• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 25 °C

Devlet adamı kimdir?

Ender HELVACIOĞLU

Bu yazıda kesin bir olumluluk/olumsuzluk atfetmeden (daha doğrusu bu yargıyı okura bırakıp) sadece bir “tip”ten söz etmek istiyoruz. Konumuz devlet adamlığı. Dikkat: “devletin adamı” değil, “devlet adamı”. Bu ikisi arasında fark vardır. Evet, her devlet adamı aynı zamanda devletin adamıdır; ama devletin her adamı devlet adamı değildir (bir örnek vermek gerekirse, Süleyman Demirel ile Sedat Peker arasındaki farktır bu). Bizim ele alacağımız: “devlet adamlığı”.

GENEL DÜNYA GÖRÜŞÜ
Devlet adamına göre tarih, devletler arası veya devlet-içi mücadelelerin tarihidir. Hani Marksistler der ya, devletler arası mücadele aslında sınıflar arası mücadelenin bir tezahürüdür. Ona göre bu yanlıştır. Tersine, sınıflar arası mücadele denen şey, aslında devletler arası veya devlet-içi mücadelenin tezahürüdür, onun alt katlardaki yansımasından ibarettir. Yani devlet adamına göre asıl politik sahne toplum değildir, devlet katlarıdır. Dolayısıyla bütün dikkatini devletler arası veya devlet içi mücadelelere verir.

Devlet adamına göre, devlet mutlaktır, süreklidir. Devletin kendine özgü bir evrimi vardır. Derinden gelen bir evrim… İktidarlar da değişse, devrimler de olsa o evrim aynı çizgide sürer. Devlet adamı evrime karşı çıkmaz, ama mutasyonu sevmez. Evrimin düz bir çizgi doğrultusunda, oraya-buraya sapmadan sürmesinden yanadır. Yani “hizaya sokulmuş” bir evrimden yanadır.

Devlet adamına göre, devlet sınıflar üstüdür, ideolojiler üstüdür, dinler üstüdür, politikalar üstüdür, iktidarlar üstüdür. Her şeyin üstüdür.

Devlet adamı muhafazakârdır. İdeolojiler ve politikalar üstü bir muhafazakârlıktır bu; sağcılıkla solculukla, ilericilikle gericilikle, dincilikle laiklikle alakası yoktur. Devleti muhafaza etme anlamında bir muhafazakârlıktır onunki. Hayatını devleti muhafaza etmeye adadığı için, muhafazakârdır.

Devlet adamı otoriterdir. Çünkü bir otoriteyi temsil etmektedir, o otoritenin bir parçasıdır; hem de tartışılmaz bir otoritenin. Otoritesini en yüce varlıktan, yani devletten aldığı için, bu otorite tartışılmaz ve sorgulanmazdır. O, devletin temsilcisidir, nasıl tartışılabilir ki…

Devlette demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi kavramlara yer yoktur. Devlet zaten “resmi zor” demektir. Bu “zor”, hem devlet tarafından toplum üstünde hem de devletin kendi iç işleyişinde geçerlidir. Devlette kesin itaat, emrin demiri kesmesi, adanmışlık, feda vardır. Devletin bu işleyişi devlet adamının ideolojisini ve kişiliğini de belirler.

Devlet adamı -devlet her şeyin üstü olduğu için- her şey olabilir: Sağcı da solcu da, demokrat da despot da, dinci de laik de, Türkçü de Kürtçü de… Kim yaşamında bunların hepsi olabilmişse, bilin ki devlet adamıdır. Hepsini devlet için, devlet görevi olarak yapmıştır, yoksa o ideolojiyi benimsediği için değil.

Devlet adamının devlet adamı olduğunu anlamayanlar onun “dönek” olduğunu sanır. Oysa o, devleti için “dönmüştür”. Zaten has bir devlet adamı hiçbir zaman dönmez. Dönen devlettir. O, devletle birlikte döner.

Dolayısıyla devlet adamını anlamak için, döndüğü şeyleri değil, dönmediği şeyi anlamak gerekir. Devlet adamı her şeyden dönebilir, tek bir şeyden dönmez: devlet. Hangi devletten dönmüyorsa o devletin adamıdır.

Devlet adamı olasılıkların değil, zorunlulukların (mecburiyetlerin) adamıdır. Çünkü en büyük “zor”un temsilcisidir. En üst yasaya bağlıdır, onun uygulayıcısıdır. Devlet adamı olmayanlar bu zorunlulukları anlayamazlar, boş yere olasılıklar peşinde koşarlar.

DEVLETLE İLİŞKİSİ
Devlet adamı, kendisini devletine adar. Devletin bekası söz konusuysa gerisi teferruattır. Devleti için her şeyi yapar (“Devlet uğruna kurşun atan da yiyen de şereflidir”). Tek ilkesi vardır: devletin bekası. Etik ilkesi devlet etiğidir. Devletçi makyavelisttir.

Devlet adamı devlet-içi çatışma dönemlerinde zarar görebilir, hatta cezaevine girebilir. Çatışma durulduğu zaman dışarı çıkar(ılır). Devlet adamının içeri girerkenki çizgisi ile çıkarkenki çizgisi genellikle farklı (hatta zıt) olur. Devletin yeni ayarını alır, çıkar. Bunu anlamayanlar onu dönek sanır. Hayır, dönek değildir; ayar almıştır.

Devlet adamı, devleti kim yönetiyorsa onun yanında olur. Devleti önceden zıt düştüğü birileri yönetse bile bu durum değişmez. Şöyle bir mantığı vardır: Siz devleti ele geçiremezsiniz; öyle sansanız bile aslında devlet sizi ele geçirmiştir. Devleti yöneten kişi devlet tarafından ele geçirilmiş, devlet olmanın zorunlulukları tarafından teslim alınmış demektir. Dolayısıyla kader ortaklığı oluşmuş, aynı mevzide buluşulmuştur.

Devlet, devlet adamının sahibidir. Devlet adamı da ülkenin sahibidir.

TOPLUMA YAKLAŞIMI
Devlet adamına göre insanlar ikiye ayrılır: Devletini sevenler ve sevmeyenler.

Devlet adamına göre, onun devletini sevmeyen kesinlikle başka devletin adamıdır, başka bir şey olmasına olanak yoktur. Çünkü ona göre eğer deli değilse herkes “devletsever”dir; ya onun devletini ya da başka devleti. Ortası yoktur. Bu devletin adamı değilsen, başka devletin adamısın demektir.

Devlet adamına göre vatan, devlet demektir. Devletini seven vatanseverdir, sevmeyen vatan haini veya vatansız. Vatanseverliği devletseverlik ile sınırlıdır.

Devlet adamına göre, devlet milletin billurlaşmış (yoğunlaşmış) ifadesidir. Devlet adamı milliyetçidir. Ama devletçilik bağlamında milliyetçidir. Millet, bir devlet kurgusudur; dolayısıyla devlet olmadan millet olmaz. Devlet milleti ‘zor’ ile kurar.

Devlet adamına göre devlete ters düşmüşsen millete de ters düşmüşsün, yani “gayri milli” olmuşsun demektir.

Devlet adamı her zaman tetiktedir. Etraf devlet düşmanları ve yıkıcılarıyla doludur, devlet her an saldırı altındadır, dolayısıyla her zaman savaş düzeninde olmak gerekir. Savaş düzeninde olmak, tartışma, sorgulama, eleştiri, demokrasi gibi kavramları ister istemez dışlar: “Devlet (ülke, vatan vb) tehlikedeyken siz nelerle uğraşıyorsunuz?”

Savaş düzenindeyken haksızlıklar teferruata dönüşür. Devlet adamına göre savaş sürekli olduğu için, hak ve adalet mücadelesi sürekli teferruattır.

Devlet adamı iç çelişmelerden hoşlanmaz, hatta nefret eder. Ona göre iç çelişmelerin keskinleşmesi, dış güçlerin oyunudur. İç çelişmeler tabii ki vardır ama önemsizdir; baş çelişki her zaman dış çelişmedir. İç çelişme, dış çelişme adına göz ardı edilebilir, feda edilebilir. 

Devlet, kendi iç çelişmelerini kendi çözer, halkı fazla karıştırmaz. Halkın ancak taraftar olarak bir işlevi olabilir, o da çok gerekirse…

Devlet adamı halkı sevmez, güvenmez. Harekete geçen halkı ise hiç sevmez. Ona göre halk, devlet kadar berrak ve sağlam değildir; yanlış yollara sapabilir, provokasyona gelebilir, düşman güçler tarafından yönlendirilebilir. Halka güven olmaz. Halk güdülmelidir. Devlet adamı çobandır. Başında bulunduğu topluluğu çoban gibi yönetir.

Ülkede bir şey yapılması gerekiyorsa onu devlet yapacaktır. Halkın kendi başına o şeyi yapmaya kalkması kabul edilemez; çünkü yüzüne gözüne bulaştırır. (“Bu ülkeye komünizm gerekiyorsa, onu da…”)

Devlet adamı halka karşı şefkatlidir. Büyüklük gösterir, hatalarına göz yumar (“Yollar yürümekle aşınmaz”). Halk ısrar ederse, sopa göstermek de büyüklüğün gereğidir (“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”). Devlet adamının halk ile ilişkisi geleneksel babanın çocuğuyla veya geleneksel kocanın karısıyla ilişkisine benzer.

Devlet adamına göre devlet gücünü halktan almaz, halk gücünü devletten alır.

***

Bu konunun daha pek çok boyutu var. Örneğin: “Devlet adamı türleri”, “Devlet adamı nasıl iktidar olur?” veya “Nasıl devlet adamı olunur?” gibi. Ama yerimiz bitti; bunları da başka bir yazıda ele alırız.

 

 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)