• BIST 106.449
  • Altın 146,739
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1792
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 35 °C
  • İzmir 37 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 30 °C

Dindar bir heykeltraş neden nü yapar?

Dindar bir heykeltraş neden nü yapar?
'Beş yüz yıl önce Papa ve onun haşin Kardinallerini ikna edebilen dindar heykeltraş Michelangelo, anlaşılan her dinden ortadoğulu müminleri ikna edememiştir günümüzde'

Şair ve yazar Bahadır Bayrıl ABC Gazetesi için yazdı...
Kimi aylak kimi ise meraklı bazı Floransalılar, 1504 güzünde sokaklarda yağlı kalaslar üzerinden kaydırılarak ilerletilen bir tahta kafesi izlemeye başladılar. Neredeyse 6 metreye varan yüksekliğiyle ağır kafes ve içindeki kütle dikkat çekmeyecek gibi değildi. Dört saat süren bu zorlu yolculuk Palazzo della Signoria ’nın tam önündeki Piazza Signoria’ da sona erdiğinde takvim yaprakları 8 Eylül 1504’ü göstermektedir. Kaidesi üzerine konup heykel açıldığında meydanda merakla bekleyen kalabalıkta büyük bir şaşkınlık nidası kopar. Hayranlık, şaşkınlık ve kızgınlık. Hepsi birbirine girmiştir bu seslerde.

Michelangelo’nun Davut heykeli işte böyle açıldı. Yapımı zorlu üç yıl sürmüştü. Heykelin yapıldığı mermer blok’un atölyeye götürülmesinin yaratacağı zorluğu Michelangelo bloğun üstüne tahta bir baraka yaparak aşmıştı. Mermer bulunduğu yerde işlenmişti. Yani aslında mermere gömülmüş olan form, ‘fazlalıkları atılarak’ mermerin içinden adeta doğmuştu. Ve bu heykeli bitirdiğinde Michelangelo henüz 26 yaşına yeni girmiştir.

Beş metreyi aşan boyuyla Davut heykeli Floransa’da yaşayan herkesin hayranlığını kazanır. Sanat tarihçileri ise bu heykelin Pieta ve Musa heykelleriyle birlikte Michelangelo’nun en önemli eserlerinden biri olduğunu teslim ederler. Aynı zamanda Rönesans heykelinin başyapıtlarından biri olduğunu da… Kadim Yunan ve Roma heykelinin bütün o klasik ağırbaşlılığını yeni bir etki düzeneğiyle üretir Michelangelo…

Bir kere müthiş bir ustalık, zanaat boyutunda mükemmellik söz konusudur. İkincisi contrapposto (karşıtlama) tekniğiyle  heykelin bir kütlesini öne öbürünü ise arkaya çekerek bu iki kütle arasında dinamik bir gerilim yaratır. Heykel ‘donuk’ ve ‘statik’ olmaktan çıkarak, hareket, dinamizm kazanır. Pieta ve Musa heykellerinde bu dinamik, dışavurumcu tarz, Michelangelo sonrası heykelcileri de derinden etkiler. İlerleyen yüzyıllarda barok heykelciler bu dinamizmi uçuculuk izlenimi yaratacak kaotik hareketlere kadar götürürler.

Davut heykelinin getirdiği başarı Papa II. Julius’un dikkatini çeker. Papa hırslı biridir. Sistine Şapeli aynı zamanda onun mezarı olacaktır. Bu yapının onun şanına tanıklık etmesi için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Michelangelo’nun yeteneği Papa’nın gözlerini kamaştırır. Fakat bir sorun vardır. Michelangelo kendisini bir “heykeltraş” olarak görmektedir. Bir ressam, bir fresk ustası değil.

Gerek Papa’nın zorlaması (ucunda aforoz tehditi bile vardır) gerekse o dönem kendi kuşağının ressamlarının özellikle de Rafael’in bu konuda başarılı olamayacağını iddia etmesi Michelangelo’nun bu işi bir meydan okumaya dönüştürmesine yol açar. Sistine Şapeli’ndeki 520 metrekarelik alanda, konuları Eski Ahit’ten alınan (Havva, Adem’in Yaratılışı, Nuh Tufanı, vb)  toplam 9 fresk pano ve  mitolojik yan unsurlarından oluşur bu eser. Dört yılda yapar Michelangelo bütün  tavanı. Bu süre içinde de sürekli Papa’nın takibi, kontrolü ve tacizi altındadır. Sık sık kavga ederler. Papa, bir an önce bitmesini istemektedir eserin…

Michelangelo ise meydan okumanın verdiği hırsla bir ilk’in titizliği içindedir. O kadar ki, panoların çizimlerini oluşturup, yerlerine yerleştirip boyamalarının yarısını bitirdikten sonra bir gece gördüğü kabus üzerine Michelangelo bütün yaptıklarını siler. Papa küplere biner. İki yıla yakın bir süre geçmiştir çünkü bu arada. Uzatmayalım. Kendinden geçercesine bir tutkuyla geceli gündüzlü çalışılan iki yıldan sonra şapelin açılışına birkaç gün kalır.

Papa, çıkan dedikodulardan rahatsızdır. Bir sabah erkenden kardinallerini alarak şapele gelir… Eseri onlarla paylaşmak ister… Tavan resimlerinin etkisine ilk kez maruz kalan Kardinaller şaşkınlığa düşerler… Bir kısmı yere yığılıp dua eder, bir kısmı ise homurdanarak “bu bir küfür, kutsal kiliseye yapılmış bir küfür” diye söylenirler.

Papa, kurnazdır. Döner ve “Michelangelo’ya bir soralım” der, “Tanrı’yı ve Adem’i niye böyle çıplak yapmış?”... Kardinallerin delici, küçümseyici, tiksinen bakışları Michelangelo’ya kilitlenir… Michelangelo, elindeki kutsal kitabı uzatır onlara ve ezberden ayetleri okumaya başlar…Çünkü eski Ahit insanları çıplak betimlemiştir. Çünkü henüz günah yoktur. Adem ile Havva henüz günaha bulaşmamışlardır. Ve Tanrı, insanı kendi suretinde yarattığını söylemektedir kitabında. İnsana kendi nefesinden can üflediğini…

Bu savunma Kardinalleri afallatır. Sözlerini şöyle tamamlar Michelangelo; “Saygıdeğer Kardinaller, bu hikayeleri Tanrı’nın kitabı böyle anlatıyor, eğer Tanrı’nın kitabını tahrif etmemi istiyorsanız inançlı bir hristiyan olarak bütün bu resimleri gözüm kapalı silmeye razıyım” … Papa, istediği yanıtı almıştır. Kardinaller bu teolojik tartışmayı kazanamayacaklarını anlamışlardır.

Yıllar sonra Floransa şehri, Kudüs’ün kuruluşunun 3000’inci yılı kutlanırken (1996) şehrin fatihi Davut’un heykelinin bir kopyasını Kudüs’e hediye eder. Kudüs’te büyük bir tartışma çıkar. Diğer din ve mezhepler heykel’i  ‘pornografik’ olarak tanımlamıştır. Hatta fiili çatışmalara varınca olaylar bunun üzerine Floransa meclisi kopyayı geri alır, tamamen giyinik bir Davut heykeli hediye eder Kudüs’e…

Beş yüz yıl önce Papa ve onun haşin Kardinallerini ikna edebilen dindar heykeltraş Michelangelo, anlaşılan her dinden ortadoğulu müminleri ikna edememiştir günümüzde...

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)