• BIST 106.926
  • Altın 151,365
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 20 °C
  • Antalya 18 °C

Demonte edilmiş bir ülke

Haluk ŞAHİN

Kırık plak gibi hep aynı sorudayız: Ne olacak şu Türkiye’nin hali?

Elimiz mahkum maalesef: Cumhurbaşkanı’nın ülkeyi “sıfırdan yeniden inşa etmek”ten söz ettiği günlerde başka şeyler yazmak ne mümkün!

“Memleketin şu hali” derken bir tanım vermemi isteyecek olursanız “demonte bir ülke” diyebilirim.

Evet, maalesef şu anda Türkiye demonte bir ülke! Montajının yeniden yapılması gerekiyor. Bu da sanıldığından daha zor bir şey.

Zor, çünkü parçalar kırılmış, dökülmüş, dört bir yana dağılmış durumdalar. Vidalardan bazıları kayıp, bazıları başka şeylere karışmış. Yalama olmuş olanlar da var. Montaj için kullanılacak aletler de çok kötü durumda. Tarifname yırtılmış, eprimiş, bazı yerleri okunmuyor. Bazı yerlerini de karalamışlar.

Ve zaman koşturuyor. Köprülerin altından azgın sular geçiyor. Sel tehlikesi var. Acilen yapılması gereken şeylerin doğru yapılması zorunlu.

Gerçekten usta olmak gerek bu çetin işin altından kalkabilmek için.

Yürek çarpıntımız bundan. Kırık bir plak gibi hep aynı soruyu sormamız bundan.

***

Cunhuriyet Türkiye’si 20. Yüzyıl tarihinin en başarılı monte etme projelerinden birisidir. Adı “Çağdaş Uygarlık Düzeyi”dir.

Batı emperyalizmini savaş meydanlarında yenen Mustafa Kemal ve arkadaşları yine Batı tarafından yazılmış bir tarifename ile yeni Türkiye’nin parçalarını bir araya getirmeye, sıfırdan yeni bir ülke oluşturmaya başladılar.

Kolay değildi. Tarifenameyi okuyacak insan bulmak bile bir sorundu. Aletler bozuk, zamklar bayattı.

Ama yılmadılar. Tüm eksikliklerine ve zaman zaman uğradıkları başarısızlıklara rağmen parçaları birbirine eklediler ve gövdeyi ayağa kaldırdılar. Daha yapacak çok şey vardı. Ancak bütün dünyanın hayranlıkla izlediği bir çatı çıktı ortaya.

“Çağdaş uygarlık düzeyi”ni “laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak kurmak kararındaydılar.

Bunu Avrupa Birliği’ne tam üye olarak taçlandıracaklardı, hayallerine göre.

***

Derken bir yerlerden demonte elemanları geldi. Sayıları gittikçe artmaya başladı.

Parçaları sökmeye, yapıştırıcıları ıslatmaya, vidaları gevşetmeye başladılar.

Laiklik ana direğini kırdılar, hukuk parçasını söktüler, bilim çatısını çökerttiler, demokrasi duvarını deldiler... Üniversite parçasını üniversite, medya parçasını medya, ordu parçasını ordu olmaktan çıkardılar, her birine bambaşka işlevler yüklediler.

Birileri onlara alkış tuttu; demonte ile görevli elemanlar Çağdaş Uygarlık Düzeyi’nin yapısökümünde çok yol aldılar. Her üfürükte sallanan, bütün civataları gevşemiş, bütün eklem yerleri zayıflamış, bütün boyaları dökülmüş bir ucube kaldı geride.

15 Temmuz gecesinin ertesinde gördüğümüz işte oydu.

Şimdi her şeyi yeniden ve daha iyi bir şekilde monte etmek gerektiği söyleniyor. Bu mümkün mü? Kurulacak yeni binanın adı ne olacak? Kim yapacak bu zor işin ustalığını?

Bu soruların yanıtlarını henüz bilmiyoruz.

Ama adı “Çağdaş Uygarlık Düzeyi” olmayan her projenin eninde sonunda yıkılacağını biliyoruz. Eşyanın tabiatı bunu kaçınılmaz kılıyor.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)