• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 8 °C
  • Antalya 13 °C

Demokrasicilik oyunu, partilerin salı toplantıları

Torun Ahmet TÜRKMEN

TBMM’de gurubu bulunan tüm partiler Salı günleri gurup toplantısı yaparlar. Rutin olarak yapılan bu toplantılarda, çok özel durumlar dışında parti liderleri ya da liderin belirlediği kişi parti gurubuna ve katılımcılara hitap eder ve ardından toplantı sona erer.

Bir nevi demokrasicilik oyunudur bu. Ortada tek bir özne vardır. Lider. Lider dışında hiç kimse görüşlerini söyleyemez. Varsa düşüncelerini, eleştirilerini ortaya koyamaz. Liderin fikirleri beğenilse de, beğenilmese de alkışlanır. Adeta bir tür tiyatro gösterisi gibidir bu durum.

Görünürde herkes rolünü oynar burada. Gurup yönetimi ve dekoru hazırlayanlar görevlerini başarmanın duygusu, katılımcılar partilerini desteklemenin huzuru içinde toplantı salonunu terk eder.

Bu tabloda garipsenecek bir durum yoktur. Herkes rolünün gereğini yapmış “Demokrasi gerçekleşmiştir”

Aynı zamanda bu tablo Türk Demokrasisinin aynasıdır. Türkiye’deki demokrasi algısının ve uygulamasının açık anlatımlarından birisidir. Aynı “Büyük diktatörün” demokrasiyi 4-5 yılda bir yapılan seçimlere indirgemesi gibi. Seçimlerin nasıl hazırlandığının, insanların, partilerin seçim çalışmalarına eşit haklı olarak katılıp katılmadığının hiç önemi yokmuş gibi. Ortada sandık var ya, gerisinin hiçbir önemi yok.

Algı bu. “İçinde insanın olmadığı insan için olan demokrasi” Ülkeyi yöneten ya da yönetmeye talip partiler hallerinden hoşnut. İşin en kötü yanı (belki içlerinde itiraz eden insanlar vardır) bu duruma ciddi muhalefetin olmaması. Bu durumu ciddi bir ayıp, insanı yok sayan bir anlayış olarak görüp, parti içinde bunu düzeltmek için tartışma açmayan parti üye ve yöneticileri iyi düşünmeli tutumlarını gözden geçirmelidirler sanırım.

Demokrasi kültürünün tam olarak yerleşmediği, birey olma algısındaki eksiklikler ve özellikle parti liderlerinin, egemen kültürünün şekillendirdiği insan tipinin partilerde baskın durumda olmasının yarattığı bu tabloyu değiştirmeden demokrasiyi ülkede egemen kılmanın yolu var mıdır?

Türkiye’de sağ partiler için bu durum açıklanabilir bir şey. Üye profillerine ve doğalarına uygun olabilir. Bu tip partiler yukarıdan aşağıya emir- komuta anlayışına alışık partiler.

Ama CHP için aynı şeyleri söylemek sanırım mümkün değil. Bu yanıyla CHP kendisini sorgulama, kendisini değişime açmak zorunda. Tabandan bu doğrultuda güçlü bir dalganın gelmekte olduğunu görmelidir. Bunu düşündürecek birçok olgunun mayalanmakta olduğunu düşünüyorum. Son CHP kurultayında ortaya çıkan olgular bunun en önemli göstergelerinden birisidir sanırım.

CHP gibi partilerin değişimden başka çıkış yolu da yok. Ayakta kalmasının tek şansı belki de bu. Ya parti içinde demokrasi mekanizmasının önünü açarak, partiyi politika yapabilir, proje üretebilir hale getirecek ya da daralmanın hazin sonuçlarına katlanacak. Bu gemi artık yüzmekte zorlanıyor. Su almaya başladı. Var olanı koruma politikası artık tutmuyor. İnsanlar soru soruyor, sorduklar sorulara cevap istiyor.

Siyasi iktidar tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Artık yönetme refleksini kaybetmeye başladı. Son Ankara katliamında da görüldüğü gibi kendi yazdığı senaryoyu bile yönetmekten aciz bir durumda oldukları gözüküyor.

Tam da şimdi silkinme, safları sıklaştırma, yenilenme ve yeni bir ruhla yola devam etme zamanı. Soruyorum; Bugün değilse ne zaman? Bunun için yol açık.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.