• BIST 105.101
  • Altın 147,354
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1874
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 30 °C

Diyanetin Vebali

Diyanetin Vebali
"Gelinen noktada hakikat bu kadar açıkken, Diyanetin hala bildiğini okuması büyük bir yanlış ve dahi vebaldir. "

Aydın Tonga / Araştırmacı Yazar
“Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikahını düşürür mü?” sorusuna verilen cevap sonrasında tabiri caizse ortalık alt üst olmuş, başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere pek çok üst düzey yetkili konu ile ilgili hassasiyetlerini bildirerek, bu sorunun cevabını kamuoyuna taşıyan mecraları sert bir dille eleştirmişlerdi.  Anılan hadise ile ilgili yeni bir gelişme daha yaşandı. Öyle ki Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan, Diyanet’teki fetva krizi ile ilgili kurumun Bilgi İşlem Daire Başkanının açığa alındığı duyurdu.

    Öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor ki, yetki sahipleri açığa alma kararı ile verilen fetvanın arkasında durmadıklarını gösterdiler. Bu anlamda olumlu bir davranış da sergilemiş oldular. Ama bu davranışı, söz konusu fetvayı gündeme getirenlere suçlama yöneltmeden önce gerçekleştirmeliydiler. 

    Geçelim.

   Dediğimiz gibi söz konusu fetva ile ilgili bir yetkilinin görevden alınması önemli bir adımdır. Zira böylesi bir fetvanın yayınlanmasından sorumlu olan her mecra, yetkisi oranında suçludur. Fakat mesele göründüğünden çok daha vahimdir.  Çünkü söz konusu fetvaya dayanak olarak öne sürülen görüşler başta olmak üzere silahlı İslamcı yapıların görüşlerinin ana dayanak noktası fıkıh, hadis ve tefsir kitapları ile bu kitaplar üzerinden gelişen mezheplerdir. Ve ne yazık ki, Diyanet kendisine yöneltilen soruların çoğuna andığımız bu kaynaklar ışığında yanıt vermektedir. Dolayısıyla, diyanet sorunların kaynağı olan bir külliyata yaslanarak, egemen bağnaz İslam anlayışına da hizmet etmektedir.

   Bakın, bırakalım o fetvayı, bugün din adına engizisyon mahkemeleri gibi günlük cinayet işleyen, diri diri insan kesen IŞİD caniliğin arkasında bile o külliyat ve mezhepler yatmaktadır. Bu sadece bizim görüşümüz değildir. Dahası bu görüş bile değildir. İncelendiğinde andığımız örgüt ile mezheplerin görüşlerinin çoğu noktada örtüştüğü açığa çıkacaktır. Dahası İslam İnancı alanında çalışma yürütün pek çok isim de bu gerçekliği teslim etmektedir. O isimlerden bir kaçının görüşünü gelin hep birlikte okuyalım:

Prof.Dr. Abdülaziz Bayındır: 
IŞİD’in yaptığı, mezheplerin yaptıklarından farklı değildir. Hadis ve Tefsir kitapları ile dini açıklamaya kalkışanlar, dürüst olsunlar, gidip IŞİD’le birlikte savaşsınlar.

Prof.Dr. Hasan Onat:
IŞİD’in kullandığı dini kaynaklar bugün kullanılan egemen dini kaynaklar arasında yer almaktadır.
İhsan Eliaçık: IŞİD’in zihniyeti hadis vb kitaplardan beslenmektedir.

Mustafa İslamoğlu:
IŞİD’in yerinde olsanız siz de aynısın yaparsınız. İŞID’in  o dayandığı geleneksel fıkhı eleştirin hadi. Yok. Oraya gelince bizi, yani Allah’ın kitabına aykırı olan rivayetleri, içtihatları eleştiren ve ayıklamaya davet eden bizleri tekfir ediyorlar, iftira kampanyaları açıyorlar, ötekileştiriyorlar ve giderek şeytanlaştırıyorlar. 

Ali Rıza Demircan:
IŞİD’in uygulamalarına baktığımızda birçok alanda geleneksel fıkhımızla örtüştüğü görülmektedir.

    Yukarıda alıntılamaya çalıştığımız görüşlerden de anlaşılacağı üzere bugün bağnazlık üreten, kadın düşmanlığı başta olmak üzere pek çok konuda hastalıklı bir görüş öne süren din anlayışının ve hatta cani örgütlerin itikadi yaklaşımlarının arkasında, “dini bir külliyat” yatmaktadır. Yine bu külliyata dayanan mezhepler, bugünün hakim İslam anlayışını desteklemektedir. Hal bu iken, Diyanet’in hala sorulara mezhep âlimlerinin görüşleri temelinde yanıt vermesi, bir meselenin doğruluğunu ya da yanlışlığını mezhep görüşüne dayanarak açıklaması anlaşılır bir durum değildir.

  Birkaç örnekle bu durumu somutlaştıralım. Örneğin diyanet kendisine yöneltilen “Gelin kayın pederi tarafından tacize uğrarsa nikahı düşer mi?” sorusuna şöyle bir yanıt veriyor “Kayınpederi tarafından cinsel tacize uğramış gelin ile kocası arasında evlilik Hanefî mezhebine göre sona erer. Ancak, Şâfiî ve Mâlikî mezheplerinin bu konudaki görüşü ile amel etmek de mümkündür.”   

 Yine "Kadın kadına imamlık yapabilir mi?" sorusu da benzer bir perspektifle açıklanıyor. Birlikte okuyalım: 
“Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre bir kadının, kadınlara imamlık yapmasında hiçbir sakınca yoktur. Hanefî mezhebine göre kadının, kadınlara imamlık yapması caiz olmakla birlikte, mekruhtur; Mâlikîlere göre ise caiz değildir. Kadının kadınlara imam olarak namaz kıldırması halinde, cemaatten öne geçmeyip, diğer kadınların hizasında/arasında durması gerekir”   

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Fakat burada daha önemli olan bir husus var ki, Diyanet daha baştan mezhepleri otoriter ve egemen kimlikleri ile kabul ediyor, onların meşruluğunu teslim ediyor. Üstelik bunu ülkenin en büyük dini otoritesi olarak yapıyor.“Muayyen bir fıkıh mezhebine bağlanmak dinî bir zorunluluk olmayıp, kişinin dinî hayatını yaşarken kolaylık ve kendi içinde tutarlılık arzusunun doğal bir sonucudur." Diyanetin mezhepler konusunda, halka cevaben kaleme aldığı yanıtlardan biri bu işte. “Kişi, dinini kolaylık içerisinde ve tutarlılık dileği ile yaşamak isterse, kendisini mezheplerin içinde bulurmuş”;  anlaşılır gibi değil ama mezheplerin İslam inancı adına ortaya koyduğu hükümler, felsefi ve itikadi inanç anlayışı bilinmiyormuş gibi böyle yanıtların verilmesinde bir beis görmüyor Diyanet.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, dünün ve dahi bugünün silahlı, bağnaz ve totaliter İslamcı yapılanmalarının mühimmat deposu sözünü ettiğimiz bu mezhep ekolleri, tefsir ve hadis kitaplardır. Bugün din devleti temelinde hareket eden hangi İslamcı yapıya giderseniz gidin bu gerçeklikle karşılaşırsınız. Ve dahası andığımız külliyat onların izlediği çizgiye yönelik bir kuramsal din anlayışı da sunmaktadır. Gelinen noktada hakikat bu kadar açıkken, Diyanetin hala bildiğini okuması büyük bir yanlış ve dahi vebaldir. 

O vebalin doğurduğu sonuçları görmek için yakın çevremize bakmak bile yeterli olacaktır. 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • Antep'te çapkınlığa kalkıştım canımı zor kurtardım03 Eylül 2017 Pazar 16:15
  • Bayramları sever miyim?01 Eylül 2017 Cuma 11:03
  • Seni ikinci Ekmeleddin yaptırmayacağız İslamcı eskisi müteahhit Levent!28 Ağustos 2017 Pazartesi 16:18
  • Antep27 Ağustos 2017 Pazar 16:02
  • Memleket yanarken kurultay yapmak26 Ağustos 2017 Cumartesi 13:11
  • Hocam Şükrü Kızılot25 Ağustos 2017 Cuma 14:19
  • Heykellere saldırı24 Ağustos 2017 Perşembe 10:31
  • Kerameti atlette aramak23 Ağustos 2017 Çarşamba 22:29
  • Şeriat soslu neo-faşist tırmanışı durdurmak!21 Ağustos 2017 Pazartesi 20:32
  • Cumhuriyet devrimleri, demokrasi ve Kürt sorunu ilişkisi17 Ağustos 2017 Perşembe 13:45
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)