• BIST 106.862
  • Altın 145,039
  • Dolar 3,5263
  • Euro 4,1266
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 24 °C

Davazlı'dan 'Ya Hacciii, Şam dadlii gaç parraaa'

Noyan UMRUK

*Bu yazı özellikle MHP miletvekili ve seçmenlerine ithaf edilmiştir. 

Hafıza- beşer nisyan ile malul malum… Hele balık hafızalı toplumlarda…  

Bir anımsayalım dedik şu devletin bahçelisinin hayat öpücüklerini…  

Öpülmedik yerini bırakmadı reisinin zira… 

*Önce Rahmetli Ecevit’i yarı yolda bırakarak başladı kariyerinin! son dönemine… Daha iki sene ömrü olan ve de bu süreçte içirilen acı ithal ilacı telafi etme olasılığı olan 57. hükümeti devirecek olan süreci de o başlatmıştı. 

7 Temmuz 2002’de “11. Kocayayla Türkmen Kurultayı”nda, 3 Kasım 2002 tarihinde erken seçim yapılmasını istedi; küresel güçlerin de yükseltmekte olduğu “Ilımlı İslam”a balmumlu davetiyeyi çıkartmış oldu…   

Yapılan seçimle, iktidar AKP’sine altın tepside sunulmuş oldu…  

Yüzde 10 ülke barajlı d'Hondt sistemi nedeni ile yalnızca Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi bu barajı aşarak meclise milletvekili sokmayı başardılar. Oyların sadece yüzde 46.33'ü mecliste temsil edilebildiği bu seçimde, oyların yüzde 34,3'ü ile 363 milletvekilliği kazanan Adalet ve Kalkınma Partisi, TBMM'nin üyelik sayısının yaklaşık yüzde 66'sını alarak, liste usulü çoğunluk sisteminin uygulandığı 1950'li yıllardan sonra TBMM'deki en büyük temsil gücünü elde eden siyasi parti oldu. Zat-ı muhterem, izlediği müthiş seçim stratejisi ile lideri olduğu yarım asırlık partisine küme düşürdü. MHP barajı geçemeyerek, meclis dışı kaldı…   

*Siyasi yasaklı Erdoğan’a dokunulmazlık zırhı ve başbakanlık koltuğunun armağan edilmesi ise Bahçeli ve Demokrat Baykal’ın desteğiyle oldu…  

Sn. Baykal’la bir uçak yolculuğu sırasındaki bir sohbette, kendileri “Bunun demokrasinin gereği olduğunu” söylemişlerdi. 

Abdullah Gül’ün başbakanlığında kurulan 58. hükümet döneminde Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılması için TBMM’den yasa çıkarıldı.  

CHP’nin o günkü yönetimi, Erdoğan’ın ülkeyi “yönetemeyecek nitelikte” olmasını “demokrasi ayıbı” olarak niteledi ve sürece destek verdi. Yasa kabul edildi,  

Siirt’te yenileme seçimi yapıldı ve Erdoğan milletvekili dokunulmazlığına ve Başbakanlık koltuğuna adeta gökten zembille indirilerek oturtuldu. 

Sonra kuyudan çıkardıkları o adam, kendilerine demokrasiden ne anladığını yakından ve şahsen izletmek fırsatını bol bol sunmuş oldu… 

*AKP iktidarı, “Anayasa Mahkemesi’nin 367 Kararı” altında kalmaktan, Bahçeli’nin o günlerde uzattığı can simidiyle kurtarıldı.  

Erken seçim kararıyla barajı aşıp Meclis’e giren MHP, Abdullah Gül’ü Çankaya’ya çıkarma planına ortak edildi. Gül’ün seçilebilmesi için toplantı yeter sayısı olan 367’nin sağlanması gerekiyordu. Bahçeli Genel Kurul’daki oylamaya katılacaklarını açıklayınca AKP ve MHP’lilerin toplam sayısı 440’ı aştı ve Gül Köşk’e güle oynaya çıkarıldı. 

*Bahçeli’nin katkısı 2007 cumhurbaşkanlığı seçimiyle de sınırlı kalmadı.,.  

Anayasa Mahkemesince “Laiklik karşıtı eylemlere odak olmaktan” mahkûm edilenlerin savunuculuğuna soyundu.  

Aynı günlerde başlatılan Ergenekon tertibi için “adil yargılamayı etkilemeyelim, sonucunu görelim” diyen Bahçeli, 6’a 5 sonuçlanan kapatma davası konusunda tam tersi bir tutum sergiledi.  

Bahçeli, 18 Mart 2008’deki grup konuşmasında, “MHP, başka partilerin siyasetten men edilmesi için sandık dışındaki bir yöntemi asla benimsemeyen, rekabet ve yarışı demokrasinin kuralları içinde yapmayı kabullenmiş bir harekettir” ifadelerini kullandı.  

Bahçeli, AKP’nin kapatılmasını önleyecek formülü de üretti. Bahçeli’nin formülü, Anayasa’nın 69. Maddesinin değiştirilip, işlenen suçtan partinin değil kişilerin sorumlu tutulmasını öngörüyordu. 

*AKP, 4+4+4 düzenlemesiyle eğitim sisteminin içine ederek, türbanı ilköğretime sokarken, bir koltuğunun altına MHP’yi diğerinin altına da o dönemin HDP’si, BDP’yi aldı…  

*1 Kasım seçimlerinin sonuçlarının getirdiği ciddi siyasi denge değişikliğinin ülkenin geleceği ve esenliği açısından önemini idrak edemeyerek, Anayasa komisyonunda birlikte çalıştığı, meclis açılışlarında ellerini sıktığı,  4+4+4 eğitim düzenlemesinde işbirliği yaptığı HDP’i bahane ederek,  iktidarı yine reisine armağan etti…     

*Ve 7 Hazirandan sonra gerek meclis başkanlığı seçiminde tavrı ile gerek mecliste terör araştırma komisyonunu kurulmasını önleyerek, meclisin süresiz tatile çıkmasına yol açması ile gerekse tutulduğu “hayır nöbeti” ile “Nuh deyip, peygamber demeyerek” 1 Kasım’da kendinden başka kimsenin anlayamadığı Pirus zaferini kucaklamış oldu… 

Veee nihayet, parlamenter sistemin üstünlük ve önemini vurgulayan MHP seçim bildirgesine rağmen, ülke sorunlar yumağı içerisinde savaş alanına dönüşmüşken, giderek sınır ötesi bir savaşın eşiğine gelmişken, kendisini denetimi altındaki yargı yolu ile Asena’nın elinden kurtaran reisine çektiği son kıyak, son hayat öpücüğü: Ucube bir sultanlık… 

unnamed-157.jpg

Bu “Al takke, ver külah” sonucu devlet nimetlerinden, MHP kadro ve seçmenlerinin yararlandırılacağı sanılıyorsa bu alana öz evlat statüsündeki envai çeşit tarikatların yerleşmekte olduğu ve de kendilerine “görev tevdi edilmesi” için sırada bekledikleri söylenmektedir…     

Derin kökleri tarihin çeşitli evrelerinde hükümran olmuş 16 Türk devletine kadar giden, Cumhuriyet döneminde ise yarım asırlık bir siyasi iddia ve partiyi paramparça eden, 2002’deki durumuna düşüren bu tutkunun derin sebebi ne ola diye büyük bir merak duymaktan kendini alamıyor insan… Söylenildiği gibi “Saray yaverliği” için ise ya da bu durum “Bir yerlerden gelen emre itaat” meselesiyse partisinin kapısına kilit vurmaya kadar varan çok yüksek bir maliyete değer mi diye sormadan edemiyor insan… 

unnamed-(1)-123.jpg

Öte yandan, daha şimdiden karından konuşmalar başladı, sır ağızdan kaçtı: “Meclis istediği zaman ilk 4maddeyi de değiştirilebilir…”  E tabii ülkenin, küresel güçlerin istemleri doğrultusunda  bölünüp parçalanması için bu gerekli… Bunun için de kendilerine başka bir ortak bulmaları hiç de zor değil… Yeni ortak hazır…  Nerede kaldı kimselere bırakılmayan milliyetçilik peki… “Kandırıldık" mı denilecek…  Bunun maliyeti önce ülke, sonra kendileri için vahimden de öte, korkunç… 

Bizim Davazlı da soruyor: “Yaaa hacciii deyive biyol; Şam dadliii gaç parraa Allaaah aşgına; bu dadlı sene ağır gelmeyyo mu,  heç miğden bulanmeyyo mu yaaa… Çoook marag ediyon gari”…  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)