• BIST 82.779
  • Altın 147,316
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 10 °C

Demokrasi nöbeti mi, turuncu devrim mi?

Ender HELVACIOĞLU

Türkiye kumpasta. Türkiye çok zayıf bir durumda, hamur gibi…  

Bunun Türk devletinin krizi olduğunu, sosyalistlerin ve emekçilerin sorunu olmadığını, hatta devrimciler açısından olumlu olduğunu söyleyenler çıkabilir.

Bunlar emperyalizm çağında -ister sosyalist ister ulusal demokratik karakterde olsun- devrimlerin nasıl gündeme girdiğinden bihaberdirler. Hâlâ 19. yüzyıl Avrupa’sında yaşadıklarını sananlardır.

Emperyalizm çağında devrimler daima “ülkeyi kurtararak” gerçekleşir; emperyalizmin boyunduruğundan kurtararak… Bu topyekun “kurtuluşa” hangi sınıf damgasını vurursa, devrimin karakterini de o belirler. Ülkeyi kurtaran devrimini de yapar.

Çağımızın bütün büyük devrim pratikleri (Sovyet devrimi, Çin devrimi, Kore, Vietnam vb devrimleri, Türkiye devrimi…) incelendiğinde bu nitelikleri apaçık gözükür.

Yakın dönemde sıkça yaşanan emperyalizmin “turuncu devrimleri” ve “yalancı baharları” ile gerçek devrim hareketleri arasındaki temel fark da budur.

Birinciler ülkeyi yıkarken, ikinciler ülkeyi kurtarır.

Bugün Türkiye yıkılıyor ve “kurtarıcısını” arıyor.

***

15 Temmuz sadece bir “darbe” değil, aynı zamanda bir “kumpas”tı da. İlk bakışta hedefi “yıkmak” olarak gözükebilir; ama asıl hedef “teslim almak”tı.

Olay bir “darbe” ve “yıkma” eylemi olarak analiz edildiğinde sadece Cemaat gözükür. Ama olayı, yüzeyde görülen “darbe” ve “yıkma”yı da kapsayacak biçimde bir “kumpas” ve “teslim alma” eylemi olarak kavradığımızda, Cemaat’in arkasındaki emperyalizmin çirkin suratını da fark edebiliriz.

“Teslim almak”, yıkmanın en ağır biçimidir. AKP iktidarı ABD emperyalizmi tarafından teslim alınmıştır. Meselesi ülkeyi değil kendi iktidarını kurtarmak olan AKP ve Erdoğan kliği, sopanın ucu gösterilerek tehdit edilmiş ve teslim alınmıştır.

Ve teslim alınanlar, şimdi doludizgin yıkmaya başlamışlardır. Ülkenin zaten 15 yıldır iyice zayıflatılmış, direnci kırılmış, içi boşaltılmış bütün kurumları, AKP marifetiyle yıkılmaktadır bugün.

Ne güzel! Kendileri yıkmıyorlar. Sözde yıkmak istedikleri, kendini kurtarmak için, onlar adına yıkıyor!

Teslim alınanlar, ülkenin bütün kurumlarını -teslim alanlar adına- teslim alıyor. Ahmaklaştırılmış halk da bunun kitle desteğini oluşturuyor.

Dört başı mamur bir turuncu devrim yaşanmaktadır bugün güzel ülkemizde.

“A planı” Cemaat darbesiydi. Başarıya ulaşamadı mı yoksa bilinçli olarak erken doğurtulup başarısızlığa mı mahkum edildi, orasını bilemeyiz. Ama hızla “B planının” yürürlüğe sokulduğu anlaşılıyor.

Biz turuncu devrimi “ahmak solculardan” bekliyor ve buna karşı donanıyorduk; ama turuncu devrimi “ahmak sağcılara” yaptırıyorlar.

Demek ki Haziran’dan ders almışlar. Sol görünümlü bir turuncu devrimin ellerinde patlayacağını, Türkiye’nin aydınlık yüzünün, laik cumhuriyetçilerinin ve sosyalistlerinin olaya el koyacağını, o turuncuyu kızıla çevirebileceklerini, Gezi’nin Haziran’a dönüşebileceğini kavramışlar. Hiçbir şey yapamadıysak bunu becermişiz sosyalistler ve cumhuriyetçiler olarak, az şey değil… 

Ama sağcılara, AKP tabanına yaptırılacak bir turuncu devrime hazırlıklı değildik ve bugün “demokrasi nöbeti” adı altında yapılan budur.

AKP önderliğindeki “demokrasi nöbetleri” kime karşı tutuluyor? ABD’ye ve emperyalizme karşı değil. Lafta öyle belki ama aslında FETÖ’ye karşı da değil. FETÖ bahane edilerek TSK’ya karşı tutuluyor demokrasi nöbetleri.

Böylece muhafazakar kitleler turunculaştırılırken, Türkiye de hamurlaştırılıyor. AKP iktidarının ve Erdoğan’ların politikasıdır bu ve tam da ABD’nin istediği şeydir.

***

Emperyalist taleplere ve dayatmalara karşı son derece dirençsiz ve her türlü emperyalist müdahaleye açık bir durumdadır bugün Türkiye.

Peki, bu durum tersine çevrilemez mi? Türkiye toparlanamaz mı? Öyle gözüküyor ki, her biri bir öncekinden daha yıkıcı tehlikeleri yaşaya yaşaya becereceğiz toparlanmayı Türkiye toplumu olarak.

Dayanacağımız kuvvet, Gezi’nin bir turuncu devrim olmasını engelleyen ve onu Haziran Ayaklanmasına dönüştüren kuvvettir öncelikle. Tabii, bu kuvveti etkili bir politik güce dönüştürecek siyasi önderliği oluşturmayı becerebilirsek. Yine anlaşılıyor ki, birleşe birleşe değil, elene elene oluşacak bu siyasi önderlik.

Yaşadığımız musibetlerin esas kaynağı olan ABD emperyalizmini göz ardı eden ve anti-emperyalizmi politik gündeminin baş köşesine yerleştirmeyenler elenecek.

Ortaçağ kalıntılarının kökten tasfiyesi ve bilimsel düşüncenin toplumsallaştırılması anlamındaki gerçek laikliği, emekçi aydınlanmasını sulandıranlar ve küpeşteden atanlar elenecek.

Demokrasicilik oynayanlar elenecek. ABD’nin beşinci kolu FETÖ’nün darbe girişiminden bir hafta sonra, içinde ne ABD’nin ne emperyalizmin ne Cemaat’in ne de laikliğin geçtiği şu rezalet bildiriyi yazıp imzalayanlar örneğin…

Linkini veriyorum, isteyen baksın: https://www.evrensel.net/haber/285827/emek-ve-demokrasi-guclerinden-darbeye-ve-ohale-ortak-tepki. Demokrasi nöbetlerinden bile daha geri ve emperyalist manipülasyonlara açık bir “demokrasi cepheciliği”…

Türkiye’yi daha da hamurlaştıran değil, Türkiye’yi emekçi sınıflar adına kurtarmaya aday bir sol oluşacak, toplumsal pratik içinde.

Turunculaşan kitleler soldan bir müdahale olmazsa “kara”laşabilir de. Ama müdahale edilebilirse “kızıl”laşabilir de…

Doğru çizgiye sahip bir örgüt çok önemli. Gerek şart bu. Ama daha önemlisi, o doğru çizgiyi sadece söylemekle yetinmeyip hayata geçirilmesini ve arazide sınanmasını gerçekleştirebilecek bir örgüt. Bu da yeter şart.

Heyecanlı bir sürecin başındayız. Kim öle kim kala…

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.