• BIST 96.636
  • Altın 144,667
  • Dolar 3,5715
  • Euro 4,0214
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 24 °C

Demirel, Özal ve Erdoğan!

Nahit DURU

Tarih tekerrür mü ediyor?

Anımsayalım.

İlk örnek en yakın olanından...

DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, Özal'ın ölümünün ardından Cumhurbaşkanı seçildi. Örgüt TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk'u Doğru Yol Partisi'nin  başında görmek istiyordu. Ancak, Demirel, buna Hüsamettin Cindoruk'un bildiğini okuyacağını bildiğinden buna karşı durdu. Ve, sözünden çıkmayacağına inandığı iki adaydan biri, "kızım" dediği Tansu Çiller DYP Genel Başkanı oldu.

Demirel için Tansu Çiller'in Başbakanlığı ve Hükümette olduğu dönemler hep sıkıntı oldu.

Süleyman bey, DYP'den ayrılanların yeni bir parti kurmasını bile destekledi.

Ne var ki, aktif politika O'nun için hayal olmanın ötesine geçmedi, geçemedi.

1980 sonrasının parlayan yıldızı vardı. Daha doğrusu 12 Eylül darbecilerinin parlattığı yıldız... Dört eğilimi bir arada toplayan ANAP'ın kurucusu Turgut Özal.

ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal, 31 Ekim 1989'da Cumhurbaşkanı oldu. ANAP'ı da uzaktan yönetmek için Parti'nin Genel Başkanlığına 17 Kasım'da yapılan Kongrede  Yıldırım Akbulut'u seçtirdi.

Akbulut Özal'a yaklaşık 1,5 yıl dayanabildi. İstanbul İl Başkanı olan Semra Özal, Genel Başkan Akbulut  tarafından görevden alınınca kıyamet koptu. Ve tartışmalar  sonunda 15 Haziran'daki Genel Kurul'da Yıldırım Akbulut hem Genel Başkanlığı hem Başbakanlığı kaybederken, Semra hanımın desteği ile ANAP'ın Genel Başkanlığına Mesut Yılmaz seçildi. Akbulut hem Genel Başkanlıktan, hem Başbakanlık'tan oldu.

Mesut Yılmaz da kendisini Özal'a kullandırmamaya, kişiliğini ortaya koymaya başladı.

Sonrası malum. Özal, kendisini tecrit edilmiş duygusuna kapıldı. Cumhurbaşkanlığından istifa edip aktif politikaya geçmeye kalktığı bir dönemde yaşamını yitirdi Turgut Özal.

Yıllar içinde, hem ANAP, hem de DYP tarih sahnesinden silindi.

Bu arada, Cumhurbaşkanlığı bitince partinin başına geçip aktif politika yapmak isteyen Abdullah Gül'ü de unutmamak gerekir. AKP'nin başına geçmemesi için ne oyunlar oynandığını anımsamak hiç de zor değil.

Şimdilerde ise, Recep Tayyip Erdoğan AKP'yi de ülkeyi de tek başına yönetmeyi kafasına koymuş. Adım adım yol alıyor.

Ve sözünden çıkmayacağına inandığı Ahmet Davutoğlu'nu iş başına getirmişti. O da tıpkı Yıldırım Akbulut gibi kukla olmaya dayanamadı, isyan etti ve Erdoğan tarafından kovulmaktalar beter hale getirildi.

AKP'de neler olacak göreceğiz. Şimdi ay sonunda AKP Kongresi'nde Erdoğan'ın istediği bir isim büyük bir olasılıkla seçilecek.

Ya sonra... Yeni gelen ne kadar dayanacak isteklere?

İşte sorun burada.

Bu olaylar Mehmet Akif Ersoy'un meşhur dizelerini getirdi aklıma:

"Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
“Tarih”i tekerrür diye ta’rif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?

Ne odunmuş babanız, olmadı bir baltaya sap!
Ona siz benzemeyin, sonra ateştir yolunuz.
Meşe halinde yaşanmaz, o zamanlar geçti;
Gelen, incelmiş adam devri, hemen yontulunuz.
Ama dikkatli olun;bir kafanız yontulacak.
Sakın aldanmayın, incelmeye gelmez kolunuz.

Tek hakikat var, evet, bellediğim dünyada.
Elli altmış sene gezdimse de şaşkın şaşkın:
Hepimiz birbirimizin bağrı yanık âşıkıyız,
Sade ilânı çekilmez bu acaip âşkın!"


Uzak tarihi sorgulamaya gerek yok. Yakın tarihten ders alınmış gibi mi?

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)