• BIST 96.636
  • Altın 144,667
  • Dolar 3,5715
  • Euro 4,0214
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 24 °C

Davutoğlu zor durumda

Nahit DURU

Başkent'te dedikodu bitmez!

AKP 'de milletvekileri bakanlık beklemeye başladı. Hakları olduğuna inanıyor hemen hepsi. Yıllardır gözlerim. Bakanlığın hakkı olduğunu düşünüp de atanmayanlar kırılır, küser hayal kırıklığına uğrar. Her atanan bakan en az 7-8 milletvekilini küskünler sınıfına sokar. Davutoğlu da bunu önlemeye çalışıyor anladığım kadarıyla.

Şunu net biçimde biliyorum. Başbakanlık görevi Ahmet Davutoğlu'na verilirse, bakanlık sayısını artırmayı düşünüyor. Çünkü sarayın önerilerinin yanı sıra kendi ekibinden de kimi isimleri bakan yapmak istiyor, küskün sayısını azaltmak için. O düşünüyor, ama sarayın ne diyeceğini bilmiyor. 

Ya saray, bakanlık sayısının artmasını istemez ve bakanların çoğunu kendisi atamaya yeltenirse ne olur? 

Yalnız bir Başbakan... Ya da, yetkisiz bir Başbakan...

İşte o zaman  AKP içinde bir kıpırdanma olur, aykırı sesler yükselir mi? Hiç kuşkunuz olmasın, ancak, saray onları susturmayı bilir, olay büyümeden...

Bu arada TBMM Başkanı da seçilecek. "Kim olacak ?" sorusu ise daha şimdiden AKP'liler arasında tartışılmaya başlandı.  5 ay başkanlık yapan İsmet Yılmaz mı, yoksa Cemil Çiçek mi seçilir? Şimdilik tartışılan bu iki isim.

AKP'lilerin büyük bölümü Cemil Çiçek'i şanslı görüyor. O'nun çok deneyimli oluşu, usulüne olmayan konuları bile içtüzüğe, mevcut yasalara uyduruşu Cemil Çiçek için artı puan. 

Ayrıca, partinin kuruluşundan itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile uyumlu çalışması, her kesimden siyasi ile dost olabilme özelliği "Cemil Çiçek " dedirtiyor AKP'lilere...

Bu tartışma sürerken, şimdilerde milletvekili olmayan, son genel kurulda da göreve talip olmamış,  AKP kurucularından, Çiçek'in çok eski dostu, siyasetin ağır toplarından biri, " Cumhurbaşkanı ikisini de yapmayabilir. Hiç ummadığınız bir başka yakını o koltuğa oturabilir" sözleri ile bir gerçeğin altını çizdi galiba.

AKP'de olmaz olmaz. Çünkü, bu parti hala Recep Tayyip Erdoğan'ın hakimiyetinde.

Aslında CHP'de neler olacağı da konuşuluyor kulislerde. Herkes merak içinde. 

CHP'de kimlerin genel başkanlığa aday olacağı değil, adayların şansı tartışılıyor. Olağan kurultay beklenir mi, birileri olağanüstü kurultay toplamak için girişimde bulunur mu, ya da hiç umulmadık bir gelişme yaşanabilir mi?

CHP bu... Sabah kalkarsınız her şey değişmiş...

Bir kaç gün daha bekleyeceğiz...

***

MHP genel Başkanı dün söylediklerini unutup, istifa etmemekte kararlı. İstifa etmediği takdirde, hiç bir kuvvetin Devlet Bahçeli'yi deviremeyeceği ifade edilirken, olağanüstü genel kurul için çalışma başlatanlar da yok değil. Ancak, yönetimi devirmek için değil, tüzük tadili yapmak amacıyla. Çünkü, 2009 kurultayında tüzükteki 63'ünü maddede yapılan değişiklikle olağanüstü kurultaylarda seçim yapılamayacağına dair hüküm getirilmişti. MHP'de önce tüzük değişikliği, sonra da yönetimi değiştirmek amacıyla olağanüstü kurultay yapılması planlanıyor.

Bahçeli bugünleri görecek kadar ileri görüşlüymüş anlaşılan.

***

HDP'de ise durum farklı.  Parti tüzüğü  gereği, -bir değişiklik yapılmazsa - Demirtaş'ın görevi ilk genel kurulda bitecek zaten...

Ancak, görülüyor ki, muhalefet Partilerinin genel başkanları , başarısızlıkları için bir kılıf bulmuş, ya da bulmaya çabalıyor.

Adama sormazlar mı, "nereye kadar " diye.

Türkiye gariplikler ülkesi haline geldi. Siyasi partilerde beklenen deprem medyada oldu seçimden sonra. Cüneyt Ülsever yazı yazmayı bırakmıştı. Uğur Dündar da, Halktv'de yaptığı "Halk Arenası" programına ara verdiğini duyurdu. Dündar'ın "Halk Arenası” programını “Umut verici bir değişim ve gelişme olmadığı sürece” yapmayacağı ileri sürüldü. 

Dündar, ise aksi bir açıklama yapmadı.

***

Şimdi Ankara'da konuşulanları yazmayayım. 

Ancak, ben Uğur Dündar'ın da, Cüneyt Ülsever'in de korktukları için vazgeçtiklerine inanmam. 

Biliyorum ki, Uğur Dündar baskılara boyun eğmez, Cüneyt Ülsever  bildiğini okur. Cüneyt Ayral için görüşlerimi daha önce yazmıştım. 

Bu arkadaşlarım, birileri gibi fabrika ayarlarına dönmezler. Olsa olsa bu kararlarından dönüp, halkın düştüğü, belki de bir bölümünü düşürdükleri karamsarlıktan kurtarırlar. Ekranı ve yazmayı bırakan arkadaşlarımın, aydın geçinenler gibi bir sahil kasabasında etliye sütlüye karışmadan yaşatmaları da mümkün değil kanımca. 

Onların yeri ekranlar, gazete sütunlarıdır. O nedenle, kısa zamanda  değil, hemen verdikleri bu hatalı karardan vaz geçeceklerine inanmak istiyorum.

Siz ne dersiniz! 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)