• BIST 108.953
  • Altın 144,293
  • Dolar 3,4840
  • Euro 4,1157
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 31 °C

Darbe gecesi Meclis'te olan Cihaner, yaşananları anlattı

Darbe gecesi Meclis'te olan Cihaner, yaşananları anlattı
Cihaner: Sokağa çağrılar, darbe riskinin bitmediğini gösteriyor. Gezi direnişindeki kadar kitleyi mobilize edemediler. Genelkurmay’a tekbirle girenler başka fay hatlarını provoke edebilir.

Türkiye’nin darbe girişimiyle sarsıldığı 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece TBMM’nin bombalandığı sırada parlamentoda CHP Milletvekili İlhan Cihaner de bulunuyordu.

soL’un haberine göre, Cihaner, kendisinin 7 bomba saydığını belirterek, “Genel başkanlar ve grup başkan vekilleri katında hasar yaratan bombanın atıldığı sırada o katta birileri olsaydı kurtulmaları mümkün değildi” dedi.

Darbe girişimi sonrası yargıda gözaltına alınan binlerce kişinin tamamının cemaatçi olmadığı yönünde yakınmaların geldiğini ifade eden Cihaner, “Bu işin bir cadı avına dönüşme riski var. AKP, her darbe sonrası darbecilerin yaptığı hukuksuzluğun aynısını yapıyor olabilir, dikkatli olmak lazım” diye konuştu.

AKP’nin, bu darbe girişimini kendi darbesi ve politik gündemi için kullanabileceği tehlikesine işaret eden Cihaner, “Bugüne kadar tanıdığım Tayyip Erdoğan kesinlikle bu yöntemi terk etmez. Ama şu anda sürecin çok kırılgan olduğunu düşünüyorum. Sürecin, AKP’nin gündemiyle örtüşen bir sürece dönüşme riski hâlâ var. Genelkurmay’da dinci sloganlar ve tekbirlerle dolaşanları görünce, orası başka fay hatlarını da provoke edebilir. AKP’nin camileri kışla, minareleri süngü olarak kullanmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Bu toplum sadece onlardan oluşmuyor, kendileri vehmettikleri kadar da güçlü değiller. Bu kadar sokağa davete rağmen, Gezi direnişindeki kadar kitleyi mobilize edemediler. Bu toplum sadece onların at oynatacağı bir toplum değil” dedi.

Cihaner’in soL’a verdiği yanıtlar şöyle:

O gece neler yaşandı?

Önce köprülerin kapatıldığı bilgisi geldi. Daha sonra Ankara’da jetlerin hareketlenmesi olunca, darbe ihtimali gündeme geldi. Önce bazı arkadaşlarla CHP Genel Merkezi’nde buluştuk. Sonra parlamentoda olmanın  daha uygun olacağını düşünerek parlamentoya geçtik. Biraz sonra meclis başkanı, AKP’den, MHP’den, HDP’den milletvekilleri de geldi. Biz parlamentoya ulaştıktan sonra Meclis yerleşkesine bombalar düşmeye başladı. Bizim sayabildiğimiz 7 bomba düştü. Özellikle bir tanesi genel başkanların, grup başkan vekillerinin bulunduğu kata denk geldi. Çok ağır hasar yarattı. O sırada o koridorlarda birileri olsaydı kurtulmaları mümkün değildi. Onun dışında bahçeye, halkla ilişkiler binası civarına isabet etti. Ardından genel kurul salonunda duman ve toz bulutu oluştu. Öyle olunca güvenlik açısından aşağıya inmenin daha doğru olacağını düşündük. Koridorlarda da dumandan nefes alınamaz hale gelince, herkes çıkmaya başladı. AKP dışındaki muhalefet partilerinin darbe karşıtı ortak açıklama yapmış olmaları kritik önemdeydi. O gece yaşananlar bunlar.

Parlamentonun hedef alınmasının nedeni ne olabilir?

Parlamento kritik önemde olan yerlerden biri. Eğer darbe gerçekleşseydi, işinden alıkonulacak kurum parlamentoydu. Bence amaç, Meclis’teki darbe karşıtı direnişi kırmak ve Meclis’i işlevsel olmaktan çıkarmaktı bence. Darbeyi duyurdukları bildiri metni, belki de antidemokratik gidişattan rahatsız olan toplumun bazı kesimlerinin, tırnak içinde, hoşuna gidecek kimi kavramları içeriyordu. Cumhuriyetin kazanımları, demokrasi gibi kavramları gören bazı yurttaşlar, farklı yaklaşabilirdi bu darbeye. Yada ordu içindeki bazı klikler olumlu yaklaşabilirdi. Ama AKP dahil parlamentodaki dört partinin darbe karşıtı ortak bildiri yayımladı. Darbe girişimcileri de bunun çok kritik önemde olduğunu biliyorlardı. Parlamentonun bombalanması önceden planlanmış mıydı, yoksa milletvekillerinin oraya gitmesinden sonra mı oldu ya da havada yalnız kalmış bir pilotun kendi inisiyatifi midir bilemiyoruz, bunu söylemek için henüz çok erken.

Darbe girişiminin bastırılmasından sonra ilginç gelişmeler yaşanıyor. Yargıda kademesinde, kamu yönetimi kademesinden yüzlerce, binlerce insan gözaltına alınıyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslından son 10-20 günde yaşananları unuttuk. Zaten AKP yasa yoluyla Yargıtay ve Danıştay’da bir tasfiye kararı almıştı. Yargıdaki Fethullahçı yapılanmanın temizleneceği söyleniyordu. AKP, hazır bir “meşruiyet” kazanmışken kendi rejimini tesis etmek için ya da antidemokratik yapıyı derinleştirmek için bunu bir fırsata çeviri mi? Bu öyle bir şey midir? Şu an açığa alınan, haklarında yakalama kararı çıkarılan kişilerin içinde cemaatçilerin olmadığı yönünde yakınmalar da geliyor. Cemaatçi sayısı genellikle şöyle ölçülüyordu: HSYK seçimlerinde cemaatin listesinin aldığı oy. Cemaat listesi HSYK seçimlerinden 5 bin civarında oy aldı. MİT’in tespitine göre de yargıdaki cemaatçi sayısı bu sayıya yakın yani 5 bine yakın. Bu kadar var mıydı yok muydu, sayı üzerinden gitmek doğru olmayabilir. Böyle objektif olmayan kriterlere bağladığınız zaman, işin bir cadı avına dönüşme riski var. Cemaat de böyle çalışıyordu. Kendisi aslında cemaate angaje olduğu halde, dürüst hakim-savcıları bunlar cemaatçidir diye kodlayabiliyordu. Sayı üzerinden gitmektense, objektif kriterler üzerinden gitmek lazım. Örneğin bu kişi X davada hukuktan ayrılıp başka angajmanlara girmiş mi? Ergenekon, Balyoz, Odatv, KCK, casusluk davaları gibi davalar var. Bu davalar, hakimin hukuku yanlış yorumlamasıyla açıklanabilecek davalar değildi. Bu davalarda rol almış kişiler objektif olarak bence bu şekilde değerlendirilebilir. Ama somut bir veri yoksa, sadece bir istihbarat raporuyla gözaltına alınıyorsa, bu her darbe sonrası darbecilerin yaptığı hukuksuzlukla aynı anlama gelir. Onun için çok dikkatli olmak lazım.

AKP’nin bu darbeyi, kendi politik gündemini daha da güçlendirmek için kullanabilir. Biliyoruz ki AKP başkanlık sistemi istiyor. Hak ve özgürlükleri zaten kısıtlamış durumda. AKP bu gündemini hayata geçirmek için, sokağa çağırdığı kitlesiyle birlikte fırsata çevirebilir. AKP bu darbe girişimini, kendi darbesi için fırsata çeviriyor denebilir. Ama şu anda henüz dumanların tüttüğü, otopsilerin tamamlanmadığı bir dönemdeyiz. Hatta darbenin bastırılıp bastırılmadığı konusunda da bir takım çelişkili kanaatler var. Hatta Melih Gökçek az önce herkesi bir yerlere çağırmış. Bu bir korku mu, yoksa o kitleyi kendi gündemleri için mobilize etme girişimi mi, bundan çok emin değilim. Ama sokağa çıkanların niteliğine, attıkları sloganlara bakınca, camilerin ve minarelerin kullanılmasına bakınca, bu yöntemin bir an önce terk edilip, darbeye karşı çıkan toplumun diğer kesimlerinin de sesini çıkarabileceği bir takım mekanizmaların çalıştırılması lazım.

Sizce Erdoğan ve AKP, bu yöntemi terk eder mi?

Şu andan sonra çok emin değilim. Bugüne kadar tanıdığım Tayyip Erdoğan kesinlikle bu yöntemi terk etmez. Ama şu anda sürecin çok kırılgan olduğunu düşünüyorum. Eğer ana muhalefet partisi ya da diğer iki muhalefet partisinden herhangi birisi darbeden yana bir konum almış olsaydı, herhalde farklı bir şey olurdu. Ya da en çok güvendiği, bugüne kadar dokunmadığı ordunu bile aslında güvendikleri gibi olmadığını gördüler. O anlamda bu kırılganlığı görüp diğer dinamiklerle, yapılarla ittifak kurmaya da götürebilir. Süreç çok sıcak olduğu için henüz o kadar iddialı cümleler kuramıyorum. Sokakta tekbir sesleriyle dolaşanlara sivil toplum kuruluşu diyemeyiz. AKP’nin gündemiyle örtüşen bir sürece dönüşme riski hâlâ var. O yüzden camileri kullanmaktan vazgeçmeleri gerekiyor. Eğer darbe riski devam ediyorsa hâlâ, bunu devletin kendi mekanizmasıyla bertaraf etmeleri gerekir. Genelkurmay’da dinci sloganlar ve tekbirlerle dolaşanları görünce, orası başka fay hatlarını da provoke edebilir. AKP’nin camileri kışla, minareleri süngü olarak kullanmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Bu toplum sadece onlardan oluşmuyor, kendileri vehmettikleri kadar da güçlü değiller. Bu kadar sokağa davete rağmen, Gezi direnişindeki kadar kitleyi mobilize edemediler. Bu toplum sadece onların at oynatacağı bir toplum değil.

Eğer toplumun laik, aydınlanmacı, cumhuriyetçi kesimleri bu süreci iyi okuyup iyi yönetebilirlerse, süreç olumluya da evirilebilir. 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)