• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 17 °C
  • Antalya 19 °C

Diktatör düşerken maval okuyan yandaş

Diktatör düşerken maval okuyan yandaş
ABD’den daha da yalnızlaşarak Erdoğan, yandaşlarınca “güven unsuru” olarak gösterilmeye çalışılıyor. Sabah, yabancı sermayedarların Erdoğan sayesinde ülkeye geldiğini iddia ederken veriler bunun aksine büyük bir çıkış yaşandığını ortaya koyuyor

Çağlar Tekin

Bugün yandaş basının tamamında düşen diktatörün, Erdoğan’ın savunusu yapıldı. ABD’ye yalnız giden ve daha da yalnızlaşarak dönen Erdoğan belli ki dönüşte talimat vererek ülke içinde güven sağlamayı deniyor tekrar. Güven sağlamanın geleceği belirsizken yandaşın yalanına bir göz atabiliriz. Erdoğan basınının en “önemli” mecralarından Sabah “gazetesi” “Erdoğan güveniyle Türkiye’ye geliyoruz” manşetiyle çıktı. Sözkonusu manşet yabancı sermayedarların Türkiye’ye sadece ülkeye güvenerek değil, esasen Erdoğan’a güvenerek geldiğini iddia ediyor.* Bu tez, Erdoğan’ın “Ben gidersem ülke bölünür, yok olur, ben Türkiye’yim” söyleminin altını doldurmaya ve gidişi geciktirmeye yönelik. Böyle bir yalanın kimseyi ikna etmeyeceğini bilen diktatör, sadece uzatmaları oynamaya çalışıyor. Uzatmadan yandaş yalana geçelim. Sabah, manşetinde, “21 dünya devi şirketin Başkan ve CEO’su Washington’da en çok Türkiye’ye ilgi gösterdi. Ortak kanaatleri şuydu: ‘Sadece Türkiye’nin gücü değil, Erdoğan’ın verdiği güven duygusu bizi ülkenize yönlendiriyor.’

Haberin devamı ise Erdoğan’ın atadığı bürokratların Erdoğan’ı övmesinden ibaret. Herhangi bir veri dahi içermiyor. O vakit, veri kullanımını biz yapalım. Açık söylemek gerekiyor, Türkiye’ye yatırım yapılmıyor.

12921067_10153478531184212_1597781233_n.jpg

Küçülen Türkiye, “Yeni Türkiye”

Geçen yıl yabancı portföyündeki net çıkış 9.4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam 2001 ve 2008 krizlerinden dahi büyük bir çıkış olduğunu ifade ediyor. Hatta, aynı rakam Türkiye tarihinin en büyük yabancı sermaye kaçışı anlamına geliyor. Bu sene için ABD’nin faiz artırımı yapacağını da göz önüne alırsak daha büyük bir kaçışla karşı karşıya kalacağımızı öngörmek müneccimlik olmasa gerek.  

Geçtiğimiz sene yaşanan sermaye çıkışının bir krize sebep olmamasının altında 16 milyar 750 milyon dolarlık doğrudan sermaye girişi ve Merkez Bankası’nın rezervlerinin dış açığı kapatması yatıyor. 2007 yılı 22 milyar dolarla en büyük sermaye girişine sahne olurken 2008’de 19.7 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Ardından yaşanan dünya finansal krizinin de etkisiyle 2009’da 8.6 milyar dolar, 2010’da 9 milyar dolara kadar düştü. 2011’de 16 milyar dolara yükselen sermaye girişi sonraki yıl düşüşe geçti ve 2012’de 13 milyar doların biraz üzerinde kaldı. 2013 hemen aynı seviyede kalan yatırımlar 2014’te de seviyesini biraz azalarak korudu. 2015’te ise dış yatırım 16,754 milyar dolara ulaştı. 2016 ise ilk verilere bakıldığında kabus gibi geçeceğe benziyor. 2015 Ocak ayında 1.727 milyar dolar olan sermaye girişi bu sene 620 milyon dolarda kaldı. Üstelik bunun hemen yarısı gayrımenkul alımı olarak gerçekleşti. Ancak, Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye girişi öncelikle gayrimenkul alımı etkisi altında olduğu için ülkeye ciddi bir katkı sunmaktan uzak kalıyor. Öyle ki gayrımenkul alımı üzerinden giren sermaye 4 milyar doların üzerine çıkmış durumda. İkinci kalem ise özelleştirme. Bu iki kalem istihdam yaratmaktan uzak olduğu için ekonomik refah için bir alan da açmıyor.    

Ortalamayı düşüren Erdoğan

Bu rakalar ise aldatıcı olmamalı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde AKP öncesi döneme ait ortalama (1950-2002) büyüme rakamı 5,1 iken AKP iktidarları döneminde 4,7’de kalarak ortalamanın altında kaldı. Üstelik söz konusu dönem ABD kaynaklı para bolluğuna sahne oldu. Üstelik 2015’te büyüme yüzde 4 olarak gerçekleşirken 2016 daha da kötü bir dönem olacağını şimdiden göstermiş durumda.

AKP iktidarları döneminde büyümenin neden düşük olduğuna dair en önemli neden ise gelen sermayenin ya gayrımenkul gibi “ölü yatırım” olarak gerçekleşmesi yada büyük oranda özelleştirme ve şirket-tesis alımı gibi alanlarda gerçekleşmesi. Bu sermaye girişi büyümeye etki yaratmayan, hatta dış bağımlılığı artırarak ülkeyi daha hassas hale sokan bir durumda.

Daha kötü olan ise sözkonusu sermaye girişine rağmen büyüyen açık. 2015 yılına baktığımızda Merkez Bankası 16 milyar dolar rezerv kullanarak cari açık kapattı. Bu durum sürdürülebilir olmaktan uzak. Sadece sermaye yönünden baksak dahi diktatörün güvensiz, hukuksuz, insan haklarını hiçe sayan ülkesi yeni sermaye girişi için herhangi bir yeteneğe sahip değil.

*http://www.sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2016/04/04/erdogan-guveniyle-turkiyeye-geliyoruz

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)