Ama bu, onların düşünce ve istekleri hilafına her şeyi yapabiliriz, anlamına gelmez.

Korkusuz bir dil savaşçısı

“Korkum yok, Türkçemizin hiç bitmez tükenmezliği bütün karşı davranışları karşılayacak güçtedir. Bilmezler kişi özgürlüğünün kendi diliyle başladığını. O özgürlük yoksa, kişinin de yok sayılacağını bilmezler.” Büyük şair aynen böyle diyordu, Turgay Fişekçi’ye. Kişinin özgürlüğünün dilde başladığını öne süren Fazıl Hüsnü Dağlarca demek, Türkçe dünyaya seslenmek, zalime karşı çıkmak, mazlumu savunmak; şiirle Türkçe kükremek demektir.

Organizasyonu yapanların Dağlarca’nın tartışmaya izin vermeyecek açıklamalarını dikkate almayışlarının ardındaki gerekçeyi anlayamıyorum. Bu ödül organizasyonunda ısrar etmek, bence “marka değeri”ne sahip bir şairin kapitalist pazarda ürünleştirilmesi olarak değerlendiriliyor. Halbuki, Dağlarca’ya saygı, öncelikle zalime Türkçe kükremekle ifade olunur.

Çünkü, Dağlarca Turgay Fişekçi ile söyleşisinde bir de dilek dile getirmişti: “Yazdıklarımın hepsi gelecek kuşakların kızgınlığı olsun isterdim. Kızgınlığım onlarla ayaklansın, yürüsün isterdim.” Haksızlıklara, zalimlere isyan öğütleyen bu şairin yanında kim var, peki? Hangi yazar örgütü, Beşiktaş Belediyesi’ne ve düzenleyicilere “durun yahu!” diyor? Ne yazık ki, tek bir örgüt dahi sorumlulukla davranıp Dağlarca’yı sahiplenmemiş!

Bugün sanatçı-yazar örgütlerinin neredeyse tamamı işlevsizleşmiş, kimliğini kaybetmiş, ruhunu yitirmiş bir haldedir. Edip Cansever’den ödünç alıp bir cümle kurmak istiyorum:

Ah güzel Dağlarca abim,

Örgüt yazarına benzer,

Yazarının huyuna, suyuna

Kaygısına, beklentilerine…

İşlevsizleşmiş yazar örgütlerinin üzerlerindeki ölü toprağının atılması ancak, Dağlarca’nın da umut beslediği, alttan gelen genç kuşak yazar ve sanatçıların bu örgütlerin yönetimlerine gelmesi ile mümkün olabilir. Kendi mesleki sorunlarına duyarsız kalan, küçük küçük grupçuklarla, büyük büyük holdinglerin kapılarında yatan “münevver kütle”den Dağlarca’nın bayrağına sarılmasını beklemek fazlaca insafsızlık olurdu!

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)