• BIST 108.615
  • Altın 144,411
  • Dolar 3,4977
  • Euro 4,1231
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 28 °C

Deniz Yıldırım: CHP’nin tabanıyla tavanı arasında mesafe açıldı

Deniz Yıldırım: CHP’nin tabanıyla tavanı arasında mesafe açıldı
Yrd. Doç. Dr. Deniz Yıldırım, "CHP’nin yüzünü halka, halkçı çözümlere doğru döndürmez, AKP içi çatlaklara göre siyaset üretmeye devam ederse sorunlar daha da büyür" diyor.

Siyaset Bilimci, ABC Gazetesi yazarı, Yrd. Doç. Dr. Deniz Yıldırım, Ohaber'e verdiği röportajda Türkiye’deki siyasi gelişmeleri, laiklik meselesini ve muhalefetin iktidar karşısındaki tutumunu anlattı.

Emekçilerin haklarının giderek ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Yıldırım, böyle bir ortamın yeni bir Ortaçağ olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “Laiklik Anayasa’dan çıkarılsın” ifadesi kamuoyunda yoğun tartışmalara sebep oldu. Nasıl yorumlarsınız bu açıklamayı?

İsmail Kahraman açık sözlü davrandı. Türkiye’de mevcut iktidarın en son aşamada yapmayı planladığı şeyi bugünden ilan etti. Adım adım devlet eliyle örülen bir ağ dinselleşme. Devlet-toplum ilişkilerini, yöneten-yönetilen ilişkilerini, sermaye-emek ilişkilerini, kadın-erkek ilişkilerini belirleyen, eğitim, sağlık dahil her alanı kuşatan bir ahtapot rejimi sözkonusu. Hedefinde de Cumhuriyet’in laiklik devriminden kalan tüm kazanımlarını tasfiye edip yerine dinselleşmiş bir rejim ve bir sosyal yaşam, düzen kurmak var. Bu açıdan anayasada yazıp yazmamasının ötesinde, fiili bir durum var. Fakat anayasa meselesi önemsizleştirilmemeli. Erdoğan fiilen Saray merkezli bir başkanlık sistemini uyguluyor ama ısrarla anayasasının yapılmasını, anayasal güvenceye kavuşturulmasını istiyor, öyle değil mi? Demek ki anayasada yazması önemli. O zaman laiklik ilkesinin de ileride “anayasada yazmaması önemli” diyecekler; anayasa tartışması bu açıdan önemlidir. Kahraman’a kızmalarının nedeni, zamanından önce uyuyan kesimleri uyarabilecek, birleştirebilecek çıkışıdır.

“YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK PROJESİ, CUMHURİYET KARŞITI BİR DİKTATÖRLÜK PROJESİDİR”

Şunun için. Dikkat ederseniz Erdoğan da, AKP kadroları da ısrarla “Türkiye’de rejim sorunu yok, yönetim, sistem sorunu var” diyor. En son Berat Albayrak böyle bir konuşma yaptı. Bu tip konuşmalarla “başkanlık sistemi cumhuriyete karşı değil, rejim karşıtı değil; parlamenter sisteme, işleyişe karşı” mesajı vermek; başkanlık ısrarını siyasi olmayan, işleyişle ilgili yöntemsel-teknik bir mesele gibi sunmak istiyorlar. Tipik takiyecilik burada da karşımızda. “Kararlar hızlı alınır, hızlı uygulanır” mantığıyla. İsmail Kahraman tam da böyle bir ortamda “laiklik anayasadan çıkarılsın” diyerek bu kampanyaya zarar vermiş; gerçeği göstermiş oldu. Yani Saray ve çevresi ısrarla başkanlığı “rejim meselesi yok, sistem değişikliği” diye sunarken; Kahraman’ın çıkışıyla birlikte aslında başkanlığın “sistem meselesi değil, rejim değişikliği meselesi”yle ilgili olduğu açık şekilde görünürleşti. Böyle okumak gerektiğini düşünüyorum. Yeni anayasa ve başkanlık projesi, cumhuriyet karşıtı bir diktatörlük projesidir. “Parlamenter sisteme karşı otoriter başkanlık” gibi analizler eksiktir; inşa edilen rejimin “restorasyon” karakterini görmemektedir. Tarihsel olarak son yüzyılda her faşist hareketin, iktidar partisinin eninde sonunda faşist diktatörlüğü cumhuriyet öncesi bir imparatorluk tahayyülüne göre yeniden inşa ettiğini, böyle sunduğunu unutmayalım. Mussolini,rejimini Roma; Hitler Roma-Cermen imparatorluğunun devamı gibi yansıtıyordu ve araya giren cumhuriyet, demokrasi dönemlerini tarihsel kesinti olarak sunuyordu. İmparatorlukları yeniden inşa ettiklerini söylüyorlardı. “Restorasyon” böyle bir kavram. 21. Yüzyılda bunun ilk örneğini şimdi Türkiye’de izliyoruz.

Yıllardır Türkiye’de bir türlü aşılamamış bir mesele laiklik. Laiklik nedir? Özgürlükçü laiklik olur mu? Bize bunu anlatır mısınız?

Laiklik şu anda Türkiye’de olmayan şeyin adıdır. Birçok laiklik tanımı var; neyin laiklik olduğu üzerinden gitmek yerine, neyin olmadığı üzerinden gitmeyi ve böylece bir de tanımlar üzerinden ayrışmayı önlemeyi öneriyorum. Teorik tartışmanın ötesinde, hayatın kendisine bakalım. En iyi öğretici pratiktir, hayattır. Gündelik hayatın dinselleştiği, siyasi kararların dinle meşrulaştırıldığı, dinin devlet içindeki konumunun ayrıcalıklı hale geldiği; bir inancın-mezhebin tüm toplumsal-siyasal yaşamın kaynağına dönüştürüldüğü, işçi ölümlerinin kaderle açıklandığı, anaokulu çocuklarının tarikat kamplarına terk edildiği, cemaat-tarikat-vakıf adı altında yoksul aile çocuklarının adım adım “kindar” nesile dönüştürüldüğü, tek ayrıcalıklı okulun imam-hatip olduğu, rol model olarak öğretmenin yerini imamın aldığı yerde laiklik yoktur. Bunlara karşı alacağınız tutum ise sizin laiklik modelinizi belirler.

“LAİKLİĞİ DİNDARLIĞA KARŞI TANIMLAMAK YERİNE SİYASAL İSLAMCILIĞA KARŞI TANIMLAMAK GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

Toptan dine karşıtlık, inançlara karşıtlık zemininde değil ama inançların siyasal örgütlenmeyle tüm toplumu tektipleştirme projesine girişmesine karşı bir laiklik zemini gerekiyor bugün. Bu anlamda öncelikle laikliği dindarlığa karşı tanımlamak yerine Siyasal İslamcılığa karşı tanımlamak gerektiğini düşünüyorum. Bu birincisi; ikincisi “özgürlükçü laiklik” bugün AKP kadrolarının ağzındaki sakızdır; bunu geçelim. Türkiye’de her toplumsal alan ve ilişki dinsel ve otoriter temelde yapılanıyor. Hak ve özgürlükler askıda. Laiklik hak ve özgürlükler mücadelesinin temelidir; bu yoksa hak ve özgürlük mücadelesi de yok, kazanımı da. Bakın dincilik bir yandan Saray etrafında örgütlenirken diğer yandan işlevsizleşmiş Meclis’e geceyarısı kiralık işçilik, kölelik yasalarını geçirtiyor. Dincilik ve haraççı sermaye kolkola. Emekçinin hakları tasfiye ediliyor. Böyle bir ortam Yeni Ortaçağ’dır. Haraç ekonomisini hayırseverlik ve kadercilik bütünlüyor. Laikleşme mücadelesiyle özgürlük mücadelesi, emekçinin, kadının, çocuğun hak mücadelesi gündem olarak birbirinden asla ayrılamayacak düzeyde. Bu nedenle ben “özgürlükçü laiklik” gibi AKP içi tarifler yerine, laik bir özgürlük, laik haklar siyasetini önemsemek gerektiğini düşünüyorum, öneriyorum.

Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlık görevinden azledilmesinden sonra, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başbakana ‘hakkımı helal ediyorum’ demesi sosyal medyada yoğun tepkilere neden oldu. CHP liderinin bu açıklamasını nasıl yorumluyorsunuz?

Kemal Bey geldiğinden beri AKP’nin kurduğu yeni rejimin içinde bir muhalefet çizgisi izliyor; oradaki çatlaklara göre siyaset belirlemeye çalışıyor. Bu nedenle şaşırtıcı bulmuyorum bu açıklamayı. Ekmeleddin İhsanoğlu vakası neyi temsil ediyorsa, Davutoğlu’na hakkın helal edilmesi de bunu temsil ediyor. CHP’nin bugün tabanıyla tavanı arasında mesafe açılmış durumda. Orta katta yer alan, koşturan, mücadele eden kadrolar olmasa, yani bu taşıyıcı kolonlar olmasa bina çoktan çökerdi. Fakat artık bu kolonların bile taşıyamayacağı yükler var ülkenin önünde. Kemal Bey CHP’nin yüzünü halka, halkçı çözümlere doğru döndürmez, AKP içi çatlaklara göre siyaset üretmeye devam ederse sorunlar daha da büyür. Unutulmasın, meselemiz Kemal Bey ya da bir başkası değil; meselemiz çıkış yolu bulmak. Kemal Bey ya da bir başkası; ancak rotalı, programlı, kaptanlı bir gemi bizi limana sağlam yanaştıracak bu fırtınada. Bu yüzden üçüncü halkçı-demokratik atılım çağrısı yaptım; ısrarla “kişileri değil, programı ve çıkış yolunu tartışalım” vurgusu benimki.

Evet, ABC-Gazetesi’nde 23 Nisan’da yayınlanan yazınızda “üçüncü halkçı demokratik atılım zamanı” demiş, “hedefi küçült ve cepheyi genişlet” çağrısında bulunmuştunuz. Bu noktadan hareketle muhalefetin nasıl bir seçenek yaratması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Birinci atılım Mustafa Kemal ve Cumhuriyet Devrimi, ikinci atılım Ecevit halkçılığı ve sınıf hareketinin yükselişidir. Şimdi günün sosyal ve siyasal şartlarına göre güncellenecek üçüncü halkçı-demokratik atılım aşamasındayız. Önerimşu; ülkede büyük bir umutsuzluk hakim. Halk öncüsüz, çıkış yolunun yaratılabileceğine inanç azalıyor. Bu gidişe karşı duran, durmak isteyen geniş kitleler dağınık; ayrılıklar öne çıkarıldıkça da dağınıklık bölünmeyi pekiştiriyor. Muhalefet saflarındaki yönsüzlük ve seçeneksizlik Saray’ın en büyük gücüne dönüşüyor. Bunu aşma çağrısı. Herkesin kendisini bulabileceği ilkeli bir birlik, asgari bir kurucu seçenek önerisi. Halkçı; emeğe ve emekçiye saldırılar karşısında, gelir adaletsizliği, güvencesizlik, kölelik yasaları karşısında bir ekonomik-sosyal çıkış önerisi. Kamucu; Cengiz’in, Koç’un değil; kamunun yararını öne alan bir iktisadi yönelim. Demokratik; hukukun askıya alınmasını, düşünce ve ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün ezilmesini, rejimin tek elde diktatoryal yapılanmasını gören ve buna karşı yeni, demokratik bir gönüllü birlik sözleşmesi öneren, herkesi birleştirecek bir hukuki güvence rejimi; halkın hak ve özgürlüklerini arayabileceği bir yeni sözleşme. Laik; inananın da inanmayanın da haklarının garanti altına alındığı; devletin din aygıtı eliyle siyaseti, ticareti, gündelik yaşamı dizayn etmediği bir Türkiye. Bunlar bizim asgari program ilkelerimiz. Toplamı yenilenmiş bir cumhuriyet. Bu ilkelerde buluşabiliriz; hem de birçok farklı siyasi-ideolojik duruşu bu çerçevede asgari bir koalisyon içine taşıyabilir ve bir halk iktidarı seçeneği örebiliriz. Şartlar uygun; öncüsüz, örgütsüz ve ilkesiz olmaz sadece. Çağrım bu gidişe karşı duran herkesedir. Bu ilkelerde birleşemiyorsak, hiçbir şeyde birleşemeyiz. Hayat, çözebileceğimiz sorunlar karşısında hamleye çağırıyor. İleride bu hamleleri yapıp yapmadığımızla değerlendirileceğiz.

Son olarak okuyucularınıza ve sizi ilgiyle takip eden insanlara nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Umutsuz olmasın kimse; ülkemizi bu karanlıktan çıkaracağız. Zor zamanlar, büyük çıkışlara kapı açar. Bütün mesele bunu en az zararla atlatarak başarmak. Karşımızda bir suç örgütü var ve bırakmamak için her şeyi yapacak; yapıyor. Bunu görerek “ya hep beraber ya hiçbirimiz” diyeceğiz; birbirimize tutunacağız, çözümü bulacağız.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • AKP ilçe teşkilatı feshedildi19 Ağustos 2017 Cumartesi 12:52
  • CHP'nin olağan kongre takviminde revize19 Ağustos 2017 Cumartesi 09:49
  • Erdoğan talimatı verdi, istifalar başladı18 Ağustos 2017 Cuma 09:53
  • CHP'den AKP'ye MİT TIR'ları tepkisi17 Ağustos 2017 Perşembe 17:22
  • Modernite krizi17 Ağustos 2017 Perşembe 10:10
  • Biz Türkiye'yiz Plaftormu kuruldu16 Ağustos 2017 Çarşamba 23:13
  • AKP'li Şentop'dan erken seçim sorusuna yanıt16 Ağustos 2017 Çarşamba 21:53
  • MHP'den şaşırtan hamle: Oraya teşkilat binası açtılar16 Ağustos 2017 Çarşamba 20:21
  • Yeni parti için konuşulan isimler16 Ağustos 2017 Çarşamba 12:06
  • Erdoğan'ın cumhuriyeti silmesine hükümetten açıklama15 Ağustos 2017 Salı 18:54
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)