• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 24 °C
  • Antalya 19 °C

Darbenin arkasındaki isim denilen Barkey; 15 Temmuz bir koalisyonun işi

Darbenin arkasındaki isim denilen Barkey; 15 Temmuz bir koalisyonun işi
15 Temmuz darbesinin arkasındaki en önemli şüphelinin CIA Türkiye uzmanı Prof. Henri Barkey olduğu ileri sürülüyor. Darbeden iki gün önce Büyükada'da olduğu da ortaya çıkan Barkey, hakkındaki iddialara Cemaatin sitesinden yanıt verdi.

CIA'ya yakınlığıyla tanınan, Türkiye ve Ortadoğu uzmanı, Woodrow Wilson International Center for Scholars'ta Ortadoğu programının direktörlüğünü yürüten Prof. Dr. Henri J. Barkey, 15 Temmuz darbe girişimine yardım ettiği belirtilen ABD'liler arasında “en yüksek şüpheli" sayılıyor. Henri Barkey, Cemaat’in sitesi hizmetnews.com'da hakkındaki iddialara yanıt verdi.

Darbe girişimi günü Büyükada’da bir toplantıda olduğu ortaya çıkan CIA Türkiye Uzmanı Henri Barkey, Cemaat’in sitesi hizmetnews’de yayınlanan yazısında, 15 Temmuz darbesini ve kendi durumunu değerlendirdi. Washington’daki Woodrow Wilson Merkezi adlı düşünce kuruluşunun Ortadoğu Programı Direktörü ve CIA'in Türkiye uzmanlarından olan Barkey, Cemaat’e verdiği destekle biliniyordu.

Barkey, darbeden 2 gün önce de ABD Kongresi’nde Gülen Cemaati’ni anlatan bir konferans vermişti. Pekçok ismin 15 Temmuz girişimiyle ilişkilendirdiği Barkey, yazısında darbenin Gülenci askerlerin de içinde olduğu bir koalisyon tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürdü. Barkey, Obama’ya da Erdoğan‘a karşı sessiz kalmama çağrısında bulundu.

İşte Barkey’in yazısının tamamı:

15 Temmuz gecesi, Türk ordusu içerisinde bir grup darbe yapmaya kalkıştı. Kötü organize edilmiş bir denemeydi ve insan gücü, sadık elemanlar ve kazara yapılan değerli keşifler sayesinde üstesinden gelindi. Başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimin dikkat çekici yanı darbecilerin sivillere, kendilerine karşı koymaya çalışanlara ya da yollarına çıkan kişilere karşı aşırı bir gaddarlık ile karşılık vermeleriydi. O gün 240 kişi öldürüldü.

 O gün ben de İstanbul'a feribotla 45dk uzaklıkta bulunan Büyükada'da bir toplantı düzenlemek için Türkiye'de bulunuyordum. İstanbul'da bulunan bir düşünce kuruluşu ile bir araya geldiğimiz toplantının aylar öncesinde planlanmış, küçük bir grup uzmanla birlikte İran'ın komşularıyla olan ilişkisini tartışıyorduk. Akademik boyuttaki bu toplanma şahsi işim için önem teşkil ediyor, fakat pek çok insana oldukça sıkıcı gelebileceğini sanıyorum.

DARBE KOALİSYONLA HAYATA GEÇİRİLDİ

Ancak Türkiye'de bazı insanlar o gün olanları daha çok hainlik olarak gördüler. Düşünceleri benim isyan hareketinin arkasında olduğum yönündeydi.

 Darbe bastırıldıktan kısa bir süre sonra, meslektaşlarım ve ben, Türkiye'de bulunan hükümet destekli basın kuruluşlarının yayınladıkları sansasyonel komplo teorilerinin hedefi haline geldik. Yöneltilen suçlamalar, CIA adına darbeciler ile iletişimi sağlayarak darbeyi organize etmekten başlıyor, pek çoğu inanılmaz başka suçlamalar ve hatta California'dan gelerek kötü emellerini yaymaya çalışan bir caniye kadar uzanıyor.

 Darbe kalkışması farklı tipte resmi yetkililerden oluşan bir koalisyon tarafından hayata geçirildi: bunların bazıları Pennsylvania'da inzivaya çekilmiş bir din adamı olmakla beraber bir süre öncesine kadar hükümetin müttefiki şimdilerde ise azılı düşmanı olan, Fethullah Gülen'e bağlı insanlar, bazıları azılı laikler ve bazıları da muhtemelen yakında ordudan atılacaklarını öğrenmiş olan çıkarcı şahıslardı.

ABD TÜRKİYE İLİŞKİLERİ RİSK ALTINDA

 Türk halkı anayasal haklarına karşı düzenlenen bu tehdidi kabul etmedi. Fakat o günden sonra gelen haftalarda, Recep Tayyip Erdoğan darbe kalkışmasının yarattığı travmayı devlet ve kurumlarda revizyon yapmak için kullandı. Milyonlarca insan bu konuda Erdoğan'ın yanında toplanırken, kendisi de uzun zamandır üzerinde çalıştıkları politikaları uygulamaya başladı, temizlik operasyonu bilhassa sivil devlet memurlarını hedef almaktadır. Temizlik operasyonu sadece ilk adımdır: Asıl hedef anayasal değişikliğe giderek hiç bir kurumun yönetimde etkili ve söz sahibi olamadığı, Erdoğan'ın tartışmasız şekilde gücü elinde bulundurduğu bir başkanlık sistemine geçmektir.

 Birleşik Devletler – Türkiye arasındaki ilişki darbenin neden olduğu zayiat arasındadır. Onlarca yıla dayanan Türk-Amerikan ilişkileri sadece NATO üyeliğinden öte bir anlama sahiptir. Aralarındaki ilişkiyi açıklamak için, çevreden bilimsel araştırmalara, kültürel ve karşılıklı öğrenci ve eğitmen değişikliklerine ve çok önemli iş alanında stratejik bağları hesaplamak gerekir.

 Şimdi tüm bunlar bir çeşit risk altında.

SUÇLAMALAR BENİ HEDEF ALIYOR

 Türk toplumu uzunca bir süredir komplo teorilerine maruz kalıyordu, şimdi ise Amerikan karşıtlığını besleyen ateş eşi benzeri görülmemiş bir büyüklüğe ulaştı. Suçlamalar beni ve toplantıda bulunan öteki katılımcıları hedef alıyor – fakat ortada bizi suçlayabilecek herhangi bir kanıt da bulunmuyor – alaycı bir üslupla Birleşik Devletleri suçlayanların amaçları Gülen'in iade edilmesi ve belki de İşid ile savaşan Suriyeli Kürt savaşçılara verilen desteği kesmeye çalışmak olabilir.

 En rahatsız edici olan ise, şahsıma ve öteki akademisyenlere karşı düzenlenen saldırıları hükümetin başlatmış olmasıdır. Türk güvenlik servisi İstanbul'a geldiğim ve geri döndüğüm anların her birinin tam olarak zamanını pasaport kontrolünden geçerken alınan kayıtlar vasıtasıyla öğrenebilme hakkına sahip. Bazı Türk meslektaşlarımız insafsız bir öç alma eylemine maruz bırakılmaktadır – kendileri görevlerinden uzaklaştırılırken ifade vermek üzere çağırılmaktadırlar. Konferansımıza katılan tüm katılımcıların itibarlarına hem Türkiye'de hem de bölge genelinde insafsızca zarar verilmiştir. Sosyal medyada tacizlere, hakaretlere ve tehditlere maruz kaldılar.

YANAĞINI DÖNMEK İŞLEVSİZ

 Fakat tüm bu irili ufaklı saldırıların ötesinde söylenen yalanlar daha önemli bir meseledir. Türk medyası, bütünüyle hükümetin kontrolündedir, aynı basın günümüzde Birleşik Devletler'i Türkiye'nin baş düşmanı olarak karakterize ediyor. Hükümet deseniz, bu yaklaşımın uzun vadeli olası sonuçlarını düşünebilmekten oldukça uzak.

 Obama yönetimi sakinlikle sürdürülen diplomasi faliyetleri ve zamanla bazı şeylerin eski hallerine geri döneceği umudunu taşıyor. Türkiye ile ilişkisinde duyguların fırtınasına kendisini kaptırmaya meyilli olan bu zorlu müttefike karşı Birleşik Devletler'in genel tavrı her zaman öteki yanağını dönmek olmuştur. Fakat yaşanan sinir bozukluğunu hesaba katarsak aynı yöntem günümüzün atmosferinde işlevsiz kalıyor.

ABD’YE DAYAK FAALİYETİNE SON VERMELİ

 Geçtiğimiz hafta, Başkan Yardımcısı Joseph R.Biden Jr. Türkiye'nin başkenti olan Ankaraya gitmişti, amacı Erdoğan ve hükümetini yumuşatmaya çalışmaktı. Görünüyor ki bu nafile bir çabaydı. Başkan Yardımcısının oraya vardığı gün, Türk ordusu aynı dakikalarda Suriye'ye giriyordu, şimdilerde ise orada Amerikan destekli Kürtlerle savaşıyorlar. Amerikan karşıtı komplo teorileri ise aynen devam ediyor.

 Yeni bir fırsat ise yolda. Başkan Obama Pazar günü Türk meslektaşı ile bir görüşme gerçekleştirecek (bu görüşme gerçekleşti Ç.N.) Başkan Obama'nın ve Amerikalı yetkililerin halen Türkiye'de bir çeşit ağırlıkları bulunmaya devam ediyor. Obama Erdoğan ile görüştüğünde, Türklerin darbe kalkışmasına istinaden kaygılarına karşı samimi bir konuşma yapmalı. Fakat aynı zamanda bu fırsatı güçlü ve alenen herkesin önünde değerlendirmelidir – daha fazla geç olmadan Amerika'ya karşı uygulanan bu dayak faliyetine bir son vermelidir.

 Henri J.Barkeywww.hizmetnews.com (1 Eylül 2016) / Çeviri: Şıvan Okçuoğlu / Odatv

HENRİ BARKEY KİMDİR?

Aslen Türkiyeli olan Henri Barkey, İzmirli bir Musevi ailenin oğlu. İstanbul'da doğup büyüyen ve Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirdikten sonra ABD'ye giden Henri Barkey, doktorasını Pensilvanya Üniversitesi'nde siyaset bilimi üzerine yaptı. Barkey, daha sonra Türkiye ve Ortadoğu üzerine çalışmaya başladı. 

Henri Barkey, Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nda Türkiye, Kıbrıs ve Irak konularında uzman olarak çalıştı. CIA'nın üst düzey yöneticilerinden Graham Fuller'le birlikte Kürt Sorunu adlı kitabı yazdı. PKK'nın Türkiye ve diğer üç bölge ülkesinden (İran, Irak Suriye) toprak kopararak bağımsız Kürt devleti kurma projesine "Büyük küçük bölge ülkeleri Kürt taleplerini dikkate almalı" diyerek örtülü şekilde destek verdi.

Örtülü AKP-Cemaat koalisyonunun 2007'den sonra hazırladığı Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi soruşturma kumpasları ile Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yürüttüğü psikolojik harekât operasyonunun da planlayıcılarından biri olduğu belirtiliyor. Barkey, Gülen Cemaati ile ilişkilerini sürdürüyor.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)