• BIST 102.488
  • Altın 200,756
  • Dolar 4,8421
  • Euro 5,6715
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 28 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 31 °C

Dayanışmanın ve yaratıcılığın kurultayı!

İbrahim Kaya

Önümüzdeki hafta CHP 36. Olağan Kurultayını gerçekleştirecek. Bu köşede son birkaç haftadır vurguladığım gibi, bu kurultay CHP ve aynı zamanda memleket için çok önemli bir fırsattır! Fırsat; hem parti hem de memleket için “yeniden inşa” fırsatıdır. Uzun zamandır yazdığım gibi, cumhuriyet hem biçim hem de içerik olarak son bulma noktasına getirilmiştir. Ekonomik, politik, kültürel sahalarda süren yozlaşma ve bozgun sonuç itibarıyla toplumun ayrışmasına ve dağılmasına zemin hazırlamaktadır. Ekonomik sahada süregiden hukuksuz, kural tanımayan bir “vahşilik”; politik sahada işleyen “çoğunlukçuluk” ve “araçsalcılık” ve kültürel sahadaki anti-sekülerleşme sürecinin yol açtığı “çölleşme”, sonuç itibarıyla birlikte toplum halinde yaşama idealini çökertmek üzeredir. Kısacası, memleket “modern-dışılaştırılmış”; modernlik deneyimi ateşe atılmış vaziyettedir; bu toprakların insanlarına liyakatin ve hukukun işlemediği dolayısıyla eşitliğin, adaletin yıkıldığı bir ülke reva görülmektedir. Şimdi bu nesnel gerçekliğin karşısında “aktörün” ne yapacağı önem taşımaktadır. Yeniden Cumhuriyet inşası aktörün en nitelikli eylemi olacaktır ve ancak böylece “toplumun” yeni bir uzlaşı etrafında bir araya gelmesi sağlanacaktır. Yeni uzlaşıya toplumu davet edecek ve uzlaşının gerçekleşmesi için tarihi görevini gerçekleştirecek aktörün CHP olduğu, olması gerektiği, olmak zorunda olduğu aşikardır. Peki bu tarihi görevi üstlenmek için CHP’nin yapması gereken nedir?

PARTİ NE YAPMALI?
Öncelikle, parti iki yönünün (yani cumhuriyetçi ve sol yönlerinin) çelişmediğini aksine birbirini mükemmel biçimde tamamladığını görmek ve göstermek zorundadır! Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi, bugün eğer partinin ve memleketin öncelik verme hususunda bir tercih yapma zorunluluğu varsa - ki var - bu cumhuriyetçiliğin önceliği yönünde bir tercih olmak zorundadır. Toplumun yeniden cumhuriyet değerleri üzerinde bir hemfikirliliğe çağrılması, bugün için atılması zorunlu ilk adımdır. Uzun zamandır vurguluyorum: Cumhuriyetçilik; “ortak iyi”, “kamusal yaşamın üstünlüğü”, “politik katılımın vazgeçilmezliği”, “iletişimin merkeziliği”, “hukukilik” ilkelerini benimsemektedir. Dolayısıyla, hem bir toplum hem de bir siyasa modeli olarak düşünülmek durumundadır. Bugün ortak iyiden ziyade bireysel çıkar; kamusal yaşamın üstünlüğünden ziyade  kibir; politik katılımdan ziyade konformizm; iletişimden ziyade iletişimsizlik, hukukilikten ziyade hukuk-dışılık hakimdir. Sonuç ise toplumsal dayanışmanın ve güvenin sarsıldığı hatta çöktüğü bir toplumdur. Birlikte toplum halinde yaşamak alabildiğince güçsüz kılınmış bir ideal haline getirilmiş durumdadır. Aciliyetimiz bu bozulmanın iyileştirilmesi aciliyetidir ama bunu tarihsel gözlüklerimizle yapamayız; günümüz koşulları gözetilerek ve yeni düşünceler dikkate alınarak bu yeniden inşanın gerçekleştirilmesi elzemdir.

Bu yönün öncelikli olması günün koşullarından kaynaklanmaktadır. Ancak, durum partinin sol yönünün ikincilleştirilmesini zorunlu hale getirecek durum değildir. Sosyal, ekonomik eşitsizlikleri ve genel anlamda sosyal sorunları çözme projesi olarak sol, muhtemelen tarihinin en önemli fırsatlarından birini yakaladığı bir tarihsel dönemi yaşamaktadır. Sadece bizde değil ama dünyada yeni liberal politikaların iflasın eşiğine geldiği aşikarlaşmaktadır. Karma ekonomik modelin yeniden işlerlik kazanacağını şimdiden söylemek yanlış olmayacaktır. Sosyal devletin yeniden gündemin merkezine yerleşeceği ve muhtemelen daha önceki dönemlerinden daha da büyüyeceği bir olgu olarak şimdiden söylenmelidir. Zaten parti de kendisini demokratik solcu bir parti olarak tanımlamıştı ve bu tanımın bugün için de gerçekçi olduğunu belirtmek gerekmektedir. Şimdi 36. Kurultayın partinin bu iki yönünün çelişmediği hakikatini dillendirerek “Yeniden Cumhuriyette Uzlaşıyoruz” sloganıyla yeniden cumhuriyet inşasını ve sol bir iktidarı hedeflemesi zorunluluktur. Bunu nasıl yapabilir?

PROGRAM VE KADRO
Elbette programa ve kadroya ihtiyacı var. Program; yine bu köşede yazdığım yazılardan birinin başlığını ve içeriğini oluşturan “Yeniden Cumhuriyet Programıdır”. Yeniden Cumhuriyet Programının üç temel ayağı ve bir nihai hedefi vardır: ekonomik, politik ve kültürel sahaların yeniden inşası ve nihai hedef olarak dayanışmacı toplum hedefinin gerçekleştirilmesi. Halkın önceliklerini düşünen karma ekonomik model; politik katılımı ve erdemli yurttaşları hedefleyen cumhuriyetçi politik model ve laik, Aydınlanmacı kültürel model varılması gereken hedefleri ifade etmektedir ve bu hedeflerin gerçekleşmesi sonuç olarak dayanışmacı toplum modelinin inşasını gerçekleştirecektir. Ancak, bu programın hayata geçmesi için partinin iktidar olması şarttır. Bunun için de en önemli unsur kadrodur. Siyasal partilerin kadrosu politika üreten profesyonellerden (uzmanlardan, bilirkişilerden); bu politikayı halka (seçmene) ulaştıran “parti emekçilerinden” ve sempatizanlardan (üyelerden) oluşur. Programı benimsemek ve hayata geçmesi için ilk çalışmayı yapmak elbette profesyonellerin sorumluluğundadır. Bu nedenle, kurultay büyük önem taşımaktadır. Sadece Genel Başkanın değil ama daha önemlisi Parti Meclisinin sözünü ettiğimiz tarihi görevi üstlenebilecek ve yerine getirebilecek özelliklere sahip olması şarttır. Cumhuriyetçilerin ve solcuların yukarıda sözünü ettiğim memleketin ahval ve şeraitinin bilincinde olması ve bu bilinçle Yeniden Cumhuriyet inşası için dayanışması dışında başka bir alternatif bulunmamaktadır. Alanında uzman olan ve özelliklere sahip bireylerin nitelikli eylemleri gerçekleştirmesi ve böylece toplumun inşasının sağlanması eylemin yaratıcılığına işaret etmektedir. Yaratıcı eylemlerin bir büyük başlangıç için mutlaka gerçekleşmek zorunluluğu bulunan bugünkü anomik durum ancak CHP’nin tarihi sorumluluğunun farkındalığıyla aşılacaktır! Yani 36. kurultay dayanışmanın ve yaratıcılığın kurultayı olmak zorundadır.       

 

  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)